|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AKP iktidara gelir gelmez kucağında bir yığın sorun buldu. Yıllarca el değdirilmemiş, köşe bucak saklanmış sorunlar. Çoğu Türkiye için hayati konular... Şimdiye kadar işbaşına gelen hükümetler sadece hükümet oldukları, iktidar olamadıkları için üzerinde bile durulmayan işler. Hepsi AKP'ye kalmış gibi. Avrupa Birliği'ne tam üyelik için tarih alma meselesinde, Kıbrıs meselesinde yolun sonlarına gelmiş bir Türkiye'de seçim kazandı AKP... Bunları bilmiyor muydu? Hükümet olabileceğini, ama iktidar olabilmek için 'cumhuriyet'in temel ilkeleri' denilen bir kısmı yazılı, büyük bir kısmı yazısız kurallara uyması gerektiğini de bilmiyor muydu? Bunları da biliyordu. Bilmez olur mu? Türkiye'de de dışarıda da bu gerçeği artık bilmeyen kaldı mı? Bütün bu gerçeklere rağmen iktidara aday olduğunu açıkladı. İçerde ve dışardaki şartlar da uygun gelişti ve AKP halkın büyük desteği ile seçimi kazandı. Şimdi, kendisine oy veren insanlara seçim meydanlarında telaffuz edilmemiş olsa da verdiği bazı önemli sözler var. Yasakları kaldırma, özgürlükleri genişletme sözü verdi AKP... Bunu asla inkar edemez. Etmiyor zaten... Bu sözün içinde, türban meselesi ve insanların giyim kuşamlarına yönelik kısıtlamalar da bulunuyor. Bu sözün içinde geçmiş iktidarlar tarafından neredeyse yasadışı ilan edilmiş olan Anadolu sermayesinin desteklenmesi de bulunuyor. Bu sözün içinde, memleketi İstanbul dukalığı ile birlikte değil, bütün Türkiye ile birlikte yönetme vaadi de bulunuyor. Bu sözün içinde yargı bağımsızlığını ve adaletini sağlama, yolsuzlukları ve savurganlığı önleme, bürokrasiyi adam etme de bulunuyor. Bu sözün içinde Milli Güvenlik Kurulu'nun kaldırılacağına, silah harcamalarının kısıtlanacağına, asker sayısının indirileceğine ilişkin meseleler tabii ki bulunmuyor. Bunları, ancak bizim gibi marjinal sayılabilecek insanlar talep edebiliyor. AKP'yi kuranlar ve yönetenler bu memlekette siyaset yapabilmenin kurallarını iyi bilen insanlar. Tabii ki Türkiye'de henüz böyle meselelerin gündeme getirilemeyeceğinin bilincindeler. Ama hepimiz biliyoruz ki AKP, Avrupa Birliği'ne tam üyelik için var gücüyle çalışacağını ilan etti. Bu sözü bütün Türkiye'ye verdi. Aslında bu sözü biraz da AB üyeliği sayesinde özgürlükleri genişletebilmek ve inanların refahını arttırabilmek umuduyla vermişti... Kıbrıs meselesini çözeceği vaadinde bulunmamıştı ama, gelip gördü ki, Kıbrıs meselesi ile AB üyeliği meselesi de birbirinden ayrılabilen konular değil... Şimdi AKP, AB üyeliği için tarih almaya çalışıyor. Tarih alabilmek için şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş, sürekli ertelenmiş demokratik açılımları gerçekleştirmek için uğraşıyor. Yine bunun için Kıbrıs'ta bir çözümden yana olduğuna ilişkin mesajlar veriyor. Üstelik de bunu, yıllar yılı "Kıbrıs'ta yegane çözüm çözümsüzlüktür" sloganı ile hareket eden Denktaş ve onun arkasındaki 'Derin' iktidar odaklarının şimdilik çok ön plana çıkmayan engellemelerine rağmen yapmak istiyor. Kıbrıs meselesi AKP için çok önemli bir nirengi noktası olacak. Çözemez ve Denktaş'ın çözümsüzlük politikasını altedemez ve Türkiye AB'nin kapısından dönerse büyük bir açmazla karşı karşıya kalacak. Kuşkusuz o zaman sadece AKP'yi değil Türkiye'yi de ciddi meseleler bekliyor olacak. O zaman 'Sözde' AB yanlıları AKP'yi ve liderini topa tutacaklar. "Bir tarih bile alamadılar. Zaten Hristiyan Avrupa İslamcılar'ın iktidarından korktu" diyecekler. Sadece bu lafla kalsalar iyi... İktidar olma yolunda büyük bir yara da alacak. Türkiye'nin büyük meselelerini bürokrasi ile halletmeye kendini alıştıracak. İktidarı paylaşmaya razı olacak. Kıbrıs meselesi bu açıdan çok önemli... AB üyeliği için tarih alınması da... Ama bana kalırsa özgürlükler de önemli... AKP iktidar oyununda, açık ya da zımmi, ne gibi sözler vermiş olursa olsun Milli Güvenlik Kurulu'nda soracaklar: "Nedir bu Anayasa değişikliği meselesi ?" Daha önce de CHP Genel Başkanı ve Türkiye'nin uyanık kalemleri de sormamışlar mıydı aynı soruyu? Karşılıklı mutabakat iyi şeydir. İnsanlar birbirleriyle kavgalı yaşayamazlar. Toplum içinde farklı gruplar birbiriyle barışık olmalıdır. Doğru. Bir ülke yoksa ileriye yönelemez. Sorunlarla boğuşur durur. "AKP de, mutabakat konusunda iyi niyetini göstermeli ve halka vaatlerde bulunmuş olsa da, devletin uyanık güçlerine verdiği sözleri hatırlamalıdır." Şimdi bunlar söyleniyor. AKP sözcüleri de bazan onaylamak durumunda kalıyorlar bu sözleri... Mutabakat iyi de... Bir taraf, "Ben senin özgürlüklerine karışmayı hak olarak görüyorum. Yasaklarının sürmesini istiyorum" derse, öteki taraf istediği kadar uysal ve uzlaşmacı olsun... Bir taraf, "Bu yasakçı Anayasa'yı değiştiremezsin. Bu Anayasa rejimin garantisidir" derse mutabakat nasıl olacak? Bunların hepsi aslında Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı. AKP'nin iktidar olmasının yolu Kıbrıs sorunundan geçecek gibi. Türkiye'nin nereye doğru ve nasıl gideceği buna bağlı. Türkiye'yi 'Çözümsüzlük Cumhuriyeti yapan odakları durdurmadan ne Türkiye bir yere gidebilir, ne de bir mutabakat toplumu olabilir....
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |