|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Merkezi Washington'da bulunan Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS), "Türkiye ve AB: Ayrılığa Doğru mu?" başlığını taşıyan raporunda,Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin son dönemde zarar gördüğü belirtilerek, ilişkilerin yeniden yoluna girmesinin güç olduğuna ve entegrasyonun bir hayal kırıklığına doğru gittiğine dikkat çekildi. Gördüğünüz gibi, MGK Genel Sekreteri İran ve Rusya ile yeni bir "ittifak" arayışına girerken, "AB'ye tam üyelik" hedefi de hayal kırıklığına doğru hızla yol alıyor. İran'la ittifak bekli Tuncer Kılınç Paşa'nın bir "fantazisi" olarak kalacak ama, Avrupa trenini kaçıran Türkiye'nin en yakın "akrabaları" da İsrail ve Amerika olacak. "AB karşıtları"nın gözü aydın olsun!.. Bölgenin en iyi Amerikan jandarması olmayı şimdiden doya doya kutlayabilirler!.. Çünkü, ABD ve İsrail ekseninde kalacak olan bir Türkiye'ye biçilecek en iyi "rol" ise tetikçiliktir. Nitekim, Amerika'nın ve dünyanın "para sihirbazı" Soros geçenlerde Türkiye ziyareti sırasında gözümüzün içine baka baka, "Türkiye'nin en iyi ihraç ürünü ordusudur" demişti. Biraz onur kırıcı olmakla birlikte, galiba son zamanlarda Türkiye'yi en iyi tanımlayan cümle bu. Özellikle, "askeri vesayet"in derinleştiği 28 Şubat sonrasında ülkedeki bütün kurumların ve dış politika perspektiflerinin "kışla düzeni"ne göre şekillendiği dikkate alınırsa herhalde bundan daha doğru bir tanımlama yapılamazdı. Ne yazık ki, üniversitelerini kışla talimgahına dönüştürmek, düşünceyi yasaklamak, okulları ve partileri kapatmakla övünen bir ülkenin tek "ihraç ürünü"nün ordusu olmasından daha doğal bir şey olamaz. Şimdi birileri çıkıp, neslimizin bütün gelecek umutlarının soldurulduğu bu ülkede "çağdaş Türkiye masalları" anlatabilir. Onlar için dün bir gazetede yayınlanan bir haberden kısa notlar aktarmak isitiyorum. Konya'da Beyza Çiltaş adında başörtülü bir kadın, hayırsever arkadaşlarının da yardımıyla "spastik engelliler" için modern bir okul inşaa ediyor. Eğitime hazır hale getirilen okul Milli Eğitim Bakanlığı izin vermediği için bir yıldır açılamıyor. Çünkü okulun kurucusu olan Beyza Hanım başörtülü. Aynı zamanda Spartik Engelliler Araştırma ve Geliştirme Derneği'nin de Başkanı olan Beyza Hanım'ın şu sözleri karşısında doğrusu çıldırmamak elde değil: "Modern ve özürlülerin her türlü ihtiyacına cevap verebilecek okulu tamamladık. Yetkililer fotoğrafımın başörtülü olmasının engel teşkil ettiğini söyledi. Okul yönetiminde bulunanların hepsi kılık kıyafet yönetmeliğine uyuyor. Buna rağmen okulu açamadık." Şimdi ikibin aile spastik engelli çocuğunu eğitebilmek için, Ankara'daki beylerin(!) gönlünün olmasını bekliyor. Lütfen, Ankara'nın şu "örümcek kafalı" anlayışına bakar mısınız? Beyza Hanım okulun yöneticisi ve eğitimcisi değil, sadece kurucusu. Yani devlet, evdeki hanımların başörtüsüne bile karışıyor artık... Allahaşkına böyle bir mantık olabilir mi, kendi ülkesinin "özürlü" çocuklarına bile merhamet etmeyen bir yönetim anlayışı olabilir mi? Dahası çağın içinde yaşamayan, kendi insanlarını "zillet" içinde yaşatan bir ülkeye "tetikçilik"ten başka bir "rol" verilebir mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |