|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Annenin gözyaşları
Yaşadıkları sıkıntıyı anlatırken gözyaşlarını tutamayan Anne Ayşe Sarıkaya "Yasak yüzünden iki haftadır sokaklardayız. Çokuklar ne yiyor, ne içiyor... Ablalarının durumunu gören orta bire giden kızım öğretmenine okumak istemediğini söylemiş. Hepimiz perişanız..." diyor.
"Kız çocuğu okumaz" mantığıyla hareket eden babasının erkek kardeşlerini okutup kendisini okula göndermediğini söyleyen anne Ayşe Sarıkaya kendi yaşadıklarını kızları yaşamasın diye onları büyük çaba sarfederek okutmaya çalışıyor. Beş kızından en büyüğü Fatma'nın geçen yıl imam hatip lisesinden mezun olduğunu ama üniversiteye başörtülü olarak alınmadığı için ÖYS imtihanına giremediğini söyleyen Ayşe Sarıkaya, şimdi biri Bakırköy diğeri ise Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi son sınıfında okuyan iki kızının okullarından mezun olabilmeleri için yetkililere "Onlar benim yaşadıklarımı yaşamasın, çektiğim acıları çekmesin, okullarını bitirmelerine izin verin" diye sesleniyor. Yasak kızlarımla aramı açtı İki yıldır imam hatip liselerinde uygulanan başörtüsü yasağı yüzünden çocuklarının hem evde hem de okullarda sıkıntılar yaşadığını söyleyen anne Sarıkaya, "Ben ne olursa olsun çocuklarımın okula gidip eğitim görmesini istiyorum. Onlar ise başlarını açmak istemiyor. Bu yüzden okula her sabah zorla gönderiyorum. Yasak çocuklarımla aramı açtı" diyor. Ağlayarak eve döndüm Sarıkaya, İHL önünde kızıyla yaşadıkları bir sabahı ise hiç unutamıyor: "Çocuğumu okula zorla götürdüm. Ben başını açması için okul kapısında kızıma yalvarıyorum. Kızım ise "Anne ben nasıl Allah'ın emrini çiğnerim? Bunu benden isteme!" diye ağlıyor. O sırada okul bahçesinde olan müdür de, "Kızım sakın başını açmadan bu bahçeye adımını atma" diyor. Tartışmanın uzadığını gören okul önünde bekleyen polisler ise, "Ya okula gir ya da buradan çık" diye kızıma öfkeyle bağırıyor. O an kızımla yaşadıklarımızı bir düşünün. Gözyaşlarıyla eve döndüm." Hangi anne kabul eder? Yasak yüzünden aynı görüşü paylaştığı çocuklarıyla arasının açıldığını, evde ayrı kutuplar oluştuğunu söyleyen Sarıkaya, "Bu çocuklar genç kız. Üç ay sonra iki çocuğum da okullarını bitirecekler. Ama yaşanan olaylar yüzünden bir kızım okula gitmiyor. Diğeri ise peruk takıyor. Peruk taktığı için o yavrumun psikolojisi çok kötü. Onlar üniversiteye girme hayalini taşırlarken, iki haftadır okullarına alınmıyorlar. İki çocuğum da okullarında derslerinde çok başarılılar, bugüne kadar eve taktir ve teşekkürlerle geldiler. Şimdi ise gidin evlerinizde oturun deniliyor. Bunu hangi anne kabul eder" diye soruyor. Peruk çocukları yaralıyor Yasak yüzünden kızlarından birinin depresyona girdiğini ifade eden Sarıkaya, "Kızım bir süre tedavi gördü ve doktor ne olursa olsun çocuğun okula gitmemesini tavsiye etti. Çünkü çocuğum okul önünde polisi görmek istemiyor. Onların üniformaları, silahları yavrumu o kadar ürkütmüş ki okula gitmeye korkuyor" diyerek her sabah çocuklarını okula göndermek için nasıl yalvardığını söylüyor. Anne Sarıkaya, yasağın uygulandığı günden bugüne okula çocuklarını kendisinin zorla götürdüğünü belirterek her sabah yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Servis olduğu halde çocuklarımdan biri servisle okula gitmiyor. Çünkü okul önünde polisleri görmek istemiyor. Bu yüzden her sabah namazı kılıp o kızımla birlikte erkenden yola çıkıyorum. Okul açılmadan, polisler görev başı yapmadan okula varıyoruz. Kızımı kantinden, arka kapılardan okula sokuyorum. Çünkü çocuğum perukla okula girdiği için kimsenin kendisini öyle görmesini istemiyor, bundan çok rahatsız oluyor. Evde giyimine ve saçlarına çok özenen, dışarı çıkarken dakikalarca ayna karşısında hazırlık yapan o çocuk o naylon peruğu kafasına takınca neler hissettiğini bir düşünün..."
|
|
|
|
|
|
|
|