|
|
|
|
Geçen hafta devre arasında ortaya çıkardığı "Radikal Fatih İmparatorluğu" bu hafta maçın başında sahaya döküldü. Ayhan kendisinin bile tahmin etmediği bir anda şans bulmuş, Berkant kementiyemiş, Sarr ise kaptan Bülent'in önünde "Boynunun kıldan ince" olduğunu görmüştür. Yani "kapı hepinize açık ama yüzünüze de kapanabilir..." İşte imparatorun tek maddelik anayasasının ilk maddesi. Maç ise Bursaspor'un "Kafaya taktığı belli olan" bir anlayışta oynandı. Biyediç 2 forvet ve takım halinde gidip gelen bir deplasman cesaretiyle başladı. Buna bir de bir türlü "dikey" oynayamayan ve "yüzünü çimden hiç kaldıramayan" Filipe'nin servis sıkıntısı eklendi. Ancak kilitlenmiş oyunu 1993'teki Manchester maçından bu yana "şu ve bu değil bütün Schmeichel'ların" bir araya gelse kurtaramayacağı golün benzerini bekleyen Arif açtı. Şut atmadı sanki topa büyü yaptı. Ve büyü tuttu. Kelemen oldu melemen... İkinci yarının başında gelen Arif marka bir golle de "sahanda yumurta " oluverdi. Aslında buna " deplasmanda yumurta" demeliyiz. Son bölümde ise maçı geveleyen Galatasaray "ikiden fazla kişilik oynayan" Batista'ya yaslandı. Böylece zor bir maçı iyi oynayan rakipten Arif'in biri "uyduruk" ama diğeri muhteşem iki golüyle ve Batista'sıyla kazandı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |