T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Belâğat-ı Osmaniye

Yaklaşık 2 aydır Berlin'de Üniversite öğrencileriyle Ahmed Cevdet Paşa'nın Belâğat-ı Osmaniye'sini okuyoruz... Sadece dil'in dünyasına girmek için değil, dilimizin dünyasına girmek için de okuyoruz... Böylelikle nereden nerelere geldiğimizi görüyoruz... Hatta biraz da çöktüğümüz, bittiğimiz, çürüdüğümüz söylenilen bir dönemde ustalarımızın neler yaptıklarını/yapabildiklerini görüp de utanalım diye okuyoruz... Zirvelerin zırvalarla yıkılamayacağını tahkiken bilebilmek için... biraz yukarıları seyredip keyiflenmek için... biraz da halimize bakıp ağlamak için... Kimbilir? Belki biraz da dostlar alışverişte görsünler (!) diye okuyoruz...

Öğrencilerin hem Osmanlıcalarını geliştirmek, hem İslâm Dilbilim mirasının son numûnelerinden birini –bu vesileyle- mütalaa etmek, hem de yine Paşa'ya ait Miyar-ı Sedad adlı Mantık eserine bir giriş olması amacıyla okuduğumuz bu eserin önemini burada lâyık-ı vechile anlatabilmek mümkün olmadığı için, ilgilenen okurlarımıza hiç değilse N. H. Müftüoğlu'nun "Ahmet Cevdet Paşa'nın Vefatının 100. Yılına Armağan" (Ankara, 1997) içinde yer alan makalesine bakmalarını tavsiye ederiz.

XIX. yüzyılın büyük zekâlarından biri olan Ahmed Cevdet Paşa'nın metrukâtının hâlâ kâmilen gün yüzüne çıkmamış/çıkarılamamış olduğu erbabının ma'lûmudur. İslâmî ilimler sahasında, bilhassa Kur'an, Tarih, Sîret, Mantık, Dilbilim, Edebiyat,. Hukuk, Siyaset alanlarında telif ya da tercüme- birbirinden değerli eserler veren bu değerli âlim hakkında –iki ansiklopedi maddesi istisna edilirse- hâlâ zikre şâyân bir monografinin yazılmamış olması, hiç değilse matbû eserlerinin latin harfleriyle topluca ve ilmî bir sûrette neşredilmemesi mânidardır. [Meşhûr "Tarih"i bile -bizim için ne utanılası bir durum olmalı ki!- en nihayet bir Alman tarafından tedkik mevzû yapılabildi. Bu arada anlaşılamaz bir biçimde İstanbul Büyük Şehir Belediyesi'nin yetkilileri de İsmail Kara'nın hazırlamayı deruhde ettiği "Cevdet Paşa Kitabı'nı" neşretmemek için 4 yıllık bir hamak(ât)ın içinde salana sallana uyuyor. Cevdet Paşa'nın Belâğat'ında aktardığı şu beyit böylesi idareciler için mi söylenmiş acaba? "Şehd-i rahat kesbeder tedbir-i menzîl eyleyen/Aldı erbab-ı hükm bu ibreti zenburdan!"]

Her neyse... Bu yazıyı size Berlin'den haberler aktarmak için değil, -belki biraz garip kaçacak ama!- Türkiye'den iyi bir haber aktarmak amacıyla yazmaya başladım... Çünkü Cevdet Paşa'nın Belâğat-ı Osmaniye'sinin Latin harfleriyle 2000 tarihinde (Ankara'da) yayınlandığını henüz öğrenmiş olan bu satırların yazarı -sizin anlayacağınız- böylelikle biraz da bu büyük ayıbını telafi etmek niyetinde...

Eser iki ilim adamınca, Turgut Karabey ve Mehmet Atalay tarafından yayıma hazırlanmış ve Akçağ Yayınları'nca neşredilmiş... Eserin sonuna indeksin yanısıra bir de bir lugatçe eklenmiş... ("Fonksiyonel Sözlük" demişlerse de böylesi bir Belâğat kitabına yakışmamış...) Metin üç farklı nüsha mukayese edilmek suretiyle hazırlanmış ve farklılıklara da ayrıca işaret edilmiş... Metinde geçen beyitlerin tahkikleri yapılıp, gerektikçe notlar da düşülmüş... ("Şu mâhiler ki derya içredir, deryâyı bilmezler" beytinin Fuzûlî'ye değil, Hayâlî'ye ait olduğunu şahsen ben de nâşirlerimizin himmetiyle bu notlardan biri aracılığıyla öğrenmiş oldum!)

Kısacası, bu ilim adamları eseri ciddiyetle neşredebilmek amacıyla fevkalâde emek sarfetmişler ve Paşamıza yaraşır bir neşri gerçekleştirmişler... Her ne kadar geç kalmış olsak da yine de kendilerini tebrik ederiz... Akçağ Yayınevi'nin yetkililerini de... Ne diyelim, sa'y u gayretleri meşkûr olsun!

Peki hiç mi okuma hatası yok? Elbette var... olacak da zaten... Lâkin kitabın orijinalinde de -hem de ziyadesiyle- bulunan böylesi ehemmiyetsiz hatalar, eserden istifadeye aslâ mânî değil. (Onların da ikinci baskıda düzeltileceğine inanıyoruz.)

Çoktandır kaçmış bulunan keyfim, geçen hafta Türkiye'den gelen kolinin içinden çıkan bu yeni neşir sayesinde biraz düzelmiş oldu... Size de tavsiyem, hemen bu kitaptan bir tane edinmeniz; Bayram'dan sonra da okumaya başlamanız...

Bakın bakalım, dil nasıl dilim dilim dileniyormuş!


22 Şubat 2002
Cuma
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED