|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Özgürlüklere veda
ABD'nin küresel savaş kampanyası bütün dünyada özgürlükleri kısıtlayıcı etkilerini gösterirken, ABD'den cesaret alan ülkeler de, bireysel özgürlükleri hiçe sayan uygulamalara gitmeye başladı. Belçika Adalet Bakanı Marc Verwilghen, Senato'ya sunduğu bir rapor çerçevesinde, ülkedeki suç örgütlerinin faaliyetleri hakkında bilgi verirken, "güçlü bir dinleme merkezi" kuracaklarını açıkladı. Uluslararası hukuktan siyasi geleneğe, temal haklardan bireysal mahremiyetlere kadar bir çok insani değer yargısı için tehdit oluşturan yeni süreçte, otoriter yönetimler ve uygulamalar artarken, insan hak ve özgürlüklerine yönelik uluslararası kurumlar ve sivil çabalar ağır darbeler alıyor. Amerikan yönetiminin, küresel savaş kampanyasına yönelik tepkileri dizginlemek ve insanlığı Amlerikan çıkarlarına göre yönlendirmek için resmen kurduğu "Stratejik Etkileme Merkezi'ne karşı ABD içinden de tepkuler yükselmeye başladı. 'Büyük Birader ABD'de
Bush yönetiminin küresel savaş politikasının en ateşli savunucularından biri olan The New York Times gazetesi yazarı William Safire, yeni ABD politikasının bireysel özgürlükleri tehdit ettiğini söyledi. 'Büyük Birader ABD'de başlığını kulandığı yazısında Safire, George Orwell'in 1984 adlı romanındaki dünyaya göndermelerde bulundu ve artan güvenlik önlemlerinin bireysel özgürlükleri kısıtladığını yazdı. ABD yönetimini sık sık İran ve Irak'a saldımaya çağırmasıyla tanınan Safire, "Artık kamu alanında bulunan herkesin kameralarla görüntülenmesinin yasal hale geldiği ülkede okullarda, parklarda, istasyonlarda, mağazalarda, caddelerde kameralar bulunuyor. Görüntülenen herkesin yüzünün, hazırlanacak veri tabanında saklanabileceği bir teknoloji hazırlanıyor, hem de milyarlarca dolar harcanarak" ifadelerini kullandı. Safire, "Mutsuz eşler, evden kaçan çocuklar, biraz yalnız kalmak isteyenler, bir terörist olmayabilirsiniz ama bir gözün sürekli sizi izlediğinin farkında mısınız?" diye sordu ve "Yoksa bir sonraki aşama kamu alanlarına, hatta evlerimizin pencelerelerine yerleştirilecek mikrofonlar mı olacak?" diye sordu. Amerikan solu, 11 Eylül saldırılarının ardından kişisel özgürlükleri kısıtlayıcı güvenlik önlemlerinin artırılmasını ve yeni yasalar çıkarılmasını eleştirmeye başlamıştı. Şimdi bu eleştiriler ülkenin en ateşli savaş taraftarları tarafından bile dile getirilmeye başlandı. ABD'nin küresel savaş politikasından rahatsız olan İslam ülkelerini ve dünya Müslümanları'nı yönlendirmek için kurduğu birim, yalan haberler üreterek ABD politikalarına yönelik olası tepkileri başlamadan kırmayı planlıyor. Stratejik Etki birimi, ABD'li askeri uzmanlar tarafından yönetiliyor. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de, merkezin "taktik manipülasyon" yapacağını itiraf etti. Resmi "Telekulak Merkezi"
Amerika'nın diktatörleri güçlendiren, özgürlükleri sınırlayan yeni küresel politikaları bir çok ülkede olumsuz etkisini göstermeye başladı. Belçika, sabit telefonlarını, cep telefonlarını, faksları ve elektronik posta mesajlarını dinlemek ve izlemek için bir birim kurma kararı aldı. "Merkez"in (Central technical interception facility), Belçika polisinin ve istihbarat servisinin "en büyük sıkıntısına çözüm olacağı" savunuluyor. "Dinleme ve izleme yeteneği zayıf olan güvenlik birimlerine güçlü bir silah verileceğini" ifade eden adalet ve içişleri bakanlıkları, bu amaçla büyük yatırım yapılacağını, suç örgütlerine karşı etkin mücadelenin bunu gerektirdiğini anlattılar. Belçika Senatosu'ndaki tartışmalarda, suç örgütlerinin sayısındaki artıştan ve suç oranının yükselmesinden endişe duyan senatörlerin, istihbarat servislerinin güçlendirilmesine yeşil ışık yaktıkları, telefon ve elektronik posta mesajlarının dinlenmesine ve izlenmesine de "sıcak baktıkları", gözlemlendi.
AMERİKAN MEDYASI YALAN SÖYLÜYOR
İngiltere'de yayımlanan The İndependent gazetesinin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, Amerikan medyasının Afganistan'daki gelişmeleri de yanlış yansıttığını belirterek şu görüşlere yer verdi: "Amerikan medyası Afganistan'da zafer ilan etti. İşte bir başka yalan. Hamid Karzai'nin hükümeti, ancak Kabil'in birkaç caddesini kontrol edebiliyor. Afganistan, Amerika'nın savaşından sonra şimdi bir kanunsuzluk, bir tecavüz beldesi. Karzai'nin kendi bakanlarından biri Bagram hava üssünde kabine içi hesaplaşmayla öldürüldü. Havaalanını kontrol eden İngiltere ordusu, bize söylendiğine göre sorumlu değil. Failleri ise Suudi Arabistan hükümeti salıverdi. Amerikan B-52 uçakları, düşman askerlerini bombalıyormuş. Düşman değil, Amerika'nın seçtiği lideri beğenmeyen rakip kabileler bunlar aslında.''
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |