|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçtiğimiz cumartesi günü (20 Nisan '02), bir imza ve sohbet toplantısı için Samsun'daydım. Endülüs Kültür Merkezi'nin ve Cibran Sohbet Evi'nin ortak girişimiyle gerçekleştirilen programda bir dostluk ve sevgi halesiyle kuşatıldım. Çoğunu ismen önceden tanıdığım bu dost halesini görmek, onlarla tokalaşmak, kucaklaşmak, içimde seyrek hissettiğim bir duygu uyandırdı: geç kalmışlık duygusu. Bu insanlarla karşılaşmayı bu kadar geciktirmiş olmanın sebebi acaba biraz da içimdeki bu duygunun yaşanmasına mı yol vermekti? Profesör Celal Tarakçı ile Profesör Mustafa Özbalcı'nın sohbette, yemekte bana refakat etme inceliğini göstermekten başka, kitaplarımı imzalatma tevazuunda bulunmaları beni eritip bitirmiştir. Yolcu Dergisi'nin genç şair ve yazarları, başta Mustafa Karaosmanoğlu, Ahmet Usta, M.Varol Öztürk, Nevzat Onmuş (ki Cibran'ı o yönetiyor), Hüseyin Güç; Endülüs Kitabevi'nden Hayati Şahin, Davut Güner, Sani Bey, bu ziyaretteki kazançlarım arasında. Sabah yaklaşık saat 10 sularında başlayan sohbet Dr. Dursun Ali Tökel'in sorularının yönlendirmesiyle 14'e kadar sürdü. Bu arada bir başka değerli yazar ve ilim adamı, Dr. Mehmet Aydın ile tanışmış olduk. Yedi İklim yayınları arasında çıkan Taşra Yazıları kitabının da bu Mehmet Aydın'a ait olduğunu böylece teyid etmiş olduk. Cibran'ın duvarları Sezai Karakoç'un, Nuri Pakdil'in, Cahit Zarifoğlu'nun, bu fakirin resimleriyle donatılmıştı. Samsun'da üniversite öğrencilerinin sohbete olsun, imzaya olsun ilgileri, kelimenin gerçek anlamıyla olağanüstüydü. Daha önce katıldığım hiçbir imza programında böylesine yoğun ve içten bir ilgiyle karşılaştığımı hatırlamıyorum. Saat 15'te başlayan imza programında, ikinci kez saati sorduğumda 21 olduğunu söylediler. 6 saat boyunca sürekli kitap imzalamışım, bir yandan da onların sorularının istikametinde sohbet etmişiz. Dönüş yolculuğu söz konusu olduğundan, imzalamaya fırsat bulamadığımız bazı kitapların, Ankara'da, daha sonra imzalanacağına söz vererek ayrılmak zorunda kaldık. Ama arkadaşların bizi bırakmaya niyeti yokmuş. Kitabevi'nden ayrıldıktan sonra Yolcu Dergisi'nin yönetim yerine uğradık. Sohbet orada da sürdü. Gene bırakmadılar, bir yemek yiyelim, dediler. Onların hatırını kırmak ne mümkün! Dönüş yolculuğuna geçtiğimizde saat 1'i bulmuştu. İşin güzel taraflarından biri şuydu: Samsun'da karşılaştığım insanlar saf zihinsel donanımla meşbu idi. Birlikte olduğumuz bütün bu saatler boyunca zihinsel düzeyi ihlal edici en küçük bir falsoyla bile karşılaşmadım. Onların arasında iki güzel insan Dr. Şaban Sağlık ve Ahmet Ufuk, bana öyle geldi ki, oradaki topluluğun oluşmasında önder bir katkı sahibiydi. Oysa sohbete konuşmalarıyla olsun, sorularıyla olsun, katkıda bulunmaktan bile sarfı nazar etme âlicenaplığını göstermişlerdi. Kitap imzası esnasında kendileriyle sohbet imkânı bulduğumuz Ümmügülsüm Tarakçı ve diğer asistan arkadaşları ile İbrahim Tökel'i de anmak istiyorum. Orada mübalâğasız yüzlerce insanla tanıştık; takdir edilir ki, herkesin ismini tek tek hatırda tutmak mümkün değil; ama onları artık nerde görsem tanırım. Herkese, hepsine, her şeye teşekkürler ve teşekkürler. Vesselam.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |