|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerika'nın Irak'ı vurma yolundaki hazırlıkları "dörtnala" gidiyor. Türkiyeye "çok ağır bedel ödetecek" olan bu operasyon için Türkiye'de de önlemler alınıyor. Alınıyor ama nasıl alınıyor? Herkes "Amerika ile pazarlık yapalım" diyor. Genel olarak "Irak harekatının gerçekleşmesi durumunda Türkiye'nin uğrayacağı zararların kesinlikle telafi edilmesine" dönük bir politika uygulanması isteniyor. Bu konu hem askerler hem de siviller tarafından özellikle vurgulanıyor. İyi ama bu politikalar nasıl tespit edilecek? Zararın nerelerde oluşacağı nasıl ortaya çıkacak? Bu konu, "1991 Körfez Savaşı'nda zararı Güneydoğu Anadolu Bölgesi çekti. Şimdi yapılacak bir operasyonda ise bütün Türkiye ağır yara alacak" diyen TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer'in de "uyarılarda" bulunduğu bir konu. 1991 Körfez Savaşı sırasında bölgenin "ağır kayıp" verdiğini söyleyen Nejat Koçer, bu konuyu, Kanal 6'da, Ömer Faruk Günel ile Saygı Öztürk'ün birlikte sunduğu "Sisler Bulvarı" programında da dile getirdi. Nejat Koçer şöyle anlattı: "O dönemde ticaretten sanayiye ve taahhüt sektörüne kadar geniş bir kapsamda bölge firmalarıyla yoğun iş bağlantıları ve ticaret yapılıyordu. Körfez Savaşı ile bunlar bıçak gibi kesildi. Irak pazarına güvenerek büyüyenler zor durumda kaldı. Bunun yanı sıra, petrol boru hattının kapatılması Türkiye'nin ödemeler dengesine olumsuz etkiler yaptı. Bu anlamda yeni bir savaş yine olumsuz sonuçlar yaratır. Bu bakımdan bu kez iyi pazarlıklar yapılmalıdır." Ben Güneydoğu Anadolu'yu gençliğimden beri iyi bilirim. Amatör Batman Petrolspor'da futbol oynarken Türkiye Petrolleri'nde Sondajlar Servisi'nde de çalışıyor gözüküyordum. Bölge tam anlamıyla "kaçakçılık cenneti" olan bir yerdi. Rahmetli Turgut Özal'ın girişimiyle bu bölgede "sınır ticareti" geliştirildi. Sınır ticareti geliştikçe de "kaçakçılık" büyük ölçüde tarihe kavuştu. Kaçakçılık yapanlar "yasal" hale gelerek ihracat- ithalat yapmaya, ülkeye döviz kazandırmaya başladılar. İşte yine Turgut Özal'ın zamanında gerçekleşen "Körfez Savaşı" işte bu "iyi gidişe" darbe vurdu. Körfez Savaşı'nın Türkiye'ye olan zararı konusunda herkes değişik rakam söylüyor. En akla mantığa yakın geleni 35 milyar dolarlık bir zarara uğradığımız. Şimdi yeni operasyon bize kaça mal olacak? Milli Güvenlik Kurulu üyelerine sunulmak üzere hazırlanan "B Planı"nda bu konuya da değiniliyor. "Körfez Savaşı'ndaki gibi büyük maddi kayıpla karşılaşılmaması için garanti verilmeli, askeri kredilerden kaynaklanan 4 milyar dolarlık borç silinmeli" deniliyor. Bölgede iş yaparken yaptığı işinden olan, Amerika'nın bombalarıyla birlikte, varlıklarının da, geleceklerinin de yok olduğunu görenlerin zararı nasıl karşılanacak? İşin bir de "siyasi" yönü var. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, işin bu yanına dikkat çekiyor. Aygün olası bir operasyonun "Kuzey Irak'ta 1991 yılında kurulan Kürt devletini meşru hale getireceğini" söylüyor. Kuzey Irak'ta milli marşı, parlamentosu, hükümeti, bankaları, milli parası, Nechervan İdris Barzani Başbakanlığı'nda 23 bakanlı bir kabinesi ile fiili bir Kürt devleti bulunduğunu belirten Sinan Aygün şöyle diyor: "Sözde devletin 3 milyon 7000 bin nüfusu, 150 milyon dolar bütçesi, 50 bin kişilik güvenlik gücü var. Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) internet sitesinde, Türkiye'nin bir kısmını sözde Kürdistan sınırları içinde gösteren haritalar bulunuyor. Bütün bunlar dünyanın gözleri önünde, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin himayesi altında yapılıyor. Olası bir Irak operasyonunun bu oluşumu meşrulaştırmaya hizmet edeceği ve Türkiye'nin bir oldu-bitti ile karşı karşıya bırakılacağı yönünde ciddi kuşkularım var." Amerikalılar "fütursuzca" Saddam'ı devirmeye yönelik çalışmaları hızlandırırken "geçimini komşularıyla yaptığı ticarete bağlamış" insanları hiç düşünmüyor. Üç kuruş, beş kuruş yardımla işi geçiştireceğini sanıyor. Savaş nerede yapılırsa yapılsın çevresinde "ağır hasarlar" oluşturur. Bu 1991 yılında böyle oldu, yeni operasyonda da böyle olacak. Komşumuz bir ülkeye, hem de önemli ticari ilişkilerimiz olan bir ülkeye yapılacak bir saldırıyı normal karşılamak ve "bekle- gör" politikası izlemek ve bir şey yapamamak ne kadar doğru olur bilemiyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |