T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Süleyman Demirel önemli bir merkezdir!.

Kurumlar tabiî ki önemlidir..

Ama siyasette, isimler, insanlar ve liderler, kurumlar kadar önemlidir..

Bu gerçeği, bazı isimler siyaset sahnesinden çekilince neler olduğunu görerek, hep anlarız..

Örneğin, sadece Ecevit adına dayalı biçimde var olan bir parti, 1999 seçimlerinden "En Büyük" olarak çıkmadı mı?

Ve Ecevit'in hastalığı, Türkiye'de ne tür yeni oluşumlara yol açıyor..

Şu anda bir kesim için, Kemal Derviş adı, Türk siyasetinin bundan sonraki şekillenmesinde, "Kilit Olgu" biçiminde algılanıyor..

Oysa Türk siyasetini derinden bilenler için, Süleyman Demirel adı, en az Kemal Derviş kadar önemli..

Doğrudur.. Türkiye'de geniş seçmen kitleleri, büyük çoğunlukla Demirel'e fazla muhabbetle bakmıyor..

Ama gerçekçi bir hesap yaparsanız, Türkiye'de yüzde 80-85'lik bir kitle, kendi tuttuğu ismin dışındaki bütün isimlere karşı ya öfkeli, ya da kırgın..

Başka bir söyleyişle, bugün seçmenin yüzde 20'sinden daha çoğunun, bir isme oy vermesini beklemek hatadır..

Demek ki, yüzde 80 ve hatta yüzde 85 oranındaki seçmen, Süleyman Demirel adını siyasette itici bulsa bile, Demirel eğer seçmenin yüzde 10-15'ini etkileyecekse, müthiş bir güçtür..

Mesela Mesut Yılmaz, ANAP'ın yüzde 10'un üzerinde oyu olduğunu bilseydi, kimbilir neler yapardı..

Bu açıdan, önümüzdeki seçimde, Süleyman Demirel'in kimden yana ağırlığını koyacağını bilmek, geleceği kestirebilmek açısından büyük önem taşıyor..

Acaba Demirel, "Merkez-Sağ"ın yarışmacıları arasında kimi destekleyecek?.

Herhalde Mesut Yılmaz'ı desteklemez..

Eğer Türk siyasetindeki tüm oyuncular, duygularını "Nankör kedi" içeriğinde seslendirip, bir kişiye yönlendirselerdi, herhalde Süleyman Demirel bu sözü önce Mesut Yılmaz'a yönlendirirdi..

Isparta'da seçim otobüsünün üzerinde elinden tutup, halka "İşte gerçek devlet adamı" diye tanıttığı, "28 Şubat"ta başbakan yaptığı Mesut Yılmaz'ın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaptıklarını, Demirel unutabilir mi?

Eğer Demirel Yılmaz'ın yaptıklarını unutacak kadar filozof olduysa, Cüneyt Arcayürek'i de yeniden kendisine "Özel-danışman" olarak alabilecek demektir..

Peki Demirel, seçimden önce, "Ben açık ve seçik Tansu Çiller'in DYP'sini destekliyorum" diyebilir mi?

Bu durumda, Mehmet Ali Bayar ve kendilerini Demirel'in yarattığını düşünen DTP'liler, ne yapar?

Geriye kalıyor Cem Uzan'ın "Genç Parti"si..

Arkasında medyası ve büyük maddi imkanı olan Cem Uzan hakkında, acaba Demirel ne düşünüyor?.

Ya da, Demirel'lerle çok eski hukukları bulunan Uzan'lar, Süleyman Demirel'e danışmadan bir parti girişimini başlatmış olabilirler mi?

İsmail Cem'li, Hüsamettin Özkan'lı ve Kemal Derviş'li bir siyasi oluşum, Merkez Sağ'ın tek sesi olduğu takdirde, bu, Süleyman Demirel'in hukuki emekliliğinin, "fiili emeklilik" haline dönüşmesi anlamına gelecektir..

Ve siyasette, kendi isteği ile emeklilik yoktur.. Siyasetçiler, resen emekli edilirler..

Kısacası, Cumhurbaşkanlığı döneminde bile tabanı ve örgütü ile temasını kesmeyen Süleyman Demirel, önümüzdeki seçimde bir güç merkezi olacaktır..

ŞAKA

Meğer halefini belirlemiş!.

Kemal Derviş'in, henüz kendisinin bile bilmediği konularda, bazıları ona kararlar aldırıyor..

Örneğin Hürriyet'e göre, Kemal Derviş, kendi yerine, Hazine Müsteşarı Faik Öztrak'ın Devlet Bakanı olmasına karar vermiş..

İyi ki evli Kemal Derviş..

Türkiye'de bazıları, bekâra bile karı boşatacaklarını sanır çünkü...

SELANİKLİ SENDROMU

Irkçılık, bir insanlık suçudur!.

Bazan kendilerini muhafazakar ve hatta mukaddesatçı olarak gören kesimlerden insanların ırkçılık yaptığını görmek, insanı şaşırtıyor..

"Büyük Osmanlı Sentezi"nin en büyük sırrı, insanların ırklarının, dinlerinin, etnik kökenlerinin "Dışlayıcı" veya "Aşağılayıcı" biçimde değerlendirilmemesidir..

Bu şekilde, çekirdeğinde bir avuç Oğuz Türk'ü bulunan Osmanlı, 3 kıtaya ve 2 denize egemen olan bir imparatorluğu, 600 yıl yaşatmıştır..

Türkmen'i, Arap'ı, Ermeni'si, Yahudi'si, Rum'u, Gürcü'sü, Laz'ı, Kürt'ü ve 72 milleti ile Osmanlılar, bir cihan imparatorluğunun sinerjisini üretmişlerdir..

Ama bazıları, 2002 yılında, küçüle küçüle çekirdek haline gelmiş Türkiye Cumhuriyeti'nde, ırkçılık, kafatasçılık yapmaya çalışıyor..

Yugoslavya'da Sırp fanatikleri, tarihte müslümanlığı seçen Boşnak'ları etnik temizliğe konu etmek istemişlerdi..

Buradaki fanatikler de, tarihte müslümanlığı seçmiş Yahudi'leri "Selanikli" diyerek, toplumda "öteki" konumuna sokmaya çalışıyor..

Bu, sadece tarih bilincinin yokluğunun değil, insanlık suçu işleme cüretinin hala var olduğunun da kanıtıdır..


27 Temmuz 2002
Cumartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED