|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçen haftanın son Kulis'i ilginç bir 'intihar ettirilme' hikâyesiydi. Olay 1953 yılında geçiyordu. CIA'de çalışan Frank Olson adlı bir bilimadamı örgütün mahkumlar üzerinde yürütülen deneylerini görünce rahatsızlık duymuştu. CIA'yi terk etmek isteğini dile getirdiği günlerde, New York'ta kaldığı 10. kat otel odasından aşağı atlamıştı Olson. Oğlu, bugün, yeni bulgular ve tanık ifadelerine dayanarak, "Babam intihar etmedi, öldürüldü" diyor... Psikiyatri eğitimi almış oğul Eric Olson, CIA'nin 1950'li yıllarda yayımladığı 'suikast el kitabı'nı da eline geçirmiş bulunuyor; orada, "En ideal suikast, hedefi, 25-30 m yukarıdan sert bir zemine bırakmaktır" deniliyor... Olson Ailesi, 1975'te, "Dosya açılsın" kampanyası başlattıklarında, o sırada Beyaz Saray'da genel sekreter olan Donald Rumsfeld (bugünün savunma bakanı) ile başkan danışmanı Dick Cheney (bugünün başkan yardımcısı), "Sakın ha! Ulusal güvenlik tehdit altına düşer" diyen bir not sunmuşlar başkan Gerald Ford'a... Kulis'te, Eric Olson'un olayı yeniden kamuoyu gündemine taşıma çabalarına New York Times'ın nasıl engel olmak istediğine de geçerken değinmiştim... Hâlâ hatırlamadınızsa, yazımı okumamışsınız demektir; eh bir göz atın artık... (Yeni Şafak, 23 Ağustos 2002). Tam da yazımın çıktığı gün garip bir şey oldu: New York Times (NYT) gazetesinin iş dünyası ve mâlî piyasalar editörü Allen R. Myerson'un cesedi, çalıştığı 15. katın önündeki yükseltiden aşağıya düşmüş olarak yandaki garajın üstünde bulundu. Polisin ilk tespitine göre Myerson intihar etmiş... NYT'ta editörlüğe getirilmek için insanın aklının fena halde başında olması gerekiyor. Harvard mezunu, daha okul günlerinde gazeteciliğe başlamış biriydi Myerson; evliydi, 47 yaşındaydı ve 1989'dan beri de NYT'ta çalışıyordu. Birkaç ay önce, "Kişisel yatırımın yeni kuralları: Değişen ekonomide zenginleşmek için uzman rehberi" adlı kitabı çıkmıştı... Son aylarda, görevi gereği, Enron ve WorldCom gibi skandallar konusunda yazıp duran böyle birinin, çatıdan atlayarak hayatına kıymasına, "Acaba intihar mı ettirildi?" kuşkusuyla yaklaşanlar çıkmasını doğal karşılamak gerekiyor... "Neden doğal karşılamak gerekiyor, sıradan bir intihar vak'ası olamaz mı?" diye soracaklar çıkabilir. Haklılar. Beni de kuşkuculuğa sevk eden hiç tahmin etmeyeceğiniz biri oldu. Boşuna düşünmeyin aklınıza gelmez: ABD başkanı George W. Bush... Hem de, yine geçen hafta, başka bir intihar üzerine, "İntihar olduğundan, hatta haber verildiği gibi öldürüldüğünden bile kuşkuluyum" dedi Bush... Bush'un kuşkuyla söz ettiği intihar vak'ası Bağdat'ta yaşandı. Filistin tarihinin şiddete bulanmış geçmişine ait sayfalarda adı en fazla geçenlerden Abu Nidal lâkaplı Sabri al-Banna, yıllardan beri sürgün hayatı yaşıyordu. Robert Fisk, Abu Nidal'in bölgedeki hemen bütün istihbarat servisleri adına çalıştığını, hizmet verdiği servislerden birinin de Mossad olduğunu kayda geçirdi... Irak polisi, "Yasadışı yollardan ülkemize girdiği anlaşılan Abu Nidal, kendisini tutuklamak üzere geldiğimiz evinde, bizi oyalayarak intihar etti" bilgisini verdi. Görgü tanıkları 'intihar eden' Abu Nidal'in cesedinde birden fazla kurşun yarası bulunduğunu bildiriyorlar... Lideri olduğu Fatah-Devrim Konseyi örgütü mensupları ve arkadaşları, "Abu Nidal intihar etmedi, ismini vermek istemediğimiz bir ülkenin tetikçileri tarafından ortadan kaldırıldı" görüşünde... Garip olan da bu zaten: "Abu Nidal öldü, oh olsun" diyen George W. Bush ile "Liderimiz öldü, başımız sağolsun" diyen örgüt üyelerinin "İntihar etmedi, öldürüldü" tespitinde birleşmesi... 'İntihar', Alman edibi Goethe'nin "Genç Werther'ın Acıları" adlı romanından sonra, Batı'da, moda bile olmuştu. Okumuş-yazmışlar, intihara kalkışmadan önce, bir tür vasiyet teşkil edecek biçimde mektup yazarlar... Kendi canını almadan önce mektup yazdığı anlaşılan birinin eyleminden de, "Acaba mektup zorla mı yazdırıldı?" veya "Bakalım, mektubu kendisi mi yazdı, yoksa başkaları onun yazısını taklit ederek mi yazdı?" diye kuşku duyulabilir. Okumuş-yazmış biri ardında mektup bırakmadan canına kıymışsa, o ölümden kuşku duyulması çok doğal... İşte kuşku duyulan bir dizi intihar vak'ası size: CIA'de çalışan bilimadamı Frank Olson arkasında not bırakmadan bir otelin 10. katından kendini aşağıya atıverdi... NYT editörlerinden Allen Myerson'un kendisini 15 kat aşağıya bıraktığı anlaşıldığında, ilk akla gelen, "İntihar mektubu bırakmış mı?" sorusu olmalı. 'İntihar' vak'ası ile ilgili haberler bu konuda suskun; muhtemelen o da iki satır not çiziktirmeyi ihmal etmiş... Olson, ölümünden birkaç saat önce, eşini arayıp, "Merak etme, yarın dönüyorum" demişti; Myerson'un son hareketleri henüz bilinmiyor... Abu Nidal ise, haberlere göre, başına dört kurşun sıkarak 'intihar' etti... Abu Nidal'in intihar ettiğinden, hatta öldüğünden bile kuşku duyan başkan Bush, acaba, en yakınlarının (Cheney ile Rumsfeld'in) 'ulusal güvenlik' mülâhazasıyla dosyasının kapatılmasını istedikleri Frank Olson'un 'intiharı' konusunda ne düşünüyor? Ya da, NYT'ın enerji konularında yazıp duran editörü Myerson'un 'intiharı' konusunda? Ben bundan böyle Bush'u örnek alıp her 'intihar' vak'asından kuşku duyarsam kusuruma bakmayın...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |