AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Giyinmenin ruhu

Uşşaki tarikatının kurucusu olan Şeyh Hüsamettin Uşşaki, Uşak'ta bulunduğu zamanlar Manisa'da vali olan II.Murad ile tanışır. II.Murad padişah olunca Şeyh Hüsamettin Uşşaki'yi İstanbul'a davet eder.

Şeyh Hüsameddin Uşşaki Nişancı Mehmet Tekkesi'nde derslerine devam ederken üç misafir gelir. Bu misafirler hacdan dönerken tanışıp beraber yolculuk yapmaya başlamışlardır. Her biri ayrı bir tarikate mensuptur. Mevlevi, Kadiri, Bektaşi.

İçlerinden biri anlatmaya başlar: "Irak sınırını geçince eşkıya tehlikesi göründü. Arkadaşlarımın paralarını alıp sarığıma sardım. İç gömleğime varıncaya kadar soydular. Dedim ki Yarabbi emanetin başına bir iş gelmeden şu tehlikeyi atlatırsak İstanbul'a varıp Nişancı Mehmet Tekkesi'ndeki öğrencilere sarığın içindekilerin yarısını bağışlayacağım. Eşkıya iç gömleğime varıncaya kadar soyduğu halde sarığıma dokunmadı. Böylece sağ salim servetimizi kurtardık. Emaneti getirdik.

Şeyh Hüsamettin Uşşaki yolları ayrı, menzilleri aynı olan üç hakikat ehli ile sohbet etmek ister. "Madem ki burada bulunmanızı sarığa borçluyuz. Buyurunuz sarık hakkında hoş bir sohbette bulunalım" der.

Kadiri olan der ki: "Sarık düşünceyi temsil eder. Düşünce Hakk'ın yaratıcı sıfatından bir damladır ki ne doğmuşsa bu sıfattan doğmuştur. Onun için Hz Peygamber 'Bir saatlik düşünce yetmiş yıllık nafile ibadetten üstündür' demiş.

Mevlevi olan alır sözü: "Döne döne sarılan sarık âlemlerdeki dönüşlere temsildir. Bütün dönüşler 'BİR'in etrafında olur."

Bektaşiye gelir sıra: "Ben fakire göre sarık halkı temsil eder. İnsan halkı başında taşımayı öğrendikçe insan olur, ben çemberinden kurtuldukça yükselir. Onun için Hz Peygamber 'Sarık Müslümanlar'ın tacıdır' demiştir. Hz.Hüseyin Kerbela'daki mücadelesini halkı ayaklarının altına alıp, saltanat tacını başına giymek isteyenlere karşı yapmıştır."

Şeyh Hüsameddin Uşşaki bu sohbetten pek memnun olarak son sözü söylemeyi üzerine alır:

"Sarık azameti temsil eder. Her kim baktığı yerde Hakk'ın azametini idrak eder ve bu duyguyu başına taç yaparsa aczini idrak ederek tevazu sahibi olur. Tevazu İslam'ın ahlakıdır. İslamiyet ise iyi ahlak üzere kurulmuştur. Tevazu sahibi olmadan hiç kimse ne ilimde, ne san'atta, ne hakikatte yükselemez."

Durup dururken niye anlattım bunları diye düşünüyorsunuz ihtimal. Sarık tarifleri yerine tesettürü koysak diyorum. Sonra da o manayı bizim tesettürümüzün ne kadar doldurabildiği konusunda Akletsek...Fikretsek...Zikretsek...Fena mı olur?

Başörtüsü yasağı ile mücadele ediyoruz derken ...Nelerden vazgeçiyoruz. Şöyle bir düşünsek...


22 Ağustos 2003
Cuma
 
FATMA K. BARBAROSOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED