AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Mandacılara dikkat ediniz..

Emekliye ayrılışın son dönemlerinde, bir kısım zevatın sözleri, birkaç gündür her tarafı velveleye vermiş de, biz ne vadilerde seyr etmişiz, diye toplum olarak, feryadımızın çıkmasına sebeb olmuş..

Birinci Dünya Savaşı'nda herhalde İsmet Paşa, Yemen'de "tavla oynamaya" gitmiş değildi.

Mustafa Kemal Paşa da, Ortadoğu'da Araplar'la birlikte Hicaz Demiryolu'nun İngilizlere karşı savunmasını yaparken, "pişpirik partisi" düzenlemiş değildi.

Benim dedelerim, Ohri'de gölün kenarında piknik yapmak için, Karadeniz'in bir dağ köyünden yola çıkarak, yıllarca Bulgaristan'nın yaylak yerlerinde ömrünü vermiş değildi.

Anadolu'nun içine sıkıştırılmış ve etrafı yedi düvelin emellerini gerçekleştirmek için kuşatılmış "düşman"larla altı asırlık "haçlı emelleri"ni gerçekleştirenlere gereken dersi, "Kıbrıs Harekatı" ile vermiş olanlara da birileri, bir zamanlar "işgalci güçler" diye, "Mehmetçiğe karşı", AKEL ve benzeri "Separatist" güçlerle işbirliği yapanları ne çabuk unuttular...

Bir Mustafa Kemal ki, Harbiye Nezareti'ne gönderdiği raporda, Halep'e doğru çekilerken, vatan toprağını işgal eden "Emperyalistlerin emellerinin bir Hıristiyan Devleti" kurma emellerinden bahsediyor ve mutlaka "Yıldırım Orduları Kumandanı'nın bir Türk olması" gerçeğine işaretle, gelecekteki yapıya öncülük ediyordu.

Demek sonradan gelenler, doğdukları değil de, doydukları yerin zemininden dünyaya bakmayı bir kurtuluş anı sanmışlardı.

"Irak'taki Türk kültür varlıkları"nı ne çabut unutturdular bize...

Bu milletin paraları ile yapılan Hicaz ve Bağdat Demir Yolu Hattı, rayları ve istasyonlarının harabezar halinden hiç mi kimse ibret almıyordur?

Bir Şam, ki şu anda kesintisiz akan suyunun mecrasını Kanuni Sultan Süleyman'ın zamanından kalma, "Ayn-ı Zübeyde" olarak tescil edildiğini, veya değil Müslüman ve gayr-ı müslimler kadar hayvan ve canlıların geçmesi için, "Mostar Köprüsü"nü yapanlar, alın terlerini "vatan toprağı" diye dökmediler mi?

Şimdi aynı şekilde, Anadolu toprağı da bir başka fikir ve düşüncede, kültür emperyalizmine kurban edilmek istendiği şuurunu taşıyanlar yok mu?

Eskiden bir Niş, "Dersaadet"e Diyarbakır, Şam ve Bağdat kadar, yakındı...

Deliorman'larda, Şumnu'da güreş tutan gençler, Kırkpınar'da boy göstermek için nara atıyordu.

Şimdilerde ise, "Lokomotif Plovdiv" takımı ile maç yapanlar, burasının bizim "Filibe" olduğunun hiç mi bilincinde değillerdir?

Yıllaca "Mehter Marşı" ve "İstiklal Marşı"nı istiskal edip/aşağılayıp, "ulusal düttürü" diye nakarat atanları ne çabuk unuttuk?

Bu karmaşa, bu kadar bunalıma zemin hazırlamamalıydı...

Birlik ve inanç içinde, bu milletin önüne çıkan fırsatları değerlendirmede, asla bir cehalet ve cenabet eseri göstermemeli...

Milletin sağduyusu, nasıl ki kendini seksen yıl öncesinde çarık ve şalvarı ile isbatlamıştı, bugün de aynı şekilde, genci-ihtiyarı ile, "mütegallibe hayranı mütareke kalıntıları"nı iyot gibi eritip; ifna edecek şuur ve imana sahiptir.


www.sadikalbayrak.com

22 Ağustos 2003
Cuma
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED