T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kilit taşı düşerse...

ABD başkan yardımcısı Dick Cheney'in, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu, 11 ülkeyi kapsayan gezisi, umuyorum, 'teröre karşı savaş' adı konulmuş 'dünyaya nizamat verme' projesini yürüten ABD yönetimine, yeni bir durum değerlendirmesi fırsatı sağlamıştır. Şu sıralarda buna büyük ihtiyaçları var çünkü.

ABD'yi harekete geçiren 11 Eylül uğursuz terör eylemleriydi. Eylemleri gerçekleştirdiği iddia edilenlerle Afganistan arasında kurulan ilgi için elde "Mahkemeleri ikna edecek güçte" kanıtlar olmasa bile, 'teröre karşı savaş' girişiminin birinci aşamasına itiraz eden pek az devlet çıktı. El-Kaide örgütünü koruyan Tâlibân yönetimini devirmek üzere Afganistan'a saldırırken, ABD, geleneksel destekçilerinin çoğunu yanında buldu.

İkinci aşama Afganistan seferiyle eşzamanlı yaşandı. El-Kaide örgütünü misafir ettiği, ya da o örgütle irtibat halindeki başka örgütlerin tehdidine mâruz kaldığı 'gerekçesi' ile Filipinler'den Gürcistan'a uzanan geniş bir coğrafyaya askerlerini yerleştirdi ABD. Pakistan ve Afganistan yanında, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan'da kalıcı olması beklenen üsler oluşturdu. Haritaya bakıldığında, ABD birliklerinin, enerji bakımından hayati önem taşıyan bir bölgeyi denetimleri altına aldıkları hemen farkediliyor. Cheney'in Ankara'dan ayrıldığı gün çıkan (20 Mart) USA Today gazetesi, Washington'un Endonezya'ya da asker göndermek istediğini haberleştirdi.

Üçüncü aşamanın Ortadoğu'yu elden geçirmek olduğu ve 'kilit taşı' olarak Irak'ın kullanılacağı anlaşılıyor. Tıpkı, Kafkaslar'dan Orta Asya'ya ve Güney Doğu Asya'ya uzanan coğrafya'daki 'yeni durum' için Afganistan'ın 'kilit taşı' olarak kullanılması gibi...

Afganistan'a saldırı, bu ülkeyle 11 Eylül uğursuz eylemleri arasında doğrudan irtibat kurularak gerçekleştirildi. ABD'nin, Körfez Savaşı günlerinden kalma Irak senaryolarını sahneye koyabilmek için de, bu ülkeyle 11 Eylül arasında benzer bağlantılar kurmaya çalıştığı biliniyor. Aradan geçen altı ayda, Washington, kendi kamuoyunu bile bağlantı bulunduğuna ikna edemedi. 'Kitle imha silâhları' yüzünden Saddam Hüseyin'i devirmek üzere Irak'a saldırı ise, dünyanın pek çok ülkesinde, değişik sebeplerle kaygılara yol açıyor. Cheney'in ziyareti sırasında Batı'da ve Ortadoğu'da karşılaştığı isteksizliğin altında yatan da o kaygılar... Saddam Hüseyin'in pek az dostu var, Irak'taki rejimi beğenen de yok; ancak, yönetimler, Irak için kullanılacak gerekçenin yarın kendi aleyhlerine dönebileceğinin farkındalar.

"Ortadoğulular öyledir, kamuoyları önünde söyledikleriyle kapalı kapılar ardında ifade ettikleri farklıdır" iddiası, özellikle Irak konusunda, tam bir safsata. ABD, Irak'a karşı askeri sefere karar verdiğinde, Körfez Savaşı'nda, hatta Afganistan'da bulduğu geniş destekten mahrum kalacaktır. Türkiye dahil bölgedeki her ülkenin, öncesi, sırası ve sonrasında büyük riskler taşıyan Irak'a karşı harekâta fiilen katılmaktan kaçınmasından daha doğal bir davranış biçimi olamaz.

Üsluplar arasında farklılıklar bulunsa bile, Cheney ve yanındakilere, uğradığı Ortadoğu ülkelerinde, "Sorunu başka yöntemlerle çöz, Irak'a karşı askeri harekâtta biz yokuz" mesajı verildiği dünya basınına yansıyan haberlerden anlaşılıyor. Bazı ülkelerin yönetimleri daha keskin, ABD ile göbek bağı bulunan bazı yönetimler daha yuvarlak konuşmuş olabilirler, ama Cheney, ülkesine, aradığı desteği bulamadan döndü.

Bu durumda ABD'nin önünde fazla bir seçenek yok. Cheney'in götürdüğü bilgileri değerlendiren Washington yönetimi, 'teröre karşı savaş' adını uygun gördüğü 'dünyaya nizamat verme' girişiminin üçüncü aşamasını yine de başlatabilir. ABD'nin bunu yapabilecek gücü, isteksiz müttefikleri destek çıkmaya zorlayacak câzibesi (veya baskı kâbiliyeti) bulunuyor. Ancak, böyle bir askeri harekât, kilit taşını yerinden oynatıp diğer taşları da serbest bırakacağı için muazzam bir altüst oluşa kapı aralayacaktır. ABD'nin o altüst oluşu istediği sınırlar içinde tutabilme gücü ise bulunmuyor.

Washington hırsları akıllarından ileride birkaç politikacıdan ibaret değil; artıları ve eksileri doğru değerlendirebilecek insanlar da var orada. Umarım, nihâi karara, 'Dr. Strangelove' senaryosu yerine sağduyu egemen yansır.


22 Mart 2002
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED