|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bugün niyetim AKP'nin yayınladığı "Muhafazakar Demokrasi" başlıklı çalışmayı, bu çalışma etrafında yapılan tartışmaları değerlendirmekti. Sabah erken saatlerde gelen bir yakınım, Erol ve Pesent Katırcıoğlu'nun babaları Koca Arnavut Mehmet Can'ın vefatını bildiren bir telefon uzun uzadıya çalışmamı engelliyor. Son görevi yapmak üzere Mehmet Can'ın yanına gitmek gerekiyor. Aşağıda okuyacağınız yazı daha önce kaleme alındı ve yayınlandı. Aslında AKP ve muhafazakar demokrasi tartışması için iyi bir girizgah oluşturuyor. Zira iki konuyu tartışmanın iki farklı pisti var. Birinci pist dünya hali, çağın dili ve bunlar içerisinde muhafazakarlığın anlamıdır. İkinci pist ise Türkiye'nin siyasi ve toplumsal hareketleri şekillendiren, muhafazakarlık, solculuk gibi kavramları özelleştiren politik ve toplumsal alt yapısıdır. Okuyacağınız meselenin ikinci yönüyle ilgili… Toplumsal çevre-toplumsal merkez ayrımı Türk toplumsal ve siyasal sisteminde baskın bir çatışma olma özelliğini koruyor. Çevre, sayısal olarak her geçen gün büyüyen, yüzde 50'lileri zorlayan bir oy miktarına dayanan bir faktör. Sadece ekonomik ve sosyal olarak dışlanan, kenarda kalan kesimleri değil, aynı zamanda İslami olanı da kuşatan yerel değerleri içeriyor. Diğer deyişle bu büyüme hem sistemin devletiyle merkez siyasi partiyle yarattığı ekonomik ve etik sarsıntıdan besleniyor; hem farklılaşan toplum taleplerinin sadece ekonomik unsurlardan oluşmayıp, kültürel, sosyal, dinsel, etnik unsurları kuşatmasından ileri geliyor. O zaman görmek gerekir ki, ortaya sağ-sol, liberalizm-muhafazakarlık gibi geleneksel ayrımların egemen olduğu gönderme sistemlerden farklı bir sorun çıkıyor ve bu sorun iç içe geçmiş iki ana neden üzerine oturuyor. İlk neden "modern" bir duruma ilişkindir. Başka bir deyişle sorun her "modern" ülkede yaşanmış bir gelişmeden, çevre ile merkez arasındaki mesafenin azalmasından kaynaklanan sosyolojik evrimle ilgilidir. Bu evrim yeni bir sentezi gerektirdiği kadar, hemen her yerde yeni gerilimleri de içermiştir. Ve yine birçok ülkede bu gerginlikler siyasi değişimle aşılmış, sentez demokrasi yoluyla sağlanmıştır. Bizde sorun modernleşme sürecinin bu evrimiyle ilgili olmaktan çok, bu evrime verilen siyasi yanıtlarla ilgilidir. Siyasi yanıt çevreyi dışarıda bırakmak konusunda ısrarcı olduğu, bunu sağlamak üzere otoriterlik de olmak üzere her tür aracı kullandığı oranda bu çatışma büyüyor, en önemlisi çevrenin merkezle bütünleşmesinin, kendi içinde dönüşüm geçirmesinin önüne geçiliyor. İkinci neden ise "post-modern" bir duruma ilişkindir. Toplumu, içindeki farklılıkları birbirine benzeterek üreten, bunu demokrasi ilkeleriyle, piyasa kurallarıyla yapan modernleşme gerçeği bir başkasıyla çarpışıyor. Modernite fikrinin hilafına, farklılıkların oluştuğu, benzeyenlerin ayrıştığı bir duruma da tanık olunuyor. Teknolojik, siyasi ve kültürel girdilerle bireyin taleplerini, haklarını daha kapsamlı tanımladığı ve bunları siyasallaştırdığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu durumda bildik demokrasi kavramları, bildik sol ya da sağ anlayışı işi toplarlamaya yetmez hale geliyor. Çok-kültürlü bir toplumun inşası, farklılıklar üzerine oturan çoğulcu bir demokrasi kaçınılmaz hale geliyor. Bu ise merkez ile çevre arasında yeni bir çatışma vesilesi oluyor. Tam da bu nedenle temsil ettiği değerler açısından daha evrensel nitelikler taşıyan toplumsal merkez, buna rağmen siyasetten uzaklaşıyor, ürküyor, demokrasi kavramının içini boşaltıyor. Toplumsal mühendislik, siyasete müdahale fikri bu ortamda ürüyor, depolitizasyon bu iklimde oluşuyor, panik, tepki hali de öyle. Duruşu ve talepleri açısından daha siyasi olan, salt bu nedenle toplumsal olarak daha demokratik olana işaret eden çevre partileri ise, kendilerine rağmen hâlâ çözüm partileri oldukları kadar başka itiraz partileri olmaya devam ediyorlar. Olmadı sistemin içine uzanan dayanışmacı yeni fayda damarları açma işlevine aday görünüyorlar. AKP bu çevrenin temsilcisi olarak büyüdü ve iktidara geldi. Bugün merkez olma iddiasını dile getiriyor. "Muhafazakar demokrasi" kavramı bu iddianın bir sonucu… Bu partinin çevreyi siyasi merekeze taşımaya çalıştığı, merkez politikalarını yeniden şekillendirdiği doğrudur. Ancak bir merkez partisi olduğu tartışmalıdır. Önümüzdeki günlerde muhafazakar demokrasi meselesini tartışmayı sürdüreceğiz…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |