T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Kitaba 'harç' darbesi

Yayıncı ve yazarların haklarını korumak amacıyla başlatılan bandrol uygulaması, yayın dünyasını zora soktu. Piyasa şimdi 'bandrol'ü tartışıyor.

Yayıncı ve yazarların haklarını koruma amacına yönelik olarak başlatılan bandrol uygulaması, sektörde darboğaza neden oldu. Kültür Bakanlığı'nın bandrolleri hazırlayacak olan kurumu belirlemede yayın meslek odalarının fikirlerini dikkate almaksızın hareket etmesi tartışma yarattı. Yalnızca kitap piyasasını değil, müzik ve görüntülü sanat eserleri piyasasını da etkileyen tartışmalar dört noktada düğümleniyor:

"1. Bandrollerin iki katı daha ucuz maliyetle üretilebileceği. / 2. Bakanlığın bandrollerden elde edeceği geliri Kültür Varlıkları'nı korumada kullanacak olması. / 3. Korsan yayınların, yasal düzenlemeyle değil denetimle engellenebileceği. / 4. Bandrol uygulamasının kitap dağıtım ve satışlarını olumsuz yönde etkilemesi."

Altı yıllık çabanın sonucu

1995'ten beri uygulanmaya çalışılan bandrol zorunluluğu 8 Kasım 2001'de yürürlüğe giren 'Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik' ile hükme bağlandı. Bu yönetmeliğe göre, tüm sanat eserleri piyasasındaki ürünlerin -10 yıllık eserler de dahil olmak üzere- 31 Mayıs 2002'e kadar bandrollenmesi gerekiyor. Yönetmelik, korsan yayıncılığın kamu suçu haline gelebilmesi için şikayet yapılmasını öngörüyor. Şikayetten sonra korsan yayıncı hakkında kalpazanlık yasasına göre işlem yapılabiliyor. Bandrol uygulamasının yalnızca kitap sektöründeki etki alanı bin 200 yayıncı ve 15 civarında dağıtım şirketi dolayında. Bandrol yapıştırılmamasının cezası ise 6 yıl hapis ve 150 milyar lira para cezası.

Uygulamanın kitap piyasasında yarattığı handikap, yayıncı ve dağıtımcıların ellerindeki stokları Kültür Bakanlığı'nın TÜBİTAK'tan aldığı bandrollerle normal bandrol maliyetinin iki katı fiyatına işaretleyecek olmaları. Elinde 150 bin civarında kitap olan dağıtımcılar, "Bandrol başına 10 bin lira ödeniyor. Biz bunu 1.5 milyar liralık bir maliyetle kapatırız. Tekbaşına bakınca bu, çok büyük para olarak görünmüyor. Ancak bir yıl içinde basılan eserler için bandrol gelirleri 1 trilyon lirayı buluyor" dediler. Yayıncı ve dağıtımcılar, elde edilen gelirlerin, "Fikri mülkiyetin ve kültürel varlıkların için korunması amacıyla kullanılacağının" yönetmelikte belirtildiğini kaydediyorlar. Yönetmelikteki 'fikri mülkiyet' kavramını muğlak bulan yayıncı ve dağıtımcılar, kültürel varlıkların ise devletin başka gelirleriyle korunması gerektiğini belirtiyorlar. Meslek odaları da, bandrollerin odalar tarafından verilmesi ve gelirlerin yine odalar tarafından yalnızca fikri haklara tecavüzün önüne geçmek için kullanılması gerektiğini düşünüyorlar. Meslek odaları, bandrolleri kendi imkanlarıyla matbaalara bastırmaları durumunda maliyet üzerinden yarı yarıya kâr edileceğini savunuyorlar.

'Korsanı engellemez'

Yeni Şafak'ın görüştüğü meslek odası yetkilileri, yayıncılar ve dağıtımcılar, 1995'te yasalaşan bandrol uygulamasının korsan piyasasını yeni arayışlara yönelttiğini ve daha ilk günden korsan bandrollerin basıldığını belirttiler.

Basın Yayın Birliği Başkanı Mehmet Varış, bandrol uygulamasının korsan yayınları tekbaşına engellemeyeceğini kaydederken, "Yıllardır bu konuda hatalar yapılmış. Bir kere bu işin denetimi iyi yapılmıyor. Biz meslek odaları olarak bandrol tahsisine talip olduk. Bizim bu işi takip etmemiz daha kolay. Ancak Bakanlık kendi yaklaşımında diretmeyi tercih etti" dedi. Varış, şöyle konuştu:

"Bandrol uygulamasının amacını biliyor ve bunu biz de benimsiyoruz. Korsan yayınla en başından beri mücadele gayreti gösteren de meslek odaları olarak bizleriz. Bakanlık, bandrolün korsanı engelleyebileceğini düşünüyor. Biz bandrol uygulamasından sonra üretilen sahte bir bandrolü bulduk ve Kültür İl Müdürlüğü yetkililerine verdik. Ankara'ya göndereceklerini söylediler. Korsan piyasanın bu arayışları bandrolün tekbaşına yeterli olmadığının kanıtıdır. Bu konuda çok sıkı bir denetim lazım. Böyle bir denetimi gerçekleştirip korsan yayını önlemek için kimse oturup bizimle konuşmuyor."

'Yayıncılar biraraya gelmeli'

İletişim Yayınları Yöneticisi Tuğrul Paşaoğlu ise konuyu farklı bir açıdan değerlendirirken, "Bu aşamadan sonra yapılacak tartışma bandrol uygulamasının gerekli olup olmadığı değil, bandrol uygulamasıyla birlikte korsan yayıncılıkla yazar, yayıncı ve meslek odası sahipleri olarak nasıl mücadele edeceğimizdir" dedi. Paşaoğlu şunları söyledi:

"Biz İletişim Yayınları olarak başından beri bandrol uygulamasını savunduk. Hatta Bakanlık harekete geçmeden önce, bir İngiliz şirketle anlaşıp kendi imkanlarımızla bandrol uygulaması da yaptık. Piyasayı araştırdık ve bize en çok uyan fiyatı seçtik. Biz Kültür Bakanlığı'nın verdiği fiyatın yarı fiyatına yapmıştık bu işi. Ayrıca bandrol üzerinde yayınevlerinin kendi özel işaretlerinin de olması lazımdı, bunu da yapmadılar. Bir de, kaynakları yalnızca fikri hakların korunması için kullanmayacaklar. Kültür Varlıkları'nı korumayı da düzenliyor yönetmelik. Oysa bandrolü, meslek kuruluşları verseydi bu parayı biz kendimiz kullanır ve mücadeleye daha çok sahip çıkardık."


 
Gelecek yıl için yeni besteler yolda
Kültür Bakanlığı, cumhuriyetin ve Lozan Antlaşması'nın 80., İstanbul'un fethinin 550. yıl kutlamaları için beste yarışması düzenledi.
Bayram şekeri değil kitap istiyorlar!
"Bizler Anadolu'da bir ücrada yeni kurulan bir okulun öğrencileri. Bizler dört duvarın okul diye tanıtıldığı bir mekanda araçsız gereçsiz öğretim yapmaya çalışan unutulmuş çocuklar"ız diye başlıyor gönderdikleri mektup. Ve, devam ediyorlar: "Raf-raf kitaplı evlerde yaşamamış ama yaşamak isteyen, okumak isteyen, Nevşehir dışındaki dünyanın varlığını hissetmek isteyen bir grup öğrenciyiz" diyorlar, yüzlerindeki ifadeyi bile hissedebileceğiniz bir şekilde. "Bir kampanya başlattık. Ulaşabildiğimiz her yerden, çalabildiğimiz her kapıdan kitap istiyoruz" diyerek bu konudaki istek ve ısrarlarını ifadelendiriyorlar. Okulun kütüphanecelik koluna seçilmiş, kollarında ya da yakalarında "Kütüphanecilik Kolu" yazılı bir bant taşıyan 8-10 yaşlarındaki bir grup öğrencinin tek isteği okuyabilecekleri kitaplara sahip olmak. Kitapları yok ama istekleri var. Peki ya sizin onlara hediye edebileceğiniz kitaplarınız var mı? Ulaşmak için tek adres: Örnekevler İlköğretim Okulu Kütüphanecilik Kolu Öğrencileri / Nevşehir
İnternet: 3. Devrim?
Üç aylık düşünce dergisi Cogito'nun kış sayısı "İnternet: Üçüncü Devrim?" kapağıyla çıktı. İnternet'in geniş ve zengin bir yelpazede ele alındığı dergide Jon Stratton - Siberalan ve Kültürün Küreselleştirilmesi, Mick Underwood - Kamusal Alan Olarak İnternet, Langdon Winner - Siberliberter Söylemler ve Cemaatin Başarı Şansı, Bruce Bimber - İnternet ve Siyasi Dönüşüm: Hızlandırılmış Çoğulculuk, Andrew L. Saphiro - İnternet Demokratik mi?, İsmail Ertürk - İnternet ve Ekonomik Etkileri, Tuğrul Tanyol - Anarşizm ve İnternet, Armağan Ekici - Bir Kötü Alışkanlık Olarak İnternet başlıklarıyla yazıyorlar. Dergide ayrıca Bernard Lewis; Müslüman Öfkenin Kökenleri, Edward Said; Bilgisizliğin Şoku ve Jean Baudrillard; Terörizmin Mantığı'nı yazıyor. Cogito / Tel: 0 212 252 47 00
Latife Tekin transferi
İlk romanı Sevgili Arsız Ölüm (1983) ile edebiyat dünyasında ciddi tartışmalar yaratan, değişik üslubu ve yaklaşımıyla genç kuşak edebiyatçıların önde gelen isimlerinden olan Latife Tekin tüm eserleriyle Everest Yayınları'na transfer oldu. Berci Kristin Çöp Masalları, Gece Dersleri, Buzdan Kılıçlar, Aşk İşaretleri ve Ormanda Ölüm Yokmuş adlı romanları yayımlanan yazar, dünya çapında tanınan bir yazar olmayı başardı. John Berger'ın, "Bundan önce yazılmamış olanı yazdı. Ona olan borcumuz çok büyük" diyerek değerlendirdiği yazar, The Independent gazetesi tarafından "Samuel Beckett"i anımsatan nihilist bir zekaî olarak niteleniyor.
22 Şubat 2002
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED