T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Münasebetsizlikler ülkesi (3)

Geçenlerde önümüze gelen bir haberdi: "SSK'nın 1 katrilyonu uçmuş". SSK ve Bağ-Kur'da sağlık sarf malzemeleri alımlarının ihalesiz olarak yapılması sonucunda 10 yılda 1 katrilyon uçmuştu. Düşünün, dünyanın parası...

Peki, yolsuzluğun ortaya çıkarılması iyi güzel de, bu açıklamayı yapan kimdi? Kim olacak; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan. Yani bu iki sosyal güvenlik kurumunun katrilyonunun uçmamasını sağlamakla da yükümlü olan bakan...

Tamam, Okuyan'ın bakanlık görevi 10 yıl geriye gitmiyor. Okuyan sadece 34 aydır bakanlık koltuğunda. Nitekim kendisi de, 34 aydır bakanlık koltuğunda oturmasına rağmen bir katrilyonun uçtuğunu ancak iki ay önce "tesadüfen" öğrendiğini açıklıyor.

Peki, "34 ay" az mı? Bir bakanın 34 ayı kendi döneminde olmak üzere bakanlığının 120 aydır yağmalanması karşısında söyleyebileceği (ve yapacağı) bundan mı ibaret? İşin en ilginç yanı, Okuyan'ın bu yolsuzluğu bakanlıktaki başarısının bir işareti olarak açıklaması! Okuyan, "Bakın, yolsuzlukları teker teker nasıl açığa çıkarıyorum!" der gibi... Ne tuhaf bir ülke... Biz vatandaşlara da herhalde "Aferin bakana, bakanlığındaki yolsuzlukları ne güzel ortaya çıkarıyor!" demek düşüyor! Ne tuhaf bir ülke... İçişleri bakanı herkesten önce "işkence"den, adalet bakanı herkesten önce "cezaevleri"nden, kültür bakanı herkesten önce "sansür"den, milli eğitim bakanı herkesten önce "okul"dan, Başbakan herkesten önce "herşey"den şikayet ediyor... Yani özet olarak bu ülkede "siyaset"in "özne"si kalmamış....

* * *

Yeni Şafak'ta okudum; Aydınlar Ocağı tarafından İstanbul'da bir toplantı düzenlenmiş ve Başkan Prof. Mustafa Erkal, yaptığı konuşmada Türkiye'de yeni azınlıkların ortaya çıkartılmak istendiğini belirterek "Ulus devlet yapısı yıpranıyor" demiş. Yeni Şafak'ın hiç de fena yer vermediği bu haberde Erkal'ın konuşmasından üç beş cümle daha yer alıyor. "Yeni bir Haçlı saldırısıyla karşı karşıya olduğumuzu" hatırlatan Başkanın sözleri arasında benim ilgimi en çok şu ifade çekti: "Ulus-devlet yapısı, mahalli diller öne çıkartılarak üniter millet ve devlet anlayışı çok kültürlülüğe zorlanmaktadır." Sizin de dikkatinizi çekti değil mi? "Üniter devlet" kavramı üzerine yapılan çeşitlemelerin yabancısı olmasak da, "üniter millet" lafıyla doğrusu ilk kez karşılaşmıyor muyuz? Doğrusu merak ediyorum; "üniter devlet"e karşılık olarak nasıl "federal devlet" varsa, acaba "üniter millet"e karşılık olarak da "federal millet" mi var? Aydınlar Ocağı'na göre olmalı...

* * *

RTÜK, Gani Şavata'nın Türkçe altyazılı Kürtçe filmi "Dumanlı Yol"un bazı bölümlerini yayınlayan Kanal 7'ye uyarı cezası vermiş. RTÜK, söz konusu yayının "Radyo ve televizyon yayınlarının Türkçe yapılması"na ilişkin hükme aykırı olduğunu kararlaştırmış. RTÜK Başkanı Nuri Kayış, "evrensel bilim ve kültüre katkı yapan dillere" izin verildiğini hatırlatarak şöyle devam etmiş: "(Filmde) Konuşmalar Kürtçeydi. Üst kurul, hukukçular ve TDK'na evrensel dil konusunu sordu. Gelen yanıta göre, İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca gibi diller evrensel dil sayılıyor. Kürtçe mahalli dil. Lazca da aynı kapsamda değerlendiriliyor."

Görüyorsunuz değil mi? RTÜK Kanunu'na istenmeyen yayınlar sınırlandırılabilsin diye sokuşturulmuş olan "evrensel dil" ölçütünün ne kadar temelsiz olduğunu görüyorsunuz değil mi? Üst Kurul hangi dilin "evrensel" sıfatını hakettiğini "hukukçular"a ve TDK'ya (Türk Dil Kurumu) soruyor! Peki bu zevat Üst Kurul'un sorusunu cevaplayabilecek ehliyete sahip mi? Yoooo... "Evrensel"in ölçütünü kim kaybetmiş de onlar bulmuş ki!... Hem şu da var: "Avrupa merkezci" düşüncenin militanı bir Batılıya sorun bakalım, Türkçe, "evrensel bilim ve kültüre katkı yapan" evrensel bir dil midir?

* * *

Madem konu "diller"den açıldı, Türkçe'nin her gün daha bir "evrenselleştiğini" hatırlatmadan geçemeyiz. Duymuşsunuzdur, Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği ve İletişim Fakültesi'nin kapısına bir duyuru asılmış. Şöyle bir şey: "YÖK'ün 11 Ocak 2002 tarihli yazısı gereği kız öğrencilerin kampüs içinde herhangi bir yerde türbanla, ideolojik tanımlanabilecek şekilde aynı tip bereli, peruklu, erkek öğrencilerin ise ideolojik amaçlı tanımlanabilecek sakallı girmesi yasaktır."(!)

İşte daha ne istiyorsunuz? Türkçe'nin "evrensel dil" olmadığını da kim söylemiş?

Açın bakın diğer dillerin lügatlerine; hangi birinde "ideolojik peruk" ya da "ideolojik sakal" maddesi var? Ben "zengin dil" diye buna derim... "İdeolojik" de "peruk" da hepsinde var; ama hangisinde "ideolojik peruk" var? Ne derdik bir zamanlar?

"Güzel Türkçemiz" değil mi?


24 Nisan 2002
Çarşamba
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED