|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kutan: Bizi iki Şubat batırdı
SP Genel Başkanı Recai Kutan, Türkiye'nin ekonomik ve siyasal olarak bu noktalara gelmesinde 19 Şubat ve 28 Şubat olaylarının rol oynadığını belirtti. İdamın kaldırılmasını müzakere etmeye hazır olduklarını açıklayan Kutan, "MHP bu konuda samimiyetsizdir" dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, gündemde bulunan konuları Yeni Şafak'a değerlendirdi. Kutan, idamın kaldırılmasını müzakere etmeye hazır olduklarını açıklarken, "Ancak herkes samimi görüşünü ortaya koymalıdır. MHP bu konuda samimiyetsizdir" dedi. Kutan, Türkiye'nin ekonomik ve siyasal olarak bu noktalara gelmesinde 19 Şubat ve 28 Şubat olaylarının rol oyladığını belirterek, "Türkiye batıran bu iki Şubat olayıdır" diye konuştu. Kutan, "Erbakan doğal liderimizidir. Koltuğumu ona bırakırım" dedi. Demokratikleşme yetersiz SP Genel Başkanı Recai Kutan'ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle: Demokratikleşme yönünde atılan adımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Hükümet, Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde bazı düzenlemeler yaparken bir yandan da buna aykırı davranışlar içinde bulunuyor. AB Türkiye'den öncelikle demokratikleşme, insan hakları ve özgürlükler konusunda düzeltmeler yapılmasını istiyor. Türkiye'nin, samimi olarak AB'ye girmesi isteniyorsa demokrasi ve özgürlük standartlarını yükseltilmesi gerekir. 312. maddede yapılan değişiklik kaba tabiriyle yamuk olarak çıkarıldı. Çıkarılan yasa ile maalesef mahkemelere büyük ölçüde takdir hakkı tanınıyor. Hükümetin bu konularda samimi olduğuna inanmıyoruz. Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleşmesi hususunda samimi niyet içinde olduklarına inanmıyoruz. Ayrıca Türkiye'nin AB'ye katılması hususundaki samimiyetine de inanmıyoruz. Samimiyetin görüntüsü Meclis'ten geçirilen yasalardan belli olur. Meclis'ten geçen yasalarda şu kanaat var: Türkiye'de bir avuç kendine aydın ismi yakıştıran kesim "Türkiye'yi biz idare edeceğiz. Toplumu tepeden tırnağa biz şekillendireceğiz" diyor. Millete en geniş anlamda demokratik haklar vermek işlerine gelmiyor. Çünkü onların tahakkümcü zihniyetlerinin devam etmesini istiyorlar. Hem AB'yi tatmin edecek öbür yandan da şimdiki statünün devamını sağlayacak anlayış içindeler. Onun için döne döne 'Bizi Türkiye'nin özel şartlarına göre AB'ye alın' diyorlar. Siz aydınları suçladınız ama demokratikleşme konusunda en büyük çaba aydınlardan geliyor ve onlar sizin demokratikleşme yönündeki çabalara destek vermemenizi eleştiriyor... Hayır, ben gerçek aydınları suçlamadım. Benim burada suçladığım kişiler aydın ve ilerici adını vermelerine rağmen tahakküm sisteminin devam etmesini isteyenlerdir. Gerçek aydınlarla aynı paralalde düşünüyoruz. Saadet Partisi, düşüncenin yasaklanmasına yönelik tüm girişimlere tepki göstermiştir. HADEP'li Diyarbakır Belediye Başkanı tutuklandığı zaman ilk tepkiyi veren, cezaevlerindeki ölüm oruçlarına ilk müdaheleyi yapan Saadet Partisi'dir. Fetullah Gülen'e yönlik baskıyı da ilk tepkiyi veren biziz. İnsan haklarına yönelik bütün uygulamalara ayırt etmeden tepki veriyoruz. Alevi derneğinin kapatılması yanlış Kürtçe eğitimi ve Kürtçe yayın tartışmaları da gündeme gelecek. Bu konulara 'evet' diyecek misiniz? Herkes kendi kültürel varlığını koruyabilmelidir ve geliştirebilmelidir. Bunun sınırlarının nasıl olacağına Türkiye'nin şartları ve dünyadaki gelişmeler dikkate alınarak çözüm bulunur. Türkiye'de 'Kürt grubu diye bir grup yok" dediler. Bir ara Kürtçe konuşmak yasaktı. Bizim çocukluğumuzda duvarlara 'Vatandaş Türkçe konuş' diye yazılırdı. Türkiye bu noktalardan buraya geldi. Biz dil konusunda bu tatbikatı doğru bulmuyoruz. Her kesimin kendi kültürel varlığının gelişmesinin hudutları partilerarası uzlaşma ile bulunur. İsminde 'Alevi' bulunduğu için bir dernek kapatıldı. Bunu doğru buluyor musunuz? Doğru bulmuyorum. Bu tatbikat bundan evvelki tatbikatlara da aykırıdır. Adı Alevi olan vakıflar var. Faaliyette bulunan ve resmen devletin tanıdığı alevi dernekleri var. Özel olarak bu konu mahkemeye intikal ettiği için mahkeme kapatma kararı veriyor. Biz bu tatbikatı doğru bulmuyoruz. Saadet Partisi olarak böyle bir tatbikatı uygun görmüyoruz. Seçim gözükmüyor Ufukta seçim gözüküyor mu? Hayır. Bu hükümetin bu sene gitme ihtimalini çok zayıf görüyorum. Çünkü bunlar kendilerini iktidara mecbur ve mahkum görüyorlar. Hükümet seçim kararı alsa bile Meclis'ten böyle bir karar çıkartamaz. Çünkü koalisyon ortağı partilerin milletvekillerinin yüzde 80'i bir daha Meclis'e giremeyeceklerini biliyorlar. Bu nedenle seçim kararına oy vermezler. Hükümette devam etmek istiyor. Bir sene içinde ekonominin düzeleceğini hayal ediyorlar. Bu hayallerinin gerçekleşmesi ile ileride yapılacak bir seçimde yeniden Meclis'e girmenin hayallerini görüyorlar. Bu nedenle kısa sürede seçim olmaz. 'Muhalefet üzerine düşeni yapmıyor' şeklindeki tenkitlere ne diyorsunuz? Bunlara katılmıyorum. Çünkü muhalefetin siyaset alanı daraltılıyor. Muhalefet partisi olan Saadet Partisi ancak 7 aylık. Habire kapatma olmasa böyle bir aritmetik ortaya çıkmazdı. Erol Özkasnak 'Biz müdahale etmezsek Meclis'te böyle bir aritmetik olmazdı' dedi. Muhalefetin muhalefet etme alanı daraltıldı. En önemli etken de Meclis'teki sandalye dağılımıdır. Hükümetin 351 oyluk blok oyları var. Biz ne dersek diyelim bildiklerini yapıyorlar . 19 Şubat ve 28 Şubat... 19 Şubat krizinin Türkiye'yi getirdiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Aslında Türkiye'nin geçmişinde iki önemli Şubat krizi vardır. Türkiye'yi bu hallere getiren bu iki Şubat krizleridir. Bunlardan birisi 19 Şubat diğer ise 28 Şubat'tır. Türkiye'deki dengelerin her yönüyle bozulmasının bir numaralı müsebbibi 28 Şubat'tır. Benim de içinde bulunduğum hükümet döneminde Türkiye ekonomisi düzlüğe gidiyordu. Ama 28 Şubat'la birlikte bu iktidar gitti. Bu süreç Türkiye'yi batıran bir dönemdir. Geçen yıl 19 Şubat'ta ise Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında kavga çıktı. 19 Şubat olayının ardından Türkiye'nin döviz olarak kaybı 50 milyar dolardır. Türkiye'yi böylece batırdılar. İki Şubat'ta cereyan eden iki enterasan olay sebebiyle Türkiye batma noktasına geldi. Şubat'ın bir kusuru yok ama Şubat'ı kullananların kusuru var. İDAMDA MHP SAMİMİYETSİZ İdamın kaldırılmasına destek verecek misiniz? Hükümet bu konuda net tavrını ortaya koymalıdır. Özellikle MHP'nin net tavrını ortaya koyması gerekir. MHP, "Parlemantoda böyle bir karar çıkarsa koalisyon problemi haline getirmeyiz" açıklamasını yaptı. Peki 312. maddede değişiklik olunca neden ayağa kalktılar. "Bu ne biçim ortaklık, bu koalisyon protokolüne aykırı" dediler. Bir yandan 'olsun' diyorlar öbür yandan gidip vatandaşa propaganda yapacaklar. İdam meselesini tartışmayalım demiyoruz, yani kabil-i müzakere olduğunu ifade ediyoruz. Ancak hükümet net olarak tavrını ortaya koymalıdır. Tavırlarını koyarken Anayasa değişikliğini unutmasınlar. Anayasa'da idamın kalkmasına rağmen 'terör suçlarında idam kalacak' diye düzenleme yapıldı. Temennimiz bunun partiler arasında oturulup enine boyuna görüşülmesidir. İdam konusunda MHP'yi samimi bulmuyor musunuz? MHP, 312. madde değişikliğinde kıyameti kopardı. Bu meselede ise gayet rahat hareket ediyorlar. Bu düpedüz samimiyetsizliktir. Herkes samimi olarak görüşünü ortaya koysun. Ayaküstü açıklamalarla böylesine çok önemli konu neticeye bağlanamaz. Birisi diyor 'Biz idamın kalkmasından yanayız' öbürü ise 'İdam Apo meselesi kalktıktan sonra hallolsun'. Böyle olmaz. Oturup bütün partiler ortak görüş belirlemeli.
|
|
|
|
|
|
|
|