T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kitap ve para

Günümüzde, kitabın metaya dönüşmüş olduğundan utanılmıyor. Oysa, daha yüz-yüzelli yıl öncesinde, haydi diyelim ki endüstri devrimi öncesinde, kitabın parasal bir karşılığının bulunduğunun ifade edilmesi, başkası için olmasa bile yazarı için bir arlanma meselesi olarak telakki edilirdi. Yazar, yazdığı kitaptan parasal bir karşılık beklemediğini, bu işi meccanen yaptığını, hasbî çalıştığını söyler, söylediğine de inanırdı. Ancak kitabın mecburen ekonomi çarkının içine girmesi, bir kitabın başlangıcından, onun piyasaya sürümüne değin geçen sürecin her bir safhasında parasal ilişkilerin, dolayısıyla onun ticarî bir meta (nesne) olarak muamele görmesinin kaçınılmaz oluşu, piyasaya çıkan eseri, artık yalnızca yazarın bir ürünü olarak değil ve fakat ticarî bir nesne, bir meta olarak değerlendirilmesini zorunlu kılıyordu. Çünkü kitaba tahsisen bir hayır eseri olarak bakılması, onun üzerine masraf yapmış olan ticaret erbabının niyetine de, gayesine de ters düşecekti. Vaktiye hasbî olarak icra edilmiş nice şeyler gibi, kitap da hasbî bir ürün olmaktan çıkmış, ticarî bir metaya dönüşmüştü. Ancak kitabın metaya dönüştüğünü en geç algılayan "öge" onun müellifi olmuştur. Çünkü o, kitap üzerine sarfettiği emeğin parasal bir karşılığı olabileceğini henüz hesaplayamıyordu, çünkü bu emek için cebinden para çıktığını, yani emeğinin parasal bir karşılığının olabileceğini aklından bile geçirmiyordu. Oysa süreçte yer alan diğer ögeler ürünün meta haline gelmesi sürecinde fiilen para sarfetmekte olduklarını görüyor ve biliyorlardı. Matbaacı kitabı parasız basmıyordu. Kâğıtçı parasını almadan kâğıt vermiyordu. Bu iş kollarında çalışan işçiler, ücretlerini almadan çalışmayı reddediyordu. Kitabın yayıncısı parasını almadan onu dağıtmıyordu. Perakendeci, parasını almadan müşteriye kitap vermiyordu. Elhasıl parasını almayan, geride, bir tek kitabın yazarı kalıyordu. Yazarsa, ücretini telif ücreti olarak ve fakat süreç içinde yer alan öteki ögelere göre düşük bir düzeyde almaya başlamıştı.

Geçenlerde Zaman gazetesinin yazar ajanı (veya menajeri) konusunda sorduğu bir soruyu cevaplandırırken söylemiştim. Yazar (aslında geçmişi de kapsayacak biçimde müellif deyimi daha uygun), yalnız bizde değil, Batı'da da ürünü karşılığında bir bedel alarak çalışmıyordu. Yazarın (ki şimdi kullandığımız yazar deyimi modern çağlara özgü bir terim olarak anlam taşıyor), emeği karşılığında ücret alması, modern çağın bir özelliğini oluşturuyor.

Soru şuydu: yazarın ajan (veya menajer) istihdam etmesine ne diyorsunuz? Yazarın ürününün, ürün olmaktan çıkıp metaya dönüşmesi sürecinde yer alan her kademedeki müteşebbis bu işten hasıl olan kazancın bedelini alıyor da, sürecin işlemesinde temel eleman olan yazarın kendisi niçin kazanmaktan mahrum bırakılsın? Ama yazar, tek başına çalışan bir eleman olarak kitabını yazmakla mı uğraşacak, onu bastırmaya veya basıldıktan sonra dağıtmaya ve dağıttıktan sonra parasını toplamaya mı uğraşacak? Uğraşsa eline ne geçecek? Ve bu işlere sarfettiği mesai, onun kitap yazmaya tahsis edeceği zamanın ne kadarını çalacak? Bütün bunlar iktisadî ve ticarî bir yaklaşımı gerektiriyor. Oysa yazar ajanı, onun yerine bütün bu ticarî faaliyetleri gerçekleştirebileceği gibi, kitabın tanıtım ve pazarlama işlerini de üstlenerek, işi profesyonelce götürecektir. Sinema, tiyatro, spor alanlarına çok daha erken bir zamanda girmiş olan menajerlik kurumunun yazarlar arasında da yerleşmesi, bence yazarı olduğu kadar, yayıncıyı da kayıracak bir prosedürdür. Kitabın çok satması elbette yazarı ilgilendirdiği kadar ve belki ondan da çok yayıncısını ilgilendirir.

İşler keşke bu hale dönüşmeseydi diye düşünenlerimiz çıkabilir. Ama böyle bir temenni karşısında yalnız yazarı muhatap seçmek ona yazık etmek olmaz mı?


17 Şubat 2002
Pazar
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED