T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
CNN-Türk, Gürkan Zengin'i neden cezalandırdı?

Saint-Simon, sanayi devriminin kurucu figürleri mühendisleri, modern Batı uygarlığının "papaz"ları olarak tanımlamıştı. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşanan ve ikinci sanayi devrimi olarak da adlandırılan modern kitle iletişim araçlarının doğmasına yolaçan "elektronik devrim", mühendisleri "papaz"lık konumundan veya tahtından indirdi. Şu an içinde yaşadığımız çağda mühendislerin yerini veya konumunu görüntülü ve yazılı medyadaki "gazeteci"ler işgal ediyor. Yani çağımızın papazları, şu an tam anlamıyla medyatörlere dönüşen gazeteciler. Siyaset, ekonomi, kültür, toplum ve düşünce dünyasında olup bitenler gazeteciler yoluyla inşa edilmiyor; ama onlar aracılığıyla aktarılıyor ve "şekillendiriliyor".

Mühendislerin şu ya da bu şekilde de olsa bir "kurucu"luk işleri ve işlevleri vardı. Çağımızın papazları gazetecilerin ise böyle bir işlevleri yok. Medyanın doğası, konumu, karmaşık ilişkiler ve süreçler sonrasında oluşan dili, çağımızın papazları gazetecilere kuruculuk rolü yüklemiyor. Daha başka, tam da çağımıza özgü bir rol yüklüyor: "Kurtarıcılık rolü".

Çağımızın papazları gazetecilerin kurtarıcılık rolü, "vaziyeti kurtarmak" şeklinde tezahür ediyor. Küresel ölçekte de, ulusal ölçeklerde de değişen durumlarda ve oranlarda güç ve çıkar odaklarının vaziyetlerini kurtarmakla meşguller çağımızın papazları gazeteciler.

Aslında tam da bu noktada kendilerinden önceki seküler papazlar mühendislerin "kuruculuk" işlevleri ile, çağımızın seküler papazları gazetecilerin "kurtarıcılık / vaziyeti kurtarma" işlevlerinin örtüştüğü bir nokta veya konum var: Bu iki figür de, seküler uygarlığın varlığını ve etkinliğini sürdürmesinde kilit role sahipler; ama kullandıkları enstrümanlar ve bu enstrümanları kullanış yöntemleri çok farklı.

Mühendisler, demir, çelik ve taşla seküler uygarlığı inşa ettiler: Makine, başlıca metaforları veya yegane araçlarıydı. Makine'ye dayalı maddî / seküler bir uygarlık kurdular seküler papazlar mühendisler.

Çağımızın papazları gazetecilerse, makinenin bir (başkalaşan) türevi olan medyalar yoluyla seküler uygarlığın hayat, etki ve nüfûz alanlarını tüm küre sathına yaymakla iş(ti)gal ediyorlar. Ve imge'ye; sanal / kurmaca imgelere dayalı maddî / seküler bir uygarlığı, bilinçaltımızı da etki ve kapsama alanına alacak şekilde yeniden-üretiyor ve bütün bir küre çapında yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.

Çağımızda medyanın da, medyanın dilinin de küreselleşmesi (kapsama ve etki/nlik/ alanının sınır tanımayacak boyutlar kazanması), çağımızın papazları gazetecilerin / medyatörlerin rollerini artırmaya yarıyor. Çağımızın papazları gazetecilerin rolleri ne kadar artarsa, güçleri de o oranda artıyor ve çağımızın en büyük düşünürlerinden Habermas'ın de dikkat çektiği gibi gazetecilerin hakim güç odakları ve çıkar çevreleri tarafından kullanılma, kontrol ve manipüle edilme oranlarını da o ölçüde hızlandırıyor.

Sonuçta, Batı'da devlet aygıtına karşı özgürlüklerin alanlarının artırılması için birer "ara kurum" olarak ortaya çıkan medyalar, artık günümüzde, siyasi-askerî güç odakları ile ekonomik çıkar çevrelerinin güdümüne girerek, onların çıkarlarının koruyuculuğunu, sözcülüğünü ve aracılığını (medyatörlüğünü) yapan, "uzaktan kumanda edilen" birer "kukla enstrümanlar"a dönüşüyorlar; böylelikle özgürlüklerin alanlarını genişletmek için varolan medyalar, özgürlüklerin alanlarını sınırlayan, daraltan "elektronik seküler kiliseler" haline geliyorlar.

Başka bir deyişle, medyanın gücünün, etkinliğinin ve kapsama alanının artması / genişlemesi, çağımızın papazları gazetecilerin hem küresel, hem de ulusal güç ve çıkar odaklarının "sözcü"lüğünü yapmalarına yaramaktan başka bir işe yaramıyor: Medyanın gücü, medyayı, "gücün medyası"na dönüştürüyor. Sonuçta medyanın ve tabii medyanın dilinin küreselleşmesiyle birlikte, tüm küresel ve ulusal hegemonyalar, medyalar aracılığıyla garanti altına alınıyor, sürdürülüyor ve pekiştiriliyor.

Medya, özel alanı da, kamusal alanı da, nüfûz edici gücüyle yerle bir ederek, bu iki alana kendisi yerleşiyor; böylelikle "özel alan" da, "kamusal alan" da "medyatik alan" tarafından teslim alınıyor. Burada medyatörler ya da çağımızın papazları, güç ve çıkar odaklarının vaziyetlerini kurtaracak (hegemonyalarını sürdürecek) figüranlar / sözcüler olarak seküler papazlık vazifelerini ifa etmekle yetiniyorlar.

Bu haliyle medyalar bizim hayat ve varoluş alanlarımızı da, haberler özelinde ise haber alma özgürlüğümüzü de güç ve çıkar çevrelerinin isterleri ve çıkarları doğrultusunda kontrol ve manipüle ediyorlar. Bizi, izleyici-vatandaşlar olarak güç ve çıkar odaklarına "satıyorlar".

Görüldüğü gibi medyalar, birer kontrol ve manipülasyon işlevi görüyorlar. Küreselleşme süreci, medyaların türlerini de, dilini de tektipleştiriyor; hakim güçlerin, vaziyeti keyiflerince idare etmelerini kolaylaştırıyor. Küreselleşme süreci, medyaları ve medyalar yoluyla dolaşıma ve tüketime sunulan imaj, mesaj ve sembol trafiğini kontrol eden "bezirganlar"ın bezirganlıklarını ve tahammülsüzlüklerini alabildiğine artırıyor. Kendilerinin kontrolü dışındaki medyaları "anasından doğduğuna pişman ediyorlar". Bunun en tipik örneğini ABD'nin Afganistan operasyonu sırasında tek muhalif televizyon kanalı olan El-Cezire televizyonun yayınlarına gösterilen tepki ve tahammülsüzlükte gördük.

Çağımızın küresel kilisesi medyayı tekellerine alanlar, bu seküler / küresel kiliseye bir tek alternatif çıkmasına bile tahammül edemiyorlar.

Tüm bunları, aslında, Türkiye'de televizyon haberciliğinde CNN-Türk'teki "Editör" programıyla "devrim" yapan Gürkan Zengin'in programının başına gelenleri tartışmak ve anlamlandırmak için yazdım. Gürkan Zengin, birinci sınıf gazetecilik yaptığı ve Türkiye'de yeni bir araştırmacı gazetecilik dili geliştirdiği için, cezalandırılmalı mıydı; yoksa ödüllendirilmeli miydi?

Tartışmayı Çarşamba günkü yazıda kaldığım yerden sürdürmek niyetindeyim.


11 Mart 2002
Pazartesi
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED