T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kurban Bayramı'nda tatsız bir yazı...

Bilmiyorum, yeri ve zamanı mıdır? Hele herkeslerin bayram ve kurban telaşına düştüğü bir günde, böylesine "netameli" bir konuyu gündeme getirmenin...

Bir derginin (ihtimal ki sol tandanslı bir derginin) başına gelenlerden ve dolayısıyla İstanbul Valisi Erol Çakır'ın haksız bir uygulamasından söz etmek istiyorum.

Derginin ismi "Yaşadığımız Vatan."
Daha önce teşerrüf ettiğimizi hatırlamıyorum.
Hiç okumadım.
Radikal çizgide yayın yaptığını sanıyorum.
Bunun ne önemi var?
Ayrıca, böyle olması ortadaki hukuksuzluğu meşrulaştırıyor mu?

Asayiş kuvvetleri, İstanbul Valiliği'nin aldığı bir kararla 22 Aralık 2001'de "Yaşadığımız Vatan" dergisinin de adres olarak kullandığı Anadolu Yayıncılık'a bir baskın düzenliyor.

Hadi buraya kadar normal diyelim.

Çünkü, son yıllarda sıkça rastladığımız türden bir "baskın" bu ve polisin bir hukuki gerekçe göstermesi beklenmiyor.

Ama polis "baskın"ı müteakip, yine valilik kararıyla, işyerini mühürlüyor.

Derginizi çıkarmak için sabah teknik servisinize gidiyorsunuz, çalışmaya başlıyorsunuz ve kapınıza dayanan polisler "Burayı mühürleyeceğiz, valiliğin emri var, hemen boşaltın..." diyor.

Sonra da, "boşaltmazsanız zorla çıkaracağız" diye tehdit ediyor ve işyerini mühürleyip gidiyor.

Tuhaftır, hiçbir televizyon vermedi bu haberi.

Hiçbir gazete yayınlamadı.

Mühürlenen işyerinde Anadolu Yayıncılık'la birlikte, tüm hukuki ve ticari şartları yerine getirmiş bir şirket faaliyet gösteriyor.

İstanbul Valiliği, belki de yasal gerekçe bulamadığı için, mühürleme tebliğatına "ne iş yaptığı belli olmayan" ibaresini koydurmuş.

Valilik "ne iş yaptığı belli olmayan" diyor ama, polis aracılığıyla mahkemelerden ve valilikten yapılan tüm yasal tebligatnamelerde "mühürlenen adres" muhatap alınıyor.

Ne iş yaptığı belli olmayan bir yere neyin tebligatı yapılıyor acaba?

Oysa, orada ne iş yapıldığı "ticari" olarak çok açık.

Üstelik, valiliğin sakıncalı bulduğu "Yaşadığımız Vatan" dergisi için de tüm yasal ve hukuki başvurular zamanında yapılmış.

O zaman bu "mühürleme"nin mantığı nedir?

Dergide "suça icbar edici" yayınlar yapılıyorsa (ki, olabilir), bu Vali Erol Çakır'ı değil, cumhuriyet savcılarını ilgilendiriyor daha çok.

Ticaretten men etme hakkı da, yine Erol Çakır'a değil, mahkemelere ve ticaret odalarına aittir...

Mühürleme olayının üzerinden tam 62 gün geçti ve İstanbul Valiliği bu konuda tatmin edici bir açıklama yapmadı.

Erol Çakır "hukuksuzluğu" ve "yasa dışılığı" alışkanlık haline mi getirmeye başladı giderek?

Hatırlayacaksanız, 17 Ağustos depreminden sonra, bir yardım kuruluşunun topladığı paralara, yine hiçbir "hukuki" gerekçe göstermeden el koymuş, yardımların zamanında yerine ulaşmasına mani olmuştu.

İş sonunda yargıya intikal etti ve mahkeme Erol Çakır'ı "haksız" çıkardı.

Erol Çakır'dan, hiç değilse bu bayram vesilesiyle, Anadolu Yayıncılık'la ilgili aldığı kararı yeniden gözden geçirmesini ve bundan sonra icraatlarında "hukuk çizgisine" riayet etmesini bekliyoruz, umuyor, diliyoruz.


22 Şubat 2002
Cuma
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED