T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

TV'den sinemaya SON

Hayatta hep başarısızlığa uğramış kişiler başarmak için biraraya gelse ne olur? Tv'lerin gülmece ustası Levent Kırca, hem yönetip hem oynadığı Son'da işte bu sorunun cevabını gülmeceyle arıyor.

Televizyonların renklenip çeşitlendiği yıllardan bu yana, ve bu sayede pek çok isim 'yıldız'laştı ve yaptıkları işleri de, yerlerini de sabitleştirerek bugünlere ulaştılar. Aralarından ciddi konuları araştıran, "kamu" adına öfkelenen, bağırıp çağıran, muhatabını azarlayan komikler de çıktı, yeni bir gülmece türü üretip, olup bitenleri 'ti'ye alarak izleyiciyi güldürmeye çalışan komikler de.

1990'ların sonunda ise televizyon dünyasındaki kariyerlerini pekiştirmiş olan 'komik'ler birer birer sinema aşkına tutulur oldular. Berlin in Berlin ve Karışık Pizza'yla Cem Özer, Ağır Roman, Oyunbozan ve Komser Şekspir'le Okan Bayülgen, Bay E ve Hemşo ile Mehmet Ali Erbil, Nihavend Mucize'yle Beyaz, Herşey Çok Güzel Olacak ve Vizontele ile Cem Yılmaz sinemada birer birer boy gösterdiler. Bir de hem oynayıp hem film yönetenler oldu. İlk olarak, Beşiktaş Kültür Merkezi'nde ve Bir Demet Tiyatro'da görev alan oyuncuların ağırlıkta olduğu bir kadroyla çektiği Vizontele'yle tüm zamanların izleyici rekorunu kıran Yılmaz Erdoğan soyundu sinemaya. Son olarak ise Olacak O Kadar ekibiyle ile Levent Kırca.

Yokluğun komedisi

Hayatın içinde zaten varolan komedi ile hüznün içiçe geçmiş örgüsünü mizah diliyle anlatan Son'un, başrollerini tiyatro oyuncularından oluşan bir kadro; Levent Kırca, Oya Başar, Sermin Hürmeriç, Hakan Altıner, Sümer Tilmaç, Atacan Arseven, Ali Sürmeli ve Metin Serezli paylaşıyorlar. Yaklaşık iki milyon dolara maledilen filmin yapımcılığını Oya Başar, yönetmenliğini ise Levent Kırca yapıyor.

Kırca'ya göre "yokluklar içinde bir filmin nasıl çekildiğinin komedisi" olan Son'un konusu şöyle: Hayatlarında bir kereliğine de olsa başarılı olmak isteyen kafadarlar, bir film çekmeye karar verirler. Amaçlarını gerçekleştirmek için eski oyuncu Nejla'nın paralarını kullanmayı planlarlar. Erkek oyuncu eksikliklerini, inşaatta çalışan bir türkücü ile giderince de olaylar gelişmeye başlar.

Niyet ve konu olarak iyi bir noktadan hareket eden film yıllarca televizyon parodisi üreten bir ekibin işi olarak sinema filmi olmaktan biraz uzak görünüyor. Oyuncuların oyunları televizyondaki kadar abartılı. Ve yine televizyonda olduğu gibi mesaj kaygısı öykünün önüne geçiyor. Son, istediğini yapıyor; izleyiciyi güldürüyor ama sonu da bir türlü gelmiyor.

 
Kuvayı Milliye Destanı İzmir'de sahneleniyor
Nazım Hikmet'in Kuvayı Milliye Destanı, İDT'ce sahnelendi. Gaziler ve şehit yakınları galaya kalpaklarıyla geldiler.
'Türk Öyküsü'nün başının tacı çıktı
Ömer Lekesiz'in titiz çalışmasının ürünü "Yeni Türk Edebiyatında Öykü" adlı çözümlemeli antolojinin beşinci cildi çıktı. Öykücüler ve öykü anlayışları ile öyküler ve çözümlemelerini içeren antoloji, 103 öykücümüzü kapsıyor. Okura Kaknüs Yayınları'nca sunulan bu beş ciltlik hazine, öyküyle ilgilenen herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eser.
Kaknüs Yayınları / 0 216 341 08 65

Nahid Sırrı Örik'in en önemli eseri
Nahid Sırrı Örik'in en önemli kitabı "Sultan Hamid Düşerken" Arma Yayınları'nca yeniden basıldı. Örik, II. Meşrutiyet'in ilanından Hareket Ordusu'nun İstanbul'a gelişine kadarki dönemde yeralan toplumsal ve siyasal gelişmeleri, Savaş ve Barış'da olduğu gibi roman karakterlerinin bilincinde meydana getirdiği dönüşümlerin içine yerleştiriyor.
Arma Yayınları / 0 212 512 54 96
17 Ocak 2002
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED