T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Nazım Hikmet Fener'in amigosuymuş!..

Önceki gün bir yaşıma daha girdim.. 15 Şubat günü, yaşım 60 oldu..

Babam, 1964'te bir trafik kazasında can verdiği zaman 59 yaşındaydı..
İnanabiliyor musunuz?
Ben şimdi babamdan daha yaşlıyım..
Çünkü o, hep 59 yaşında..
Çocuklar büyür, büyükler yaşlanır.

"Büyümek" ile "yaşlanmak" arasındaki farkı, insan 60 yaşına gelmeden anlamaz..

İlk imzalı yazım "Son Havadis"te çıktığında, 19 yaşındaydım.. 22 yaşında, Cumhuriyet gazetesinde dış politika yorumları yapıyordum..

Acaba bu 40 küsur yılda, kaç tane kelime kullandım yazılarımda?

Ama 60 tane yılı, kullanıp bitirdiğimi biliyorum..

Neyse.. Doğum-günüm diye, sevgili arkadaşım Tayfun Uzunova "Turkuaz" Kitabevi'ne gitmiş.. Nazım Hikmet'in 1930'lu yıllarda basılan şiirlerini, tiyatro oyunlarını bulmuş.. Bana doğum-günü hediyesi olarak getirdi..

Kader bu ya..

Tayfun Uzunova, damardan veya okuldan Galatasaraylı.. Dün akşamki maçı heyecanla bekliyordu bana kitapları verirken..

Nazım'ın, 1930'da Burhan Cahit Matbaası'nda basılmış "Varan 3"ünü açtım..

İlk sayfada, Nazım Hikmet'in 1923'te yazdığı "Şair" şiiri vardı..

Şöyle anlatıyordu kendisini Nazım..

"Futbolda eski kurdum
Fenerbahçe'nin forvetleri
mahallede kaydırak oynayan birer piçkurusuyken
ben
en ağır hafbekleri yere vurdururdum.
Futbolda eski kurdum
Santırdan alınca pası
Çakarım
Hooooooop!
5 numro top
açık ağzından girer golkipin karnına.
Bana mahsustur bu vuruş
futbol potinlerim
kurşun kalemden öğrendi bu zanaatı!
O kurşun kalemim ki
9 deliğinizden vücudunuza her tıktığı mısra
işkembenizde taş
Şairiz be
Şairiz dedik ya be arkadaş!.." (1923)

Kadere bakın.. Damardan Galatasaraylı Tayfun Uzunova, bana Fenerbahçe'nin amigosu Nazım Hikmet'i getirmişti doğum günümde..

Nazım'ın Fenerbahçe amigoluğunu 1923'te yaptığını öğrenince, ben bir yaşıma daha girdim..

Ve diğer kitaplara sarıldım..

Bir diğer kitap "Suhulet Kütüphanesi"nden çıkmış ve 1932'de Darülbedayi'de sahnelenmiş olan "3 Kısım Facia, Kafatası"ydı..

Muhsin'e (Ertuğrul) ithaf edilmiş olan "Kafatası"nda, Ertuğrul Muhsin, Galip, Talat, H.Kemal, Behzat, Hazım Beyler ve Neyre Neyir, Zehra, Bedia, Şaziye hanımlar sahnede rolleri paylaşmışlar..

"Kafatası"nın önkapağının içinde bu bilgiler vardı..

Ve sayfalarda hızla ilerlemeye başladım..

Anladım ki, Nazım Hikmet taa 1932'de, medya kartellerinin ve tröstlerinin, insanları nasıl kukla gibi oynattıklarını saptamış..

Bazı isimleri kamuoyuna nasıl şişirip sunduklarını, sonra nasıl balon gibi patlatıp, rezil ettiklerini anlatmış "Kafatası"nda..

Aynı medya grubunun (Dolaryanda) muhabir ve yöneticileri, Doktor Dalpezende adındaki bir bilgini, vereme çare buldu diye şişiriyorlar.. Sonra da onun sahtekâr olduğunu yazıp, işini bitiriyorlar..

Bu arada Dolaryonda medya tröstünün patronu Mister Frayman da, parasal hesaplarını sürdürüyor..

Bunları okuyunca da, bir yaşıma daha girdim..

Şimdi 100'üncü yılı her dakika kutlanan Nazım'ın, Stalin'le ve Vera ile siyasi ve cinsel ilişkilerinden daha ilgi çekici geldi medya tekelleri ile ideolojik ilişkileri..

Neyse.. Eğer daha yaşarsam, kimbilir ilerideki doğum günlerimde başka neler öğreneceğim?..

Bari Necip Fazıl da, Galatasaraylı çıksa ileride..

ŞAKA

Ha Papa, ha Erdoğan!..

AK Parti lideri Tayyip Erdoğan, Sultanbey İlçe Başkanlığı'nın açılışında "Doğum Kontrolü"nü bir nevi "Vatana ihanet" gibi göstermiş..

-Bu millete "çoğalmayın" tavsiyesi, adeta bir "ihanet-i vataniye", adeta bu milleti tarihten silme projesidir, demiş..

Erdoğan'a "öteki" olarak bakanlara bir cevap bu..

Neticede Katolikler'in Papası da, Tayyip Erdoğan gibi düşünüyor.. O da doğum kontroluna, çocuk aldırmaya "günah" diyor..

Demek Vatikan bile Erdoğan'a "öteki" gözüyle bakamaz..

SÖZLER ÖNEMLİDİR

Tayyip Erdoğan marjinal olamaz!..

Tayyip Erdoğan, siyasetin gündemine getirdiği tartışma konularını, bilinçle mi belirliyor, bilmiyoruz..

"Alkollü içkilerin yasaklanmasını referanduma sunalım" şeklindeki söylemi, maksadını aşmış bir ifadeydi.. Bunun böyle olduğunu, kendisi de kabul etti..

-21 yaşından küçük olanlara alkollü içki satışı bile yasaklanmalı, diyebilirdi mesela.. Ve bu söylem, onun "Dünyalı" oluşuna kanıt gösterilirdi..

Dün de Sultanbeyli AK Parti ilçesi açılışında, "Aile Plânlaması" kavramına çatmış.. Aile Planlaması'nı "vatan hainliği" olarak nitelemiş..

Oysa çok iyi biliyor.. "Büyük Millet" ile "Kalabalık Millet" farklı şeyler..

Yani Türkiye'deki çiftler ne kadar çaba gösterseler de, "bu millet", Çin'e, Hindistan'a, Endonezya'ya falan yetişemeyiz..

Mesele eğitimli, bakımlı, gelişmiş, müreffeh bir nüfusa sahip olmak.. Hedef, "kalabalık olmak" değil, gelişmiş, uygar, demokrat ve dünyalı olmak..

Tayyip Erdoğan, toplumun çok önemli bir kesimi için ümit isim..

Onun marjinal söylemleri terk etmesi gerekiyor.. Yani iki düşünüp, bir konuşmalı!..


17 Şubat 2002
Pazar
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED