T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Siyasal rejim, uygarlık ve suç

Krimonolojide, suçlarla uygarlık ve siyasal rejim arasında bir korelasyonun bulunduğu belirlenmiştir. Belirli tür suçlarla uygarlık, keza belirli tür suçlarla o ülkenin siyasal rejimi arasında ilişkiler olduğu gözlemlenmiştir. Mesela "beyaz yaka suçları" denilen suçlar, ekonomik ve toplumsal örgütlenmenin gelişmiş sayıldığı bir aşamasında işlenebilecek suçlardan sayılmaktadır. Bu tür suçun tanımı şöyle verilmektedir: "Beyaz yaka suçları, toplumda saygıdeğer sayılan sosyal itibara sahip kimselerin yürüttükleri, iş hayatında işledikleri sömürücü ve hileli ekonomik suçlardır." (Krimonoji, Dönmezer, İst. 1975, s. 57). Beyaz yaka suçları, günümüzün "ileri" toplumlarında aynı zamanda örgütlü biçimde işlenmektedir. Oysa "ilkel" sayılan toplumlarda suçlar münferiden işlenmekte, suç örgütlerine haliyle ihtiyaç duyulmamaktadır.

Amerika gibi, iktisadî gelişmenin belli bir aşamasında bulunan bir ülkede, insafsız bir rekabet ortamında karşılıksız faydalanma, ve kolay para kazanma felsefesinin örgütlü hırsızlık, yağma, banka soygunculuğu, rüşvet ve irtikap, karaborsa, vergi kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, vb. suçların meydana geldiği, bu tür suçların kültürel ortamının da aynı toplum yapısı tarafından beslendiği ileri sürülmektedir.

Burada, krimonologların dikkatini çeken bir çelişki de aynı zamanda yaşanmaktadır. Uygarlık ilerledikçe şiddete başvurularak işlenen suçların azalması mantıken beklenirken, olaylar tam tersi istikamette akışmaktadır. Uygarlığın gelişmesinin örf ve adetlerde yumuşamayı sonuçladığından, ayrıca "Batı'nın ileri toplumlarında" etkili bir suç politikası izlendiğinden, şiddet belirten adam öldürme, ırza tecavüz, nası ızrar, isyan, kamu otoritesini temsil edenlere mukavemet gibi şiddetle birlikte işlenen suçlarda da, beklenenin tam tersine azalma değil, çoğalma görülmektedir.

Böylece Batılı ülkelerin bugünkü ortamında mutavassıtlık, hırsızlık, karşılıksız faydalanma, dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma, sahtekârlık, rüşvet ve irtikap, yalan şahitlik, iftira, karşılıksız çek keşidesi, şantaj ve genel olarak her türlü beyaz yaka suçlarının çoğaldığı tesbit edilmektedir. Üstelik suçluluğun giderek profesyonel bir nitelik kazandığı ve tekerrür oranının yükseldiği söylenmektedir (age. s. 61).

Suçluluk ile siyasal rejim arasında da karşılıklı ilişkiler belirlenmiştir. Şöyle ki, halkın duygularının ve düşüncelerinin serbestçe teşekkül etmesine yasal engeller konulan otoriter devlet rejimlerinde, suç sayılan tavır ve hareketlerin, fiillerin sayısı kendiliğinden genişler. Toplumun çeşitli alanlarında sivil örgütlenmeler yasaklandığından veya sureta serbest bırakılan örgütlenmelerin devlete ait sayılan ideolojiye hizmet etmesi mecburiyeti getirildiğinden; keza yönetici güçlerin eleştirilmesi yasaklandığından, bu ülkelerde fikir ve siyaset suçları yüksek oranlarda gerçekleşir. Rüşvet ve irtikap suçları da gene bu ortamlarda fazla sayıdadır. Ancak cebir ve şiddetle bastırıldığından adi suçların sayısı azdır.

Öte yandan demokrasi rejimi ile suçluluk arasında da şöyle ilişkilerin varlığı belirlenmektedir: Demokrasilerde, mülkiyete karşı işlenen suçlarda azalma görülmekte, buna karşılık suç işleme teknikleri yükselmekte, maharet gerektiren suçlar artmakta, adam öldürme suçları ile cebir ve şiddeti belirten suçların sayısı azaldığı halde, hırs ve tamah suçları (beyaz yaka suçları) artış göstermektedir (age. s. 289).

Şu bilgileri aktarmadan geçemeyeceğim: Bazı Amerikan büyük şehirleri, bazı siyasal tertiplerin kontrolü ve idaresi altında bulunmaktadır. Bu hususta siyasal partiler en büyük rolü oynamaktadırlar. Siyasal parti kamuya hizmet eder; fakat kamuya hizmet, parti yöneticilerinin kendi çıkarlarını sağlaması hususunda bir araçtan ibarettir. Siyasal tertibin kendi çıkarını sağlamak için yaptığı hizmetlerin başında, yasayı ihlal edenlerin himayesi gelmektedir. Politik tertip böylece, sağlayabileceği himaye aracılığıyla birçok grupların desteğini elde edebilmektedir. Bu nedenle, birçok endüstri dallarında çalışan büyük müteşebbisler, ilerde sağlayacakları himaye dolayısıyla seçimlerde belirli siyasal grupları desteklemektedirler. Öte yandan müteahhitlerle yapılan sözleşmeler de politikacılar için bir kazanç ve irtikap konusu olmaktadır. Böylece siyasal mevkiler zengin olmak için istenen yerler haline gelmektedir. Politikanın böylece rüşvet, irtikap ve suiistimal yoluna girdiği dönemlerde ve hallerde polis ve mahkemelerin namuskâr olarak çalışabilmeleri imkânı önemli şekilde sınırlanmaktadır (kısaltarak ve özetleyerek, age. s. 291-292).

Yukardan beri sunmaya çalıştığım tabloda günümüz Türkiye'sini çağrıştıracak bazı unsurlar tesbit edilebileceğine göre, Batı uygarlığı istikametinde katettiğimiz mesafenin küçümsenmesinin kendimize haksızlık anlamına geleceğini düşünüyorum: en azından, işlenen suçların niteliği bakımından..


17 Ocak 2002
Perşembe
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED