|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dün Emin Şirin aradı. "Can, IMF'nin internetteki sitesine girip bir göz at, senin aylardır yazdıklarını doğruluyor" dedi. Zaten kendisi de bu konuda "HaberX" internet portalındaki kendi köşesinde durumu bütün gerçekliği ile anlatmış. Emin Şirin'in yazısını okudum. Çok güzel noktalara parmak basmış. Anlatım dili de güzel. Bir okuyun siz de beğeneceksiniz. "24 Şubat tarihli Sabah Gazetesi'nde Derviş'in Türkiye'ye nasıl "tayin" edildiğini öğrendik. Derviş, Kasım Krizi'nden sonra Sezer, Ecevit, Yılmaz ve Genelkurmay Başkanlığı'na birer mektup göndermiş. Şubat Krizi başladığında Fischer, Ecevit'i arayıp Derviş'i övmüş. ABD Büyükelçisi Pearson da hükümet yetkililerine Derviş'i övmüş. Sonunda Ecevit, ortakları ile görüşüp Derviş'i davet etmeye karar vermiş. Böylece "tayin" teyidini almış olduk. Derviş, Türkiye'de tanınan bir isim. Taa 78'lerden beri ABD'nin isteklerini Türkiye'ye kabul ettirmeye çalışmış. 1979'da Atilla İlhan, Kemal Derviş'i uzun uzun, güzel güzel anlatmış. Şimdi de aynı şeyi yapıyor. Kemal Derviş'in bayram ertesi IMF'den ziyaretçileri var. Heyetle beraber Türk ekonomisini, hatta Türk politikasını gözden geçirecekler. Hareket noktaları da IMF'ye verilen Niyet Mektubu olacak. Geçen hafta Ahmet Çavuşoğlu, Güneş Gazetesi'nde www.imf.org sitesinde yayınlanan Türkiye'nin IMF'ye verdiği Niyet Mektubu ve izleme raporundan bahsediyordu. Çavuşoğlu daha ziyade turizm gelirleri üzerinde duruyordu. Türk yetkililerin IMF ile mutabık kaldığı resmi rakamlara göre, 2001 yılındaki turizm gelirimiz 8 milyar dolar. Bu rakam 2002'de 6 milyar dolara iniyor, 2003'te 8.4 milyar dolara çıkıyor. Ahmet Çavuşoğlu 2002'deki 2 milyar dolarlık düşüş öngörüsünü Irak'a muhtemel bir müdahalenin işareti olup olmadığını sorguluyordu." Emin Şirin bunları yazdıktan sonra IMF sitesine girdiğini ve 80 küsur sayfalık raporu okuduğunu belirtiyor. Sonra da rapordan alıntılar yaparak şunları yazıyor: "İyimser ve muhtemelen tutturulamayacak olan "kalkınma" ve "enflasyon" öngörülerine rağmen 2003'te Türkiye'nin GSMH'sı 177 milyar dolar, yani 1996- 1998 seviyelerinde kalacak. 2003'te 108 milyar dolar dış, 73 milyar dolar iç borcumuz olacak. Yanı iç ve dış borç toplamı GSMH'yı yine geçecek. Döviz rezervlerimiz 10 milyar dolara inecek. Dış ödemeler dengesi yine açık verecek. Ve sıkı durun Hazine Bonosu'na yüzde 30 reel faiz, toplam Türk Lirası borçlara da yüzde 20- 25 reel faiz ödemeye devam edeceğiz. Türkiye, 200 milyar dolar civarında bir borç ile ve sadece iç borca ortalama 15- 20 milyar dolar reel faiz ödeyerek, yani kaynak transferi yaparak yoluna devam edecek! 2002 yılında 69 milyar dolarlık iç borca enflasyondan arındırdıktan sonra yüzde 25, yani 17.5 milyar dolar reel faiz ödeyeceğiz. Ne hazin bir manzara!... Bu öngörüler Türkiye'nin borçlarının çevrilmesi (geri ödenmesi bile değil) karşılığında fakr- u zaruret içinde bırakılmaya devam edileceğinin ve bu ekonomik kıskacın altında dış güçlere tam bağımlı, uysal, zavallı bir durumda tutulacağını gösteriyor. TL'ye yüzde 20- 25 reel faiz ödenecek, reel sektör yerlerde sürünecek, gelecek 3- 5 kuruşluk yabancı sermayeden medet umulacak. 2003'te seçim olacağı öngörüldüğünden, yavaştan yavaştan "sıcak para" politikasına kayılacak. Dövizin artışı enflasyonun altında tutulacak. Beyler bu gidişat gidişat değil. IMF'ye verilen bu rakamlara, 2003- 2004 için öngörülen Türkiye'ye bakıyor musunuz? Türkiye, Kurtuluş Savaşı günlerindeki "Kuvay- ı Milliye" ve "Müdafa- i Hukuk" ruhuna muhtaç. IMF'nin bayram sonrası değerlendirmesini takiben Meclis'te bir genel görüşme yapmak ve Türk ekonomisini, bu borç ve faiz sarmalından kurtaracak çareleri bulmak lazım. Koalisyon partileri 2003, 2004'te ekonomik durum düzelince, seçime gidip başarılı olacağız hayalini hiç görmesinler. Derviş'in bu programıyla hiç ama hiçbir netice alamazlar." Bir de bir başka kalemden "IMF açmazını" izlemiş oldunuz. Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkabilmesi için üretimin hızla artması, reel sektörün sorunlarının "ivedilikle" çözümlenerek "büyüyen ekonomiye" geçilmesi gerekiyor. IMF'ye verilen Niyet Mektubu'nda bunların hiçbiri yok. Sadece "Türkiye'nin borç ödeyebilme becerisi" amaçlanıyor. Paralar IMF'den geliyor, IMF'ye gidiyor. Bu arada Türkiye'nin borçları "rekor düzeye" çıkıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |