Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

R A M A Z A N
Ramazan'da çalışmam

Ramazan ayını dolu dolu yaşamak için turne ve konserlerini iptal ettiğini belirten 'Çağdaş Anadolu rock'ın öncülerinden Ersen, hiçbir zaman bu mübarek ayda çalışmadığını söyledi.

Ramazan ayını nasıl geçiriyorsunuz ?

Ben, mümkün olduğu kadar 11 Ayın Sultanı'nı hep müziğin dışında oruç tutup, namaz kılarak geçiriyorum. Bu ayı dolu dolu yaşamak istediğim için Ramazanda çalışmıyorum.Her sene Ramazan ayrı bir güzellikle geçiyor. Ama 1998 yılı Ramazanı benim için çok özel bir yere sahip. 1998 Ramazanında ilk umremi gerçekleştirme fırsatı buldum. O yüzden o yıl geçirdiğim Ramazanı hiç unutamam. Gerek Ramazan, gerekse diğer günlerde bunu tüm samimiyetimle inanıyorum ki, her sanatçı, her müzisyen ibadetlerini bir şekilde yapmaya çalışıyor.

Zeki Müren dua ederdi

Rahmetli Zeki Müren ile 4-5 kere aynı programda çalışma fırsatı buldum. Yıllarca sahne çalışmalarını yapmadan önce oturur A'dan Z'ye herkes için dua ederdi. Kendi sahneye çıkarken de duasız sahneye çıkmazdı. Yüreğinde o manevi sevgi vardı. Sezen Aksu'da da var bu manevi sevgi. Adını sayamadığım birçok sanatçıda da var. Ramazanda insanlar, Ramazanın o ihlasını o güzelliğini yüreklerinde daha çok hissediyorlar.

Bana ezan okuturlardı

Çocukken Ramazan'da neler yapardınız?

Çocukluğum Fatih'te geçti. Fatih Camii'nin yakınında Kadıçeşme Camii diye küçük bir cami vardı. 6 yaşındayken bu caminin hocasından Kuran okumayı öğrendim. 13 yaşımda da 'Bu çocuğun sesi güzel' deyip bana ezan okutmaya başlamışlardı.

O dönemden bu döneme Fatih'te Ramazanın yaşanması anlamında neler değişti?

Hiçbir şey değişmedi. Herşey çok güzel. Ramazana duyulan o aşk, o sevgi, eskisi kadar büyük. Teravihlerde Fatih Camii'nde bulundum ve mahşeri bir kalabalık var. Müminlerin hepsi, farizalarını yerine getirmeye çalışıyor. Geçmiş Ramazanlara özlem duymuyorum. Çünkü hâlâ eski Ramazanları yaşayabiliyorum.

İlahiyat okumamı istediler

Manevi değerleriniz oldukça güçlü. Bu, nereden kaynaklanıyor?

Babam Selanikli, annem Ünyelidir. Maneviyatı çok yüksek bir aileyiz. Annem Hacıdır zaten. Ben Sofuoğlu torunuyum. Bu manevi sevgi bu nedenle hep verilmiştir. Annem de babam da daha çok ilahiyat okumamı ve çok iyi bir ilahiyatçı olmamı isterlerdi. Ama Allah bize sanatçı olmayı nasip etti. Ama yüreğimizdeki o aşkı kaybetmedim, sanatçı oldum diye. Sanatçı olmak demek bir insanın örfünü adetini bırakması anlamına gelmez. Biz iki kardeşiz. Benden 5 yaş büyük bir ablam var. İkimiz de hâlâ evimizde geçmişi yaşatmaya çalışırız.

  • SEVDA ALKAN



    Yattığı yerde Allah'ı aramak
    Halife Hârun Reşid pek o kadar da mühim sayılmayacak bir rahatsızlıkla yatağa düşmüştü, hastalığı belki bir istirahatı gerektiriyordu ama ayağa kalkıp yürüyebildiğine göre, yemeklerde bir tercih yapabildiğine, yeterince olmasa da yemeğini yiyebildiğine göre abdest de alır namazını da kılabilirdi.

    Hastalığın verdiği rahatsızlık, onun psikolojik tesiri nedeniyle günlerdir ibadetini ihmal ediyordu. Fakat dini bütün bir müslüman olan halife ibadetini yapamadığından üzgündü. Yatak içerisinde Allah deyip o yana Allah deyip bu yana dönüyordu. Onun bu halini gören Behlül Dânâ halifenin yattığı odanın tavanına çıkarak Allah Allah Allah diye bir yana, Allah Allah Allah diye öbür yana defalarca koşuyordu. Tepesinde yapılan bir gürültüden çok rahatsız olan Hârun Reşid: "Bizimkinin gene aklına esenler esti, gidip getirin, gene aklına ne geldi, ne demek istiyor" der. Halifenin yanına gelen Behlül Dânâ'ya neden böyle yaptığı yukarıda ne aradığını sorulduğunda: "Yukarıda Allah'ı arıyorum" cevabını verir. Yukarıda Allah mı aranır, Allah böyle mi aranır, suali karşısında istediği anın geldiğini, halifeye ders vermek vakti olduğunu düşünen Behlül Dânâ: "Ey mü'minlerin emiri, Allah insanı ve cinni kendine kulluk için yaratmıştır. Kulluğun en birinci görevi de namazdır. Sen basit bir rahatsızlıkla namazı günlerdir terk ettin. Halbuki gerçek mü'minlerin ibadetten aldıkları zevki ve lezzeti o ağalar, o paşalar, o padişahlar bilebilselerdi; onu, onların elinden almak için harp ilan ederlerdi. Sabah ve yatsı namazının feyzini bilebilselerdi bu vakitlerde camiye sürünerek de olsa giderlerdi. Sen ki günlerdir hastalık bahanesi ile namaz kılmayıp Allah'ı yattığın yerden arıyorsun, halbuki kılabilecek durumda olduğunu bizler görüyoruz. Bana tavan da Allah mı aranır diyorsun, sen döşekte aradığını hiç düşünmüyor musun?" der.
    DERLEYEN: İSMAİL ÖZGÜMÜŞ


    İFTARA NE HAZIRLAYALIM?

    Mercimek çorbası, Zeytinyağlı enginar, Kıymalı lahana, Fıstıklı keşkül
    ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR
    MALZEMELER: 5 adet enginar, 3 adet soğan, 1 demet dereotu, 1 çay bardağı sıvıyağ, 1 kg iç bakla.
    YAPILIŞI: Enginarın kabukları ve içi ayıklanıp, tuzlu, limonlu suya atılır. Soğanın kabuğu soyulup doğranır. Tencereye sıvıyağ ve soğan konulup kavrulur. Parçalara bölünmüş enginar da ilave edilerek bir miktar kavrulur. Baklalar ayıklanıp içleri tencereye katılır. Tuz ve su ilave edilip pişmeye bırakılır. Pişmeye yakın doğranmış dereotu ilave edilir. Suyu azalıp enginar iyice pişince ateşten alınır.

    Kadir Gecesi'nde yeniden doğduk
    Kur'ân-ı Kerim'de bir insanın ortalama ömrü olan 84 yıla karşılık gelen bin aydan daha hayırlı olduğu buyurulan Kadir Gecesi'ni dün gece, tüm İslâm âlemi bir kez daha idrak etti.

    Kur'an-ı Kerim'in de nazil olmaya başladığı mübarek gece dolayısıyla milyonlarca Müslüman dünyanın dört bir yanında camileri doldurdu. Günahlardan arınmak için tövbe edilip, dualar okundu. İstanbul'da da vatandaşlar, bu gecenin heyecan ve sevinciyle, başta Eyüp Sultan, Sultanahmet, Fatih ve Süleymaniye olmak üzere tarihi camilerimize akın etti. Okunan mevlidleri huşu içinde dinledi. Bir çok kişi de, türbe ve kabir ziyaretlerinde bulundu.

    Kadir Gecesi, Türk cumhuriyetlerinde de coşku ve vecd içinde idrak edildi. Bu sembolik kutlamada tek yürek olmuş yüz milyonların biricik arzusu şu muştuya nail olmaktı: "O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle (ölü canlara) hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar... Ta şafak sökünceye dek..."

  •  
    Şevval orucu
    Ebu Eyyub (Halid b. Zeyd) rivayet ediyor: Resulullah (s.a.s.) buyurdular ki: "Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, bütün seneyi oruç tutmuş gibidir."
    Sahih-i Mislim: 1164 numaralı hadis
    Bu hadisi şerifi, Peygamber(s.a.s) efendimizin evinde misafir kaldığı ve İstanbulumuzda medfun Ebu Eyyub Halid b. Zeyd (r.a.) rivayet etmektedir. Bu gün halk arasında Eyyub Sultan olarak bilinen bu büyük sahabi'nin adı: Halid, babasının adı: Zeyd'dir. Ebu Eyyub Künyesidir. Arablar, saygıdan dolayı kişiyi künyesi ile (oğlunun adı ile) çağırırlardı. Ebu Eyyub demek: Eyyub'un babası manasınadır. Nitekim Peygamber (s.a.s) efendimizin künyesi: Ebü'l-Kasım'dır. Bu büyük sahabi, seksen yaşını geçmiş iken İstanbul'un Fetih müjdesine ermek için, deniz yolu ile İstanbul surlarının dibinde hastalanıp vefat etmiş ve orada defn edilmiştir. Fetihten sonra kabri keşfedilmiştir. Bu gün kabrinin cıvarında bulunan cami daha sonra inşa edilmiştir.
    Hadis-i Şerif'in açıklaması: Bu hadis şerif, Ramazan orucundan sonra Şevval ayında altı gün daha nafile oruç tutmayı teşvik etmektedir. Böylece, bir yıllık oruç tutmanın sevabı müjdelenmektedir. Hadisleri şerh eden alimler bunun izahını şöyle yaparlar: Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de (En'am suresi: 160) Her bir hayır ameli on misliyle kabul edeceğini bildirmektedir. Öyle ise Ramazan ayında tutulan oruc on ay yerine geçer. Altı gün on misliyle altmış gün eder. Bu da iki ay demektir. Sonuç olarak Ramazan ve altı günlük Şevval orucu tam bir yıla denk gelmektedir.
    Acaba bu oruca bayramın hemen ertesi günü başlıyabilir miyiz? diye sorulsa. Evet başlanabilir. Peşpeşe tutulabileceği gibi, aralıklarla da tutulabilir. En iyisi Pazartesi ve Perşembe günleri tutmak sureti ile bu sünneti seniyye'de yerine gelmiş olur. İkinci bir faydası: Herhangi bir günde, tuttuğumuz oruc bilmeden bozulmuşsa, Şevval orucunu tutmakla o günü de kaza etmiş oluruz.
    Sevabınız çok olsun...

    Her mezar mahşere eşit uzaklıktadır
    Yaşı kemâlini bulan, ihtiyarlayan, artık etrafı tarafından daha iyi anlaşılan, ona deli diyenlerin yok denecek kadar azaldığı, pek çoklarının velî gözüyle baktığı, herkesin sevip, sayıp, hürmet ettiği Behlül Dânâ'ya ahir ömründe yakınları sorarlar: "Ya Behlül Dânâ, yaşlandın, ihtiyarladın, hastalıklısın, sana bir emri Hak vaki olduğunda toprağının nerede olmasını istersin, bu konuda bir vasiyetin var mı?" derler. Dünyanın ahiretin bir tarlası olduğunu, dünyanın bir imtihan yeri olduğunu, ahiretin dünyada kazanıldığını, insanlığın yaratılışının esas amacının Allah'a kulluk olduğunu, ne verirsen elinle o da gider senin ile prensibini çok iyi bilen bu ulu zat "Bütün kabirler kıyamete aynı mesafededir" cevabını verir.
    RAMAZAN ETKİNLİKLERİ
  • Feshane'de saat 22.00'de Seda Sayan konser verecek.

  • Sultanahmet'te Konya yöresi halk oyunları ve udi Sami Çelik'ten konser

  • Zeytinburnu'nda Bilo Şov

  • Esenler Gürses Düğün Salonu'nda Kadir Atmaca ve ekibinin gösterisi

  • Eyüp'te, Mustafa Cihat-D. Ali Erzincanlı'dan özgün müzik-şiir

  • Üsküdar Belediyesi Ramazan Çadırı'nda, Moleküler Komedi İkilisi, Tiyatro ve Bilim-Araştırma Vakfı etkinlikleri,

  • 2 Aralık 2002
    Pazartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Reklam Tarifesi
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Ramazan| Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED