|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bursa'nın tanınmış kitapçılarından Gaye Kitabevi, Ramazan dolayısıyla 15 Kasım'dan itibaren tüm kitap çeşitlerinde % 50 indirim kampanyası başlattı. Kampanya duyurusunu iletmek üzere bastırdığı broşürde, rahmetli Abdülbâki Gölpınarlı'nın "Mâzi özlemi veya dün-bugün" başlıklı o nefis yazısını görünce, dayanamayıp, söz konusu satırları burada misafir edeyim dedim. Aynı metin, Mustafa Kara'nın son çıkan kitabı "Metinlerle günümüz tasavvuf hareketleri"nde de yer alıyordu. Fazla söze hacet yok; buyrun yazıyı birlikte okuyalım: "Bir çeşit yol tarifi vardı.. Bir çeşit ev tarifi: "...oraya vardın mı sağa dön. Solda bir bostan göreceksin... doğruca git. Gene solda, köşede; önünde koca asırlık bir çınar ağacı, cumbalı, saray yavrusu bir konak... sağda az meyilli bir yokuş... Vur o yokuşa! Aşağı-yukarı yüz adım ötede, sağda; bahçesinde salkım söğüt; küçük, kuş yuvası gibi ahşap bir ev... 14 numara! Karşında küçük bir bakkal var; bakkal İbrahim Efendi... İşte o ev, Selvinaz Kalfa'nın evi... Bir çeşit gidiş vardı.. Bir çeşit dosta gidiş: Yanları açık, tek yahut çift atlı sayfiye arabasına kurulurdunuz. Yanınızda torununuz, ön tarafta damat bey... yaya bir saatte varılacak yola, sağı-solu seyrede-ede yarım saatte varırdınız. Siz arabaya binerken arabacı yerinden iner, yardıma "müheyyâ" dururdu. Varacağımız yere varınca "dur" dediniz mi, gene hemen yerinden atlar, önünü kavuşturur, hizmete amade bir hal alır; gerekirse tutunmanız için elini değil, "kolunu" uzatır; parasını alınca da "teşekkürler" eder, "hayırlar" dilerdi... Bir çeşit hitap vardı... Bir çeşit söz söyleyiş: Kadına hanımefendi denirdi; erkeğe beyefendi... Yaşlıca ve sakallı zata efendi hazretleri... Erkeğe paşam diyenler bulunurdu ve bunlar ekalliyetlerdi; yani azınlıklar. Arabadan inen, "hayırlı işler" dilerdi arabacıya... Arabadan inene "güle-güle" derdi arabacı... Bir çeşit vapur yolculuğu vardı.. Bir çeşit dostluk: Aynı semtte oturanlar, aynı yola gidenler buluşurlardı vapurda. Hemen herkesin oturduğu yer belliydi. Yerden temennâlar... İçten iltifatlar... Hal-hatır soruş... Biraz belki "riya" da vardı... Bir çeşit iltifat: Oğul sorulurken, mahdum beyefendi denirdi. Oğuldan söz edilirken, mahdum bendeniz... Babaya peder denirdi, anneye valide... Kızdan kerime cariyeniz diye söz edilirdi. Peder duacınız denirdi babadan bahsedilirken... Ve muhatap her sözü bir estağfurullah'la karşılardı. Gidilirken babanın eli öpülürdü, annenin eli... Ve duaları alınırdı. Küçükler öpülürdü. Yaşdaşlarla görüşülürdü. Evde kalanların gönülleri hoş olurdu... Gidenler kutlulukla, sevinçle giderlerdi... "Esnaftan"... diye kınayanlar yok değildi: Belki de çoktu... Fakat "Biz esnafız, bizde yalan yok" demeyen esnaf yoktu. Seyyar satıcıların sesleri besteliydi, sözleri ezgili... Ürküten, can alan, uyuyanı uyandıran ses yoktu. Ezan, namaz kılmayana bile bir "ruh sükunu"ydu... Bir müzik vakfesi... Bir huşu anı... Sabah salâsı "dilkeş-i haveran"dan ezanı "saba"dan... Öğle, ikindi, yatsı ezanları önce hazırlanmış makamlardandı. Akşam ezanının ise bambaşka bir ahengi, bambaşka bir okunuş tarzı vardı... Mahalle kahvesi'nin bir çeşit vazifesi vardı. Bir çeşit içtimai toplantı yeriydi orası. Her sabah işine giden oraya uğrardı... Herkes birbiriyle bir kez daha görüşürdü. Hasta yoksulun iyaline, kimsesiz kadının haline orada çare aranır, bulunurdu. Doktor yollanırdı... İlaç alınırdı... Kömür gönderilirdi... Para toplanırdı. Bunlar yollanır, gönderilirken de; yollayanlar, gönderenler söylenmez, yardım olduğu bildirilmezdi; "Akrabanızdan biri göndermiş..." denirdi, "adını söylemedi"... Bir çeşit külhanbeylik vardı... Bir çeşit emniyet kolu: Mahallenin namusundan mesul sayardı kendilerini bunlar. Mahallenin bekçisine, karakoluna yardımcıydılar. Bunlar yüzünden uykuda ürkmezdi insan... Uyuyan, uyanacağı zaman uyanırdı. Geçinirdi mahalleliden bunlar... Ellerinden bir kaza çıkarsa, hapishanede mahalleli yardımcıydı bunlara... Ve üzüntülü... Bir çeşit hizmetçi kadın vardı... Bir çeşit ev halkından olanlar: İhtiyarlayan dadı olurdu "ana yarısı"... Genci evlendirilirdi; kocasıyla o eve bağlı kalırdı. Varlıklar birdi, yoklukları bir... Bir çeşit yaşayış vardı. Bir çeşit huzur ve sükûn: Sabah ezanında kalkılır... Kuşlukta işe gidilir... Gün batarken ya meyhaneye uğranır ya eve dönülür; fakat yatsıdan sonra uyunurdu. Geç kalan genç, "terliksiz" çıkardı odasına.. Kimseyi uyandırmazdı... Herkesi sayardı... Geceleyin ne korna sesi vardı, ne vapur düdüğü, ne radyo haberi, ne mahalleler arasında çocukları uykularından belirlendirip sıçratan sinirleri de delirten otomobili ilân yaygarası; ne mahalle arasında kafeterya, ne çalgılı gazino... Bir çeşit hayır dileyiş vardı... Bir çeşit gönül alış: İnşaatta çalışan, yol kazan, odun kesen, kol gücüyle bir iş gören kişiye rastlanınca, "kolay gelsin" denirdi. Bu söze muhatap olan, bir an işini bırakır, memnunolur, "eyvallah" der, yeni bir güçle işe başlardı... Bir çeşit aşinalık vardı... Bir tarz kardeşlik: Yolda, kıble yönünden gelen davranır, rastladığına selâm verirdi; sıra onundu. Ve büyük küçüğe; yaşlı, gence; atlı, yayaya "ilk selâm veren"di. Selâm; verilen tarzdan daha da güzel bir tarzda alınır... Bu rastlantı hayra yorulur... Her iki yolcu da ferahlı, kutlu, yoluna devam ederdi... Bir çeşit yola çıkış vardı... Bir çeşit yola yöneliş: Evden, el-yüz öpülerek ayrılanın ardından su dökülürdü.. "Su gibi git, su gibi gel; engel tanıma; rastlarsan su gibi aş" demekti bu. Arabaya binen yolculara, şehrin sınırlarını aşınca önce arabacı "uğurlar olsun" derdi. Bunu duyanlar, "uğurum Hakka olsun" sözüyle karşılık verirler, birbirlerine de "uğurlar olsun" derlerdi. Yolculukta rahatsızlanana yardım edilir, çocuklar eğlendirilir, ihtiyarlara yer verilirdi. Yol, karşılıklı saygıyla sürer gider, aşılır biterdi... Bir çeşit nezaket vardı... Bir çeşit insanlık: Lokantada bir masaya oturan, o masada evvelce oturmuş olanlara mutlaka "müsaadenizle" der, izin alır; yer var da oturursa, "afiyet olsun" demeyi ihmal etmez, "teşekkür"le karşılanırdı. Yemeği önce bitiren, gene oturanlara "afiyet olsun" demeden gitmezdi." (Devamı haftaya)
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |