T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Rockçı, protest
olmak zorunda!

O, bugüne kadar bağrından pekçok sanatçı çıkaran Adana'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokulda simit, dondurma ve şekerleme satarak aile ekonomisine katkıda bulundu. Büyüyüp üniversiteye gidecek yaşa geldiğinde, Türkiye onun sesiz sedasız yaptığı müzikal çalışmalarından habersizdi. 1992 yılının sonlarına gelindiğinde "Yollarda Bulurum Seni" adlı albümüyle müzik piyasasına sıkı bir giriş yaptı ve o gün bugündür de şarkılarını her yaştan ve kesimden dinleyiciye söylüyor. Türk Rock'ının parlayan yıldızı Haluk Levent'le müzik eksenli bir söyleşi yaptık.

Eserlerinin çoğu hit olan ender sanatçılardansınız. Şarkılarınızın Türk halkı tarafından beğeniyle dinlenmesini neye bağlıyorsunuz?

Gerek şarkı sözlerimle gerekse kişiliğimle insanlara olabildiğince yakın olmaya çalışıyorum. Abarttığımı düşünmeyin. Türkiye'de konser vermediğim yer kalmadı. Her fırsatta gitmek, görmek ve paylaşmak derdindeyim. Yaptığım müzik Türk halkının geleneksel müzik beğenisine göre oldukça sert. İşin içine duygular girince herşey değişiyor. Siz insanlara dürüst olursanız, konuştuğunuz kadar dinlemesini de bilirseniz başarılı olursunuz. Tabii bu arada müzikal kaliteden de ödün vermemek lazım. Yoksa bunların hiçbir anlamı kalmaz.

Rock müziğin dinleyici kitlesi diğer müzik türlerine göre daha vefalı. Ayrıca onların dinledikleri müzik kadar kimi dinledikleri de önem arzediyor. Ve bu bağlılık, arabesk dinleyenlerde de görülüyor. Bu anlamda iki müzik türünün birbirine benzediğini söyleyebilir miyiz?

Bu konuda haklısınız. Ama rock müzik ile Arabesk arasında kesin benzerlikler veya organik bağlar olduğunu söylemek yanlış. Belki de tek ortak noktası ortaya çıkış tarzı ve süreç içindeki gelişimi itibarı ile iki müzik tarzının da popülist kültür biçimlerine bir tepki olarak ortaya çıkmasıdır. Ancak söylem açısından çok büyük farklılıklar mevcut. En başta Arabesk müziğin kaderci ve irrasyonel bir yapısı vardır. Arabesk müzik ortaya çıkış itibariyle toplumsal bölüşümden en az pay almış kitlelerin devrimci ve mücadeleci bir içerikten yoksun tepkisinin adı idi. Bugün geldiği nokta olarak bu konumdan uzaklaşmış olabilir ama özü yine aynı. Yanlış anlaşılmak istemem. Arabesk müzik Türkiye kültür tarihinde çok önemli bir yer tutar. Rock ise toplumdaki süregiden yanlışlıklara modern bir tepkidir. Rasyonel ve ilericidir. Tepkinin varlığı konusunda evet ama içeriği konusunda bir benzerlik kurmak yanlış olur.

Rock müziğin Türkiye'deki gelişim seyrine baktığımızda bu topraklara ait ifade, deyiş ve türkülerin müziğe yansımasıyla birlikte rock'ında halk tarafından sevildiğini görüyoruz...

Son yıllarda böyle bir eğilim iyiden iyiye baş gösterdi. Anadolu ezgilerini kullanmayan yok gibi. Bu iyi mi değil mi diye tartışmaktan ziyade yeni mi değil mi, diye tartışmak gerekiyor. Çünkü bu zaten yıllardır yapılan bir şeydi. Piyasa ekonomisinin içinde bir şey yer almıyor diye o şeyi yok saymak ancak şarkıları "mal" ve dinleyiciyi "müşteri" olarak gören anlayışa hizmet etmektir. Şunu da eklemek isterim ki bu-ne kadar işin ticari yönünü eleştirsek de-gerekli bir şeydir. Zaman geçtikçe kimin samimi olduğunu zaten anlarsınız. Asıl önemlisi, Rock müziğinin kitlelere ulaşabilmesi için bu topraklarda yaşayan insanların koşullarından etkilenmesi ve beslenmesi gerekiyordu. Kimse türküleri yozlaştırıyorsunuz deyip ahkam kesmesin. Türküler hepimizin. Kimin söyleyip kimin söylemeyeceği konusunda kimse yasakçı bir zihniyet takınmasın. Kötü olanlar zaten zaman içinde kaybolup gider.

Sıkı bir çevreci olduğunuzu biliyoruz. Bu kadar doğal, samimi ve kendisi gibi davranan bir sanatçı olmanızda, insan ruhunu eğiten doğayla aranızın iyi olmasının katkısı olabilir mi?

Sanatçı olmasaydım da yine sıkı bir çevreci olurdum. Yıllar içinde Gökova, Bergama, Akkuyu ve Kazanlı'ya gidip konser verdim. Kamuoyunun dikkatlerinin çevirmesinde hep rolüm oldu. Çevre sorunları belki de henüz kitlesel ölümlere yol açmadığı için yakaya yaprak takılarak çözülecek basit bir "ağaç dikelim" sorunu gibi algılanıyor. Ama böyle giderse sonumuzu göreceğiz. Ünlü çevre bilimci Rudolp Bahro'nun çok güzel bir sözü vardır. Bahro şunu der: "İlk yok olan tür biz değiliz. Ama biz ilk bilinçli yok olan tür olacağız." Sanatçı olmayı geçin, insan olmanın sorumluluğudur çevreci olmak.

Haluk Levent dinleyen herkes müziğinizde kendinden bir parça buluyor. Siz, bu paylaşımı neye bağlıyorsunuz?

Ne kadar farklı beğeniler, dünyalar olsa da, ortak olan bir şey var; o da insan sevgisidir. Benim samimiyetimden emin olan herkes bana inanıyor, beni dinliyor ve beni çağırıyor. Bu yüzden Fransa'nın Strazburg kentinde konser verdiğim gibi Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde de konser verdim. Bu ülkede en çok konser verenlerden birisiyim. Bunu yıllardır yapıyorum ve sağlığım engel olana kadar da yapacağım.

Şarkılarınız gücünü nereden alıyor?

Benim sanat anlayışımda sanatçının görevleri arasında, yaşadığı zamanın gerçekliklerini anlamak, bunları kendi içinde dönüştürüp, yaratıcı bir etkinlik sonucu özgürleştirmeci bir şekilde yeniden yorumlamak yer alır. Şarkı sözlerinin geçerliliğini yıllar sonra da sürdürebilmesi için toplumdaki sosyal hayata damgasını vurmuş diyalektiklerden beslenmesi gerekir.

Peki ya rock...

Rockçı olmak protest olmaktır. Burda muhaliflik değildir amaç olan. İçi doldurulmamış bir muhaliflik ya trajedi ile sonuçlanır ya da komedi. Rock müzik gerek ezgiler ve enstrümanlar olarak gerekse söylem olarak popülist müzikten ayrılır. Bu ayrışma günümüzde giderek belirsizleşse de işin özünde bu vardır. Bu protestlik kendini toplumdaki yanlışlıklara ve haksızlıklara karşı var eder. Rock müzik sanatçısı en azından öz olarak yaptığı işe ters düşmemek için bu muhalif gelenekten beslenmelidir. Gelişmeye yönelik özün temelinde bu yatar.

Filistin'de yapılanlar insanlığa sığmaz!

Daha önceki çalışmalarında Susurluk Olayı'na, Yunanistan'la yaşanan gerilimlere, Çeçen ve Boşnaklara adadığı bir soykırım şarkısına yer veren Levent, "Filistin'de yaşanan soykırım için de bir parça bestelemeyi düşünüyor musunuz?" sorumuzu şöyle yanıtladı: "Yeni çıkacak albümümde alevi kültürüne ait bir türküyü seslendireceğim. Bu şarkıyı da çok anlamlı bir şekilde Filistin sorunu ile bağlantılandırıyorum. Çünkü alevi felsefesi öz olarak kötü ile iyinin savaşında güçlünün değil her zaman haklının yanında olma tercihindedir. Filistin'de yaşananlar bugün bu açıdan anlamlı. Malatya'da verdiğim konserde bu şarkının başında 'Bu parçayı Hitler'in öldürdüğü Yahudi ve Şaron'un öldürdüğü Filistinli akrabalarıma adıyorum.' dedim. Büyük bir alkış koptu. Tabii kafalar da karıştı. Ben sadece insanların birbiriyle akraba hatta kardeş olduğunu vurgulamaya çalışmıştım. Günde üç öğün Yahudilerden özür dileyen Başbakanımız sözünden döndü ama ben dönmüyorum. Yapılanlar insanlık değildir, barış için hiç değildir. Bu yüzden Şaron hükümeti ve onun yanlıları tarihin mahkemesinde en ağır cezalardan birine çarptırılacaklar. Bundan eminim."

 
Nâzım yaşıyor bu kitapta
Vera Tulyokova Hikmet'in kocası Nazım Hikmet'in ölümünden iki hafta sonra yazmaya başladığı ve iki senede tamamladığı notları "Nazım'la Son Söyleşimiz" adıyla Everest Yayınları'ndan çıktı. Kitap, iki yıl boyunca süren bir vedalaşmanın ürünü. Şairin Rusya'da geçirdiği yıllar boyunca ona can yoldaşlığı etmiş dramaturg ve sanat tarihi uzmanı son eşi Vera, birliktelikleri boyunca birçok konuşmalarının notlarını tutmuştu. Önceleri Moskova'da yayımlanmasına izin verilmeyen eser yazıldıktan ancak üç yıl sonra okurlarıyla buluşabildi. Elle tutulurcasına somut bir Nâzım portresi çizen Nâzım'la Son Söyleşimiz, Behramoğlu'nun deyişiyle Nâzım'ın gerek kişisel yaşamı, gerek toplumsal konumu bakımından tartışmalara yol açabilecek bir kitap. Everest Yay. / Tel: 0 212 513 34 20
200. kitap Cuma Mektupları
İ smet Özel'in uzun bir aradan sonra yayınlamaya başladığı Cuma Mektupları, Şule Yayınları'nın 200. kitabına denk gelerek yayınevinin sevincini taçlandırdı. Kitaplar, Türk şiirinin en önemli şairlerinden biri olan İsmet Özel'in düşünce dünyasının izini sürmek açısından oldukça faydalı. Özel, Cuma Mektupları'na tekrar başlamanın endişesini 'İçimde bir korku var. Aradan geçen bunca zaman beni biraz daha yaşlandırdı. Bir zamanlar dinç bir edayla yol aldığım bu sularda yeniden kulaç atmayı becerebilecek miyim? Bu sular dediğim aynı sular mı?' cümleleriyle dile getiriyor. Şule Yayınları / Tel: 0212 5282357
Orhan Hakalmaz türkü çadırında
Halkın türküsünü, halkın dili ve söyleşiyle seslendirerek, türküleri hem yaşatan hem de yeni nesillerinde sevmesini sağlayarak çoğaltan ses sanatçılarından biri Orhan Hakalmaz. Genç sanatçı, bundan böyle her perşembe akşamı İkitelli Başakşehir Konutları içindeki Başakpark'taki Osmanlı Çadırı'nda türküseverlerle buluşacak. Bilgi tel: 0 212 485 84 40
Resme aşkla bakabilmek
'Bana kalan, dünyaya tek pencereden bakmamak ve sadece tüm baktıklarıma, sürekli yeni baştan aşık olmaktır' diyerek fırçayı eline alan Orhan Çetinkaya resimlerini sergiliyor. 29 Nisan'da Kemal Sunal Sanat Merkezi'nde açılacak sergi 10 Mayıs'a kadar sanatseverlerin ilgisine sunulacak.
Bilgisayar ve İnternet
Gelecek, hiç kuşkusuz teknolojiyi yakından izleyen ve teknolojiye kendi katkısını ve adını veren toplumların olacak. Bugünün ve yarının teknolojisi bilgisayara direkt bağlı olduğu ve bilgisayar artık insan hayatının her alanlarında yer aldığı için bilgisayarı tüm yenilikleriyle öğrenmek, toplumumuz için bir zorunluluk haline aldı. Hasan Çebi Bal'ın hazırladığı "Bilgisayar ve İnternet" adlı kitap bilgisayar teknolojisindeki son gelişmeleri ve interneti tüm imkanları ile kullanmak isteyenler için yardımcı olacak nitelikte. Akademi Yayınları'ndan çıkan kitap, bilgisayar ve internetle ilgili olarak akla gelen her tür soru ve soruna ilişkin bilgiler içeriyor. Kitap, düzenlenen kampanya nedeniyle yüzde 50'lik bir indirimle ulaşıyor okuruna. Bilgi tel: 0 464 214 25 11
25 Nisan 2002
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED