|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
5 yılda 40 yıl geriledik
28 Şubat, ekonomik 'çöküş'ün dönüm noktası oldu. İç ve dış borç çığ gibi büyüdü. Ekonomi hızla küçüldü. Döviz fiyatları 7 kat arttı. Yolsuzluklar, 28 Şubat sürecinde görülmemiş bir gelişme ortamı buldu.
Tarihe 28 Şubat kararları olarak geçen ilgili MGK toplantısında kaleme alınan metnin hükümete yönelik adeta bir muhtıra niteliğini taşıması ve hemen sonrasında Refahyol hükümetin yıkılması, sözkonusu sürecin 'Postmodern darbe' olarak anılmasına neden oldu. Kimilerine göre 28 Şubat'ın startı 1995 genel seçimlerinin sonuçları ile verildi. 1995 seçimlerinden RP birinci parti olarak çıktı. Hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edememesi nedeniyle 96 yılı, hükümet kurmaya yönelik nabız yoklamaları ile başladı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı, Meclis Başkanı ANAP'lı Mustafa Kalemli'yi arayarak, 'ANAP-RP hükümeti kurulmamalı' mesajını iletmişti. Bunun üzerine Mesut Yılmaz başbakanlığında Anayol hükümeti kuruldu. Anayol hükümeti çok kısa sürdü. RP-DYP Hükümeti 8 Temmuz 1996'da güvenoyu aldı. 54. hükümet 11 ay görevde kaldı. Bu süreç içinde birçok yeniliğe imza atan hükümet son altı ayında bazı kesimler tarafından yoğun eleştiri bombardımanına tutuldu. Muhalefet partileri olan ANAP, DSP ve CHP arka arkaya gensoru verdiler. TOBB, TİSK, Türk-iş gibi sendika ağaları bir araya gelerek (grevsiz toplu sözleşmeler imzalamalarına rağmen) Refah-Yol'un yıkılması için çalıştılar. Bazı çevrelerin 'Hükümet - Ordu arasında soğukluk var' iddialarını çürütmek isteyen Erbakan, 13 Ekim 1996'daki RP'nin 5. olağan kongresinde ılımlı mesajlar vererek havayı yumuşatmaya çalıştı. Kritik MGK Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan MGK'ya hükümet adına Başbakan Erbakan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Meral Akşener, Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yanısıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hikmet Köksal, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman katıldı. Paşa'dan sürpriz çıkış MGK'nın 9 saat süren tarihi toplantısı, ordunun, Refahyol koalisyonu döneminde laiklikten ayrılan uygulamalar konusundaki rahatsızlığını en kuvvetli ifadelerle kayda geçirmesine sahne oldu. Komutanlar, RP'nin hükümet üyeleri, parti teşkilatı ve belediye başkanlarının laiklikten ayrıldığını iddia ettiler. Toplantıda, hükümete "rejime yönelik eylemler" konusunda gerekli önlemlerin alınması tavsiye edildi. Cumhuriyet tarihinin en kritik Milli Güvenlik Kurulu toplantısından, "Atatürk ilke ve devrimlerinden ödün verilemez" kararı çıktı. MGK toplantısından sonra Başbakan Erbakan'ın yaptığı, "Ordu ile uyum içindeyiz" açıklamasının ardından, Genelkurmay'dan ilginç bir açıklama geldi. Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak, "TSK, yalnızca Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyete inananlar ve bu hedefe gönül verenlerle uyum içindedir" dedi. DSP lideri Ecevit ve CHP lideri Baykal, MGK kararlarını imzalamak için 5 gün bekleyen Başbakan Erbakan'a "Ya laik devleti içinize sindirin ya da çekilin" dedi. MGK toplantısının ardından, hükümet ile MGK'nın askeri kanadı arasındaki pazarlıklar başladı. Çiller ve Erbakan, MGK'nın hükümete sunması planlanan 'tedbirler taslağı'ndaki bazı ifadeleri yumuşatmaya, bazı tedbirlerin 'tavsiye kararı'ndan çıkarılmasını sağlamaya çalıştı. Bir süre sonra askerlerle hükümet arasındaki diyalog koptu. Refahyol hükümeti 26 Nisan'da Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez'in istifalarıyla ilk firesini verdi. Bu iki istifayı diğer istifalar izledi. Cumhurbaşkanı Demirel MGK kararlarının ertelenmesinin söz konusu olamayacağını, "MGK danışma organı değildir. Anayasa'ya göre, aldığı kararları hükümete tavsiye etmiyor, bildiriyor. Takibi istenen yalnız 8 yıl eğitimi değil, 18 ayrı madde söz konusudur. Gereği yapacak merci Bakanlar Kurulu'dur" sözleriyle ifade etti. RP'ye dava MGK kararlarının uygulanması konusunda ağır davranan hükümete karşı muhalefetin verdiği 12 gensoru önergesi Refahyol'u yıkamazken, 21 Mayıs'ta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, RP'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Adalet Bakanı Kazan'ın "Katılanlar hakkında soruşturma açarım" tehditlerine rağmen 400 hakim ve savcının katıldığı Genelkurmay brifinginde İslami sermayenin gelişmesi anlatıldı ve Silahlı Kuvvetler'in laiklik karşıtı faaliyetler konusundaki hassasiyetinin sürdüğü açıklandı. DYP'deki istifalar ve yoğun istifa tehditleri ve son olarak brifinglerin oluşturduğu hava ile ülkenin içine itildiği gerilim Refahyol'da yeni arayışlara yol açtı. Çiller, askerlerin darbe hazırlığında olduğunu ileri sürerek Başbakanlık'ın iki parti arasında el değiştirmesi ve erken seçime gidilmesi planına Erbakan'ı ikna etti. Ortada tek çözüm vardı: Protokolde de belirtildiği gibi başbakanlık devredilmeli, Çiller'in başbakanlığında Refahyol kurulmalıydı. 54. Koalisyon Hükümeti 18 Haziran 97'de sona erdi. Erbakan, Çiller ve Yazıcıoğlu ortak basın toplantısı düzenleyerek Hükümet'in sona erdiğini açıkladılar. Transferler hükümeti
Erbakan, Demirel'e istifasıyla birlikte üçlü deklarasyonu da sundu. Buna göre Çiller'in başbakanlığında kurulacak DYP-RP hükümetine BBP dışarıdan destek verecekti. Ancak Erbakan'ın 18 Haziran'daki istifasıyla yeni hükümet için inisiyatif Çankaya Köşkü'ne geçti. Demirel, Erbakan - Çiller ikilisinin planına uymadı ve 20 Haziran'da hükümet kurma görevini ANAP lideri Mesut Yılmaz'a verdi. Ecevit'le görüşen Yılmaz, "Sınırlı ama iddialı bir hükümet" konusunda anlaşmaya varırken, Baykal seçim hükümeti istedi, ancak her şartta güvenoyu garantisi verdi. Cindoruk'tan da Yılmaz'a destek geldi. ANAP, DSP ve DTP'nin oluşturduğu, bağımsızlarla CHP'nin desteklediği 55. hükümet 1 Temmuz 1997'de işbaşı yaptı. Refah-Yol Hükümeti bir yandan asker, bir yandan da kartel medyası ve güdümlü kuruluşlarının baskısına dayanamayarak iktidardan çekildi.
|
|
|
|
|
|
|
|