|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başbakan Bülent Ecevit'in Washington'daki temasları sürerken, tedadüf bu ya, ilginç bazı gelişmeler de yaşanıyor... Kıbrıs'ta, Denktaş ile Klerides görüşmelerinin ikinci turlarına başlıyor ve yeniden görüşmek üzere ayrılıyorlar. Yani Kıbrıs'ta müzakereler devam ediyor. Ankara'da birdenbire 'Uyum yasaları' Meclis'e sevkediliyor. Anayasa'nın apar topar değiştirilen 34 maddesinde oldugu gibi... Şimdi de değiştirilen bu maddelerle ilgili kanunlarda değişiklikler yapılması öngörülüyor. Değiştirilmesi istenen yasaların hepsi de çok önemli. Ama iktidar partilerinin çok acelesi var ve mümkünse bu yasalardaki değişiklikleri Adalet Bakanlığı'ndan geldiği gibi değiştirmeyi amaçlıyorlar. Yine yangından mal kaçırırcasına. Hemen hemen aynı saatlerde Washington'da, Dünya Bankası başkanı Ecevit'le görüştükten sonra bir açıklama yapıyor ve Türkiye'nin doğru yolda oldugunu söylüyor. Türkiye dogru yolda. Ekonomisi hızla düzeliyor. Bir yandan ekonomik reformlarını gerçekleştiriyor, bir yandan da özgürlüklerle ilgili 'Uyum Yasaları'nı çıkartmak için yoğun bir faaliyet göze çarpıyor. Değiştirilecek yasalar arasında ünlü 159'uncu madde, 312'nci madde ve Terörle Mücadele Yasası'nın bazı maddeleri var. Basın ve ifade özgürlügü ile ilgili hükümler var. Birkaç gün önce de bankaların devlet hazinesinden desteklenmesini öngören bazı hükümler Meclis'te kabul edilmişti. Ankara'da bir TV muhabiri Meclis başkan vekillerinden ANAP Milletvekili Yüksel Yalova'ya soruyor: "Ekonomiyle ilgili çıkarılan yasalar, Anayasa değişikliği ve 'Uyum Yasaları'ndaki değişiklikler dışardan gelen taleplerle mi ilgili?" Ilk defa bir Ankara muhabirinden bu tarzda bir soru duyuyorum. Mesele artık o kadar ayan beyan ortada ki... Herşeyin bu kadar tesadüfi olması da pek akla yatkin gelmiyor. Öte yandan, yine aynı haber bültenlerinde, ilaç fiyatlarında devlet zoruyla yaptırılmak istenen indirimle ilgili gelişmeler yansıtılıyor. Böylece popülizm de ihmal edilmeden halka şirin görünmenin hesapları yapılıyor. Bir süre önce göstermelik olarak doğal gaz fiyatlarında indirim sağladılar. Şimdi başka mal ve hizmetlere el atmaya kararlı görünüyorlar. Ama dikkat ederseniz devlet hizmetlerinde bir tasarrufa asla yanaşmıyorlar. Savunma harcamalarında bir kısıntıya asla gitmekten yana değiller. Mesela Olağanüstü Hal'i kaldırsalar devlet bütçesinin ne kadar rahatlayacağını gündeme bile getirmek istemiyorlar. Şimdi öncelik, banka sahiplerinin devlet desteği ile kurtulmasında. Bankalara değil, banka sahiplerine önce 4 dediler, şimdi 5 milyar dolar olacağı anlaşılan bir aktarımda bulunarak ekonomiyi kurtaracaklarını söylüyorlar. Dikkat ettiyseniz Ecevit'in ABD gezisi öncesi bu konuda önce Meclis ikna edildi. Ardından da kamuoyunun ikna edilmesi için medya seferber edildi. Bankalara aktarılacak kaynaklar için önceleri 'soygun' deyimini kullanan kalemler, kısa sürede ikna edilerek şimdi bunun gerekliliği üzerinde yazılar yazar hale geldiler. Şimdi kamuoyunun bir kısmı ekonominin kurtulması için önce banka sahiplerinin kurtulması gerektiğine inanmaya başladı. Geçenlerde Basbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli bile infial halindeki kendi kamuoyunu, MHP'ye oy vermiş seçmenleri ikna etmeye çalışıyordu hemen hemen benzer laflarla. "Bankalar kurtulmazsa sıra size gelmez" gibisinden gerekçeler sıralıyordu! Tabii kendisine oy veren kitlenin bu sözlere inanıp inanmadığını önümüzdeki seçimlerde göreceğiz. Sonra, Ecevit'in ABD'ye gitmesinden hemen sonra "Uyum Yasaları" Meclis'e sunuluyor. Muhalefet liderlerine yönelik yargısal ve fiili baskılar artar, muhalefetin çesitli mekanizmalar kullanılarak muhalefet yapma şevki kırılırken, böylesine önemli yasaların ekspres hızıyla Meclis'ten geçmesi umuluyor. Kıbrıs'ta görüşmelere devam ediliyor. Türkiye uzlaşmadan yana görüntüsünü koruyor. Dünya Bankası Başkanı Washington'da açıklama yapıyor: "Türkiye doğru yolda yürüyor." Doğru yolda yürüyen Türkiyem ileri...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |