T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Aydınlar ve papazlar

Batıda bir devrim olarak tasarlanıp yaşanan modernlik, aşkın olan her şeyden mutlak kopuş anlamına gelir. Bu kopuş ve devrim kelimelerinin çağrışımlarının bizi yönelttiği gibi, modernlik 'tez'lerinden çok karşı oluşlarıyla tanınır. Kilise papazlarına karşı çıkan aydınlanmacı entellektüeller zamanla papazların yerini aldı. Aşkın ve kutsal olanın yerine akıl ve toplumsallığı vaaz eden entelektüel papazlar (deyimin sahibi Tourarine) ortaya çıktı. Ancak batı modernitenin doğuşu aşamasında papaz rolünü benimseyen entellektüeller bu rolü daha sonra terk edecektir. Entellektüelin belirleyici vasfi topluma karşı papazlık yapmaktan çok eleştirel tutumu olacaktır. Edward Said'in özellikle vurgu yaptığı gibi; bugün Batıda entellektüel olmanın, aydın olmanın olmazsa olmaz şartı eleştirel tutum sahibi olmaktır, muhalif olmaktır.

Oysa Türkiye'de modernliğin taşıyıcısı olmakla övünen aydınların, hele hele sol aydınların konumuna, iktidar karşısında aldıkları tutuma bakılınca 18. Yüzyıldaki hatta 17 yüzyıl öncesindeki aydın papazlara ne kadar benziyor. Hiç olmazsa o dönemin aydınlarının muhalif bir yanları vardı. Yeni bir toplum projesi peşindeydiler bu nedenle vaaz vermekle meşguldüler ama muhalif/devrimci bir yanları vardı.

Türkiye'de modernliğin bayraktarlığını yapan aydınlar ve özellikle sol aydınların tutumuna bakılırsa papazlık dışında bu özelliklerin hiç birini bulmak mümkün değil. Çağdaşlaşma ile modernliğin aynı düzlemde ele alındığı hatırlanacak olursa, papazlık misyonuna hala sımsıkı sarılan Türk aydınının nereden esinlendiği ve hangi zaman tünelinden çıkamadığının ipuçları da rahatça görülür. Bu aynı zamanda Türkün modernlikle imtihanının serencamını da gösterir. Modernleşme ile Batılılaşmayı eşdeğer gören Türk aydının (bu biraz da Türk-sol-aydın anlamına geliyor) tek eleştirel tutumu tarihinden ve toplumundan inkara varan bir uzaklaşmayı içermesidir. Bu anlamda az bulunur farklı sesten biri olan Kemal Tahir Türk aydınını eleştirirken: " Batılılaşma kelimesinde, batılı olmayan bir toplumun, kendi benliğinden vazgeçerek, ondan büsbütün sıyrılarak bir başka 'şey' olmağa çalışması, yani imkansızı zorlaması vardı" der. Türk seçkinleri ve aydını hep bu imkansızı zorlamıştır; imkansızın sürdürülebilir olması da ancak, iktidar ve statükodan yana tavır almasıyla mümkün olacaktır. Statükoyu koruma refleksi, statükodan beslenmeyi getirmiş bu misyona uygun olarak da aydın-papaz rolünü hala sürdürmektedir.

Genelde Türk aydını özelde Türk solunun statükodan yana oluşuyla kendi toplumu/tarihi karşısında inkarcı tutumunu entellektüelliği ile birleştirdiği yeni durumun en iyi göstergesi; 11 Eylül sonrası başlayan süreçte K. Tahir'in tanımladığı türden batıcılık ile statükoculuk tavrında aranmalıdır.

Eleştirel olmakla kendi toplumunu inkar etmek ama bunu statükoyla kol kola girerek, hatta "güç"ün gölgesine sığınarak yapmak gibi batılı anlamda da aydın namusuna sığmayan bir ikiyüzlülüğe tanık oluyoruz. Bu tavır aynı zamanda, "devletçi ve bürokratik, seçkinci bir model etrafında" kurulan Türk solunun "iktisadi bir kavram olan ve geçerliliği ancak belli bir noktaya kadar olan devletçiliği orada bırakmayıp siyasal ve kültürel bir model olarak" (H. Bülent Kahraman, 16/1/2002, Radikal) benimsemiş olmasının tezahürü sayılabilir. Ancak güç karşısında en azından ahlaki bir zaaf sayılabilecek tutumu, İslam ve Müslümanlık söz konusu olduğunda öç duygusuyla 11 Eylül sürecine alkış tutmasını izah etmeye yetmiyor (Yusuf Kaplan'ın değindiği nokta,14/1/2002, Y. Şafak). Türk aydının 17 yüzyıl aydınlanma papazlığına soyunması ile İslam'ın defterini dürmek için fırsat saydığı ABD'nin kaba güç gösterisinden yana tavrının entelektüel arayışla izah etmek pek yakışık almıyor. Yeter ki üstüne çekilen yaldızlar/yıldızlar biraz kazınsın.


17 Ocak 2002
Perşembe
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED