T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Oynak Merkez ve Derviş

Bir ara "Oynak merkez" teorisi vardı. Rahmetli Özal'ın dört eğilim projesini anlatmak için kullanılıyordu. Merkezde bir siyasi hareketti ama, sağa ve sola uzanabiliyordu.

Şimdi Derviş'e böyle bir oynak merkez misyonu yüklenmek isteniyor. Özal sağdaydı, hatta geçmiş ilişkilerine bakılırsa muhafazakar diye nitelemek daha doğru olurdu. Ama o günün şartlarında ne etmiş etmiş, sola, milliyetçi camiaya, liberallere ve muhafazakarlara kadar uzanan bir yelpazeyi kendi ekseninde buluşturabilmişti.

Derviş "sol"dan yola çıkmak istiyor. "Benim geçmişim sol, hep soldan yürüdüm" diyor açıkça. Onu bir siyasal aktör olarak görmek isteyen iç ve dış çevreler ise hesap yapıp, kitap yapıp, sol oylarla iktidara ulaşılamayacağı düşüncesiyle, sağa da uzanan bir merkez misyon yüklemeye çalışıyorlar. Kökleri solda bir oynak merkez...

Derviş'e yüklenmek istenen bu misyon, şu anda tam da siyasetin karmakarışık olması sonucunu doğuruyor.

Bakın şimdi, şu anda, kaç parti Derviş'in durduğu veya duracağı yer sebebiyle durumunu muallakta görüyor?

"Derviş - Cem - Özkan üçlüsü" gibi medya tarafından efsunlanan bir projenin partileşme süreci muallakta öncelikle... Cem koltuğunda rahat değil. Çünkü Derviş "Ben ikinci adam olmaya razıyım" dese de hesaplar Derviş'in "birinci adam"lığı etrafında yapılmış "Toparlarsa o toparlar" diye bir ön kanaat söz konusu ve solda sayısı pek bol olan liderlerden sadece birisi durumundaki Cem'li bir yapılanışın solda bile bir toparlanma sağlayamayacağı düşüncesi hakim. Hatta YTP'ye bu sebeple "prematüre - erken doğum" gibi bakanlar çoğunlukta.

Baykal ve partisi orada durmuş bekliyor. Derviş'in durumu ile ilgili bir soruyu cevaplandırırken "O ne yaparsa en doğrusunu yapar" dediğinde dudaklarına yansıyan o "Baykalvari" gülümseme sanki pek çok umudu, hesabı, belki de bilgiyi yansıtıyordu. Sanki "Ben bir şey biliyorum ki, bu pek çok kişinin hülyasını suya düşürecek" der gibiydi. Acaba Derviş'le Baykal arasında nasıl bir konuşma geçmişti ünlü 2.5 saatlik buluşmada? "Derviş bize söz verdi" diye "Troyka" umudunu diri tutmaya çalışan Cem, 2.5 saat içinde ne konuşulduğunu tamı tamına biliyor muydu? Yoksa Başkan Yardımcılığına oturmaktan ictinab eden Özkan, daha başka şeyler mi biliyordu?

Peki ya Derviş'in DSP ile ilişkileri hangi zeminde seyrediyordu? Artık iyiden iyiye "halef" hazırlığı yapan Ecevit'in Derviş'le ilgili bir hesabı var mıydı? Soldaki yapılanışlarla arasına mesafe koymakta katı bir ısrar sürdüregelen Ecevit, partinin kundaklandığı, kendisinin de arkadan hançerlendiği düşüncesinden sonra, oyun bozmak için varını yoğunu ortaya koymaz mıydı? Derviş'i koparıp "üçlü" üzerine kurulan hesabı bozmak, en büyük intikam olmaz mıydı? Kendisinden sonra partiyi Derviş'e bırakmayı neden düşünmesindi? Bu, oyları yüzde 2-3 arasında seyreden DSP için bir sıçrama imkanı olamaz mıydı? Böylece Ecevit, çocuğu gibi büyüttüğü partisine bir gelecek hazırlamayı düşünmez miydi? Böyle bir ihtimal, Derviş'in şu andaki suskunluğunda ve "Oynak merkez" arayışında saklı gözüküyor. Acaba Amerika'daki değerlendirmelerde, kendi çıkarları açısından Türkiye'de yarınki iktidarı pek önemseyen Derviş'in dostları böyle bir ihtimali bütünüyle gözardı ederler mi?

Bütün bunlar sol içi hesaplar... Oysa şu sıralar yüzde 20'lere düştüğü söylenen sol yetmiyor. "Oynak merkez" demek, liberal kesimlere ve sağa da uzanmak demek... Orada Mehmet Ali Bayar ve partisi gündeme geliyor. "Üçlü"den önce ona misyon yüklenmişti "Oynak merkez"i toparlaması için... "Makul çoğunluk" merkez etrafında sağa ve sola uzanan oyları ifade ediyordu. "Üçlü"nün sözcüsü Cem, "Çağdaş çoğunluk" diyerek farklı bir "oynak merkez" tanımı geliştirmeye çalıştı. Derviş, Bayar'la da görüştü. Derviş'in bu görüşmeyi de kendi özel misyonu içinde mi, yoksa "üçlü hesap"la bağlantılı olarak mı yaptığı bilinmiyor. Ama işte orada, Bayar'da ve partisi DTP'de de bir ukde kilitlenmiş duruyor. Derviş n'olacak, Bayar n'olacak, Cem n'olacak, Ecevit n'olacak, Baykal n'olacak? Daha ötekileri saymıyorum. Yekta Bey girdi potaya, Mümtaz Soysal girdi, ÖDP, İşçi Partisi Hadep... sayın sayabildiğiniz kadar...

Derviş diyor ki: Geniş bir çatı olsun!

Olsun da nasıl olsun?

Acaba Amerika'dan solu merkeze doğru çekecek ve tek çatı altında toplayacak sihirli bir formül gelecek mi?

Nasıl şahane olur ama...

Rusya'da toprakta özel mülkiyete imkan veren yasayı Putin imzalamış... Yani Marksizmin en iddialı projesi tarihe karışmış. Eh, bugüne kadar hep solda yürümüş bulunan Derviş şimdi Amerika'dan solu toparlayacak sihirli bir formül getirmiş çok mu? Amerika "global patron"umuz olarak, bizim her bir şeyimizi düşünmeli değli mi? Solumuzu, sağımızı o tanzim etmeli değil mi?

Derviş, başındaki lekeleri temizletmek için gitti Amerika'ya...

Bu arada soldaki lekeleri de temizleme formülü alıp gelecek denebilir:

Ne de olsa Amerikan formüllü siyaset daha iyi temizler!

Acaba öyle mi?

Amerika'nın eli sandığa ve seçmen iradesine de uzanacak kadar güçlü mü?

Doğrusu Derviş'li formüllerin akıbeti derin bir merak uyandırıyor. Başta Cem ve yol arkadaşları olmak üzere, pek çok kişinin meraktan gözlerine uyku girmediğini tahmin etmek mümkün. Ne denir? Gemiler yandıktan sonra sap gibi ortada kalmak da var!


27 Temmuz 2002
Cumartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED