|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aylardır yazdığım konular, IMF tarafından tek tek doğrulanıyor. IMF'nin bize daha önce "uygulattırdığı" "çıpalı kur" modeli ile şimdi "uygulattırdığı" "dalgalı kur" modeli arasında hiçbir farkın olmadığı, Türkiye ekonomisinin "beceriksiz yönetimler" tarafından spekülatörlerin "at oynattığı bir arenaya" dönüştürüldüğü gerçeğini nihayet IMF de, IMF'nin uzmanları da, IMF'nin "hayranları" da kabul ettiler. Şimdi işin "kıvırma" noktasındalar. Kıvıracaklar ki, suçu yine bizim üzerimize atacaklar ve 20. kez başarısızlıklarını başkalarının sırtına yıkmış olacaklar. Geçenlerde IMF, Türkiye ile ilgili bir rapor yayınlamış; raporda "Türk Lirası'nın aşırı değer kazanmasının sakıncaları" belirtilmişti. Yine aynı raporda "büyüme sürecinin hızlanmaması halinde Türkiye'nin iç borçlarını döndürebilmesinin zora gireceği" belirtilmişti. Hatırlarsınız bu sütunlarda günlerce "ekonomi büyümeden ne iç borç ödenebilir ne de dış borç" diyerek, avazımız çıktığı kadar yetkilileri "uyarmaya" çalıştık. Türk Lirası'nın aşırı değer kazanmasının "sıcak para operasyoncularını" yani "spekülatörleri" sevindirdiğini ama ekonomiyi "yeni bir krize doğru sürüklediğini" yazıp durduk. Bu "yeni kriz olasılığını" IMF, "Türkiye'nin borçlarını döndürebilmesinin zora gireceği" şeklinde açıklıyor. Ünlü American Express'in son raporu ise bir başka "acı gerçeği" gözler önüne getiriyor. American Express'in raporuna göre "Türk Lirası dünyanın en kıymetlenmiş parası durumunda. Türk Lirası dolar karşısında yüzde 23 kıymet kazanmış. Bu durum böyle devam ederse 6 ay içersinde büyük bir devalüasyon kaçınılmaz olarak Türkiye'nin önüne getirilecek." Gördünüz mü "Vehbi'nin kerrakesini?" American Express'in raporu, benim daha önce yazdığım bir konuyu gündeme getirerek dikkat çekiyor. "İlave bir dış destek gelmediği takdirde, Türkiye bir borç krizine girip, iç ve dış borçlarını ödeyemez hale gelebilir." Bu acı gerçeği bir süre önce gündeme getirmiş ve "Eğer yeni bir 11 Eylül olayı patlak vermezse halimiz duman olur" demiştim. Yine aynı günlerde, IMF'de bir süre öncesine kadar "baş ekonomistlik" yapan Michael Mussa'nın da görüşlerini aktararak, Michael Mussa'nın, "2003 yılında Türkiye'nin yeni bir krize gireceğini söylüyor" diyerek bu gerçeği bir kez daha vurgulamıştım. IMF'de çalışırken Türkiye'nin dört anlaşmasını imzalayan Mussa, "Türkiye'nin bu yıl borç dinamiklerini sakinleştirmekten başka şansı yok. Türkiye 2003'te yüklü miktarda ek kredi bulamazsa "borç sürdürebilirlik krizi" ile karşılaşabilir. IMF hiçbir ülkeye 31 milyar dolar vermedi. IMF hissedarları, gelecek yıl, muhtemel krizi önlemek için Türkiye'ye ek bir 10 milyar dolar daha vermek için bir sıkıntıyı içlerine atarlar mı bilmek zor. Türkiye'nin 2003'te bir borç yeniden planlaması riskini 3'te 1 veya 4'te 1 olarak görüyorum" şeklinde açıklama yapmıştı. Şimdi son bir ayda yapılan açıklamaları ve ortaya çıkarılan raporları gözden geçirince, bizim yöneticilerin ekonomiden "bîhaber" olduğunu, buna karşılık Türkiye'yi dışarıdan izleyenlerin "yeni bir kriz endişesi" taşıdığı gerçeği ortaya çıkıyor. Artık "Türkiye'nin yeni bir kaynak bulamayıp, borçlarını çeviremeyeceği" gerçeği ve "büyük bir devalüasyon beklentisi" gündemimize girdi. Dolar 1 milyon 600 bin Türk Lirası düzeylerindeyken "dolar bozdurup Türk Lirası işleterek parayı vuranlara" gerekli "uyarılar" yapılıyor. "Devalüasyon geliyor Türk Lirası'ndan çık ve döviz pozisyonuna geç. Geçen krizde olduğu gibi "gafil avlanıp", sonradan seni kurtarmak için bizi de uğraştırma" diyorlar. Evet!.. Yine "Türkiye kaybedecek sıcak paracılar kazanacak." Merkez Bankası'nın "IMF korkusuyla" hareketsiz kaldığı, "ne etliye ne sütlüye karışmadığı" bir ortamda "IMF'den icazetli" spekülatörler, doları sürekli yükselterek 1 milyon 600 bin Türk lirası'na kadar çıkardılar. Faiz oranlarının yüksekliği nedeniyle "Türk Lirası üzerinden çok para kazandılar." Şimdi, 1 milyon 600 bin liradan bozdurdukları doları, 1 milyon 300 bin liradan toplayacaklar. Toplama işlemi bittikten sonra, gündeme gelen devalüasyon, "kaçınılmaz" olarak ilan edilecek ve spekülatörler, bir "vurgun" da orada vuracaklar. Bu arada "IMF'ye teslim olan iktidar" ortakları, birbirleri ile atışıp "Başbakanlığa hazırım oyunu" ile "vakit geçirirken" Türkiye'nin kaynakları bir kez daha dışarıya kaçırılacak. "IMF bunu her zaman yapıyor." Her zaman bize "yanlış program" uygulatıyor, program çıkmaza girip işin içinden çıkılmaz hale gelince kendince "uyarıda" bulunuyor, program ve ekonomi çöküyor, IMF "ben sana dememiş miydim?" diyor. Bu oyun 18. kez sahne aldı. Hep de aynı şekilde sonuçlandı, ama "IMF'ye teslim olanlar" oynanan oyunun farkına bir türlü varamıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |