|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mevzuatımızda alt işveren uygulaması, İş Kanunun 1. maddesinin 5.(son) fıkrasında, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 87. vb maddelerinde ve Borçlar Kanunu'nun "istisna akdi-eser sözleşmesi-" başlıklı bölümünde, dar anlamda düzenlenmiştir. Çağdaş gelişmelerin uyarmasıyla, bazı işlerde alt işverenin işçileri çalıştırılarak üretim yapılmakta yahut hizmet görülmektedir. Yani işverenlerin bir kısmı, iktisadi sebeplerle, bazı işleri başka bir işverene yaptırmaktadır. Bazen işin uzmanlık isteyen kısımları, bu konuda uzmanlaşmış başka bir işverene; bazen de ek kapasite oluşturmak için, işin bir kısmı alt işverene verilmektedir. Bu doğrultuda asıl işverenin işyerinde üretimin veya hizmetin bir safhasında görev alıp işçi çalıştıran bir işveren olarak alt işveren, İş Kanunu'nun 1. maddesinin 5. (son) fıkrasında tanımlamakta ve sorumluluk hususu düzenlemektedir: "Bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu Kanundan veya hizmet aktinden doğan yükümlülüklerinden asıl işveren de birlikte sorumludur." Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, asıl işveren - alt işveren ilişkisinden bahsedebilmek için, temel koşul, asıl işverenin işi ve işyerinde (bir bölümünde ve eklentilerinde ) her iki işverenin de işçi çalıştırmasıdır. Çünkü işi verenin işçi çalıştırmaması ve işi alanın, işi, işçi çalıştırmadan yapması durumunda sözkonusu temel koşulun varlığından; yahut işin tamamının bir işverene verilmesi - piyasa deyimiyle anahtar teslimi anlaşma - durumunda da asıl işveren - alt işveren ilişkisinden bahsedilemez. Yani anahtar teslimi anlaşma halinde, işyerinin devredildiğini ve işi alan işverenin asıl işveren konumuna geldiğini kabul etmeliyiz. Bu anlamda, asıl işverenle alt işveren arasındaki hukuki ilişki, kural olarak bir istisna -eser- sözleşmesine dayanmaktadır. Kira sözleşmesi, taşıma sözleşmesi gibi sözleşmelere de dayanması halinde, ilişkinin niteliği değişmemektedir. Asıl işverenle alt işveren arasında bir sözleşme bağı bulunduğu halde; alt işverenin işçileriyle asıl işveren arasında bir sözleşme bağı yoktur. Asıl işverenin alt işverenin işçilerinin haklarından müteselsilen - birlikte- sorumluluğunun işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan veya iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerle sınırlı oluşu da 'sözleşme bağı' olarak nitelenemez. Alt işveren, işçilerini kendi adına ve hesabına çalıştırmaktadır. Bu niteliğiyle alt işveren, işveren vekili kavramından çok farklı bir anlama sahiptir. Bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde iş alan ve işçilerini münhasıran o işin yapıldığı işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işveren, alt işverendir. Yukarıdaki hüküm doğrultusunda İş Kanunu'na göre bir alt işverenden söz edilebilmesi için, a) İşin bir başka işverenden - asıl işverenden - alınması, b) İşin bir bölümünü kapsaması, c) İşi alan alt işverenin kendi adına işçi çalıştırması, d) İşin iş alınan asıl işverenin işyeri veya eklentilerinde yapılması, e) Alt işverenin işçilerinin yalnızca (münhasıran) o işyerinde çalıştırılması, f) Alınan işin asıl işyerinde yapılan işle doğrudan veya dolaylı olarak ilgisinin bulunması gerekmektedir. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 1.maddesinin son (5.) fıkrasında, alt işverenin işçileri açısından asıl işverenle alt işveren birlikte sorumlu tutulmuştur. Buna göre, asıl işveren, alt işverenin işçilerinin kendi işyerinde çalıştığı döneme ilişkin olarak İş Kanunu ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden birlikte sorumlu olacaktır. Birlikte sorumluluk ilkesi, alt işverenin işçisine İş Kanunu veya iş sözleşmesinden (alt işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden) doğan haklarının yerine getirilmesini sıra gözetmeden asıl işverenden veya alt işverenden isteyebilmesi imkanını vermektedir. Uygulamada alt işverenlerin işyerlerindeki faaliyetine son vermesine sık rastlandığından, kanun koyucu, alt işverenin işçilerinin haklarını koruyucu düzenleme yapmıştır. Yani alt işverenler, işçilerin yasal haklarını ödemeden işyerlerinden ayrıldıklarında, alt işverenin işçilerine karşı asıl işvereni de müteselsil sorumlu tutarak, haklarının güvencesini sağlamıştır. Yargıtay, birçok kararında bu doğrultuda sorumluluk çözümleri yaparak kararlar vermiştir. Uygulamada işin bir bölümünün belirli bir süre için alt işverene verilmesi ve bu sürenin sonunda başka bir alt işverenin işi alması durumunda sorunlar yaşanmaktadır. Burada işin bir bölümünün alt işverene verilmesinin hukuki niteliğinin 'kısmi işyeri devri' olduğunun kabulü, sorunların çözümlenmesi açısından önemlidir. Bu ilke, çalışma süresine bağlı hakların, yani kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin gibi hakların devamını, yani kıdem süresinin birleştirilmesi imkanını sağlayacaktır. Alt işverenin değişmesi ve işçinin yeni alt işverenin yanında çalışmaya devam etmesi durumunda, işyeri devri esasından hareketle, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin hakları açısından toplam çalışma süresinin göz önünde tutulması istenebilecektir. İş mevzuatında birçok işçi hakedişinde ödeme güvencesi getiren müteselsil -birlikte- sorumluluk ilkesinin iyi anlaşılması için, birkaç defa de örnekli çalışma yapacağımı duyurmak istiyorum. Not : Okuyucularımızın Ramazan Bayramını tebrik eder, sağlık ve mutluluk dilerim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |