|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ben Hürriyet gazetesinin yalancısıyım. Refikimiz, neo-CHP'li Kemal Derviş'le, Genelkurmay 2'nci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt arasında geçen (geçtiği varsayılan) bir konuşmaya yer veriyor. Konu, türban. Derviş, "Bilkent'te türbanlı ve mini etekli iki kızın çok iyi arkadaş olduğunu gördüm" diyor, "Üniversitede türbana hoşgörü iç barışa katkı sağlar." Büyükanıt şu cevabı veriyor: "Türbanlı iktidara gelirse hoşgörü göstermez..." Derviş'in bireysel özgürlüklerden yana olduğunu ve demokrasilerde her görüşün "temsil edilmesi gerektiğini" söylemesi, anlaşılan Büyükanıt'ta olumlu makes bulmuyor. Mümkündür... Vatandaş Büyükanıt, türbanlıların "demokrasilerde gerekli hoşgörüye sahip varlıklar" olmadığını düşünebilir ve bu görüşlerini söz hakkı düşürebildiği, yani yasal olarak bu imkana sahip olabildiği her ortamda özgürce seslendirebilir. Hatta görüşlerini bir siyasal parti çatısı altında örgütleyebilir. Bu onun hakkı. Ben de tam tersini düşünüyorum örneğin. İnsanların inancından, felsefesinden, kılık-kıyafetinden dolayı yargılanmasını ve toplumsal hayattan tard edilmesini, hele bu "demokrasi" adına yapılıyorsa, yanlış ve "tehlikeli" buluyorum. Ancak, takıldığım iki nokta var. Birincisi, Derviş bu konuyu niçin Büyükanıt'la konuşma gereği duyuyor? Büyükanıt, "türban yasağı"nın tarafı mıdır? Ya da yasakların yumuşatılması konusunda başvurulacak (başvurulması gereken) bir merci midir? Türkiye, iyi kötü, demokratik bir ülke. Bir anayasası var... Yarım yamalak işlese de, anayasanın vazettiği bir "kuvvetler ayrılığı" ilkesi var... Hatta bir Başbakanı, bir Bakanlar Kurulu, bir "parlamento"su, son yıllarda siyasallaştığı yönünde suçlamalara maruz kalsa da bir adalet mekanizması var... Bu "hiyerarşik" yapı içinde, Derviş, niçin türban meselesini bu konuda taraf olmaması gereken bir bürokratla tartışıyor, tartışma gereği duyuyor? Bu sorunun cevabını önce Büyükanıt, sonra Derviş vermeli. Çünkü, "demokratik özgürlükler" konusunda hangi noktada bulunduğumuzu, bu sorunun cevabı belirleyecek. İkincisi şu: Büyükanıt, "türbanlının, iktidara gelmesi durumunda, başkalarına hoşgörü göstermeyeceğini" söylüyor. Bunu da, muhtemelen, "türban yasağına gerekçe" olarak öne sürüyor İyi de, başkalarının özgürlüğüne sahip çıkmak, diğer başkalarına yönelik yasağı savunmayı mı gerektiriyor? Türbanlının "başkaları"na yapacağını varsaydığımız şeyi, türbanlıya yaparak mı demokratik özgürlükleri sahipleneceğiz? Ya da bazı yasakları meşru, bazılarını gayrımeşru mu sayacağız? Yasağın dini, ırkı, cinsiyeti, ideolojisi olabilir mi oysa?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |