AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Tarih ve tarih kitapları (II)

Tarih ve Tabiat Vakfı Yayınları'nın, neşrettiği birbirinden değerli kitaplarla insanımızı biraz olsun hamasetten uzaklaştırıp tarihi bilmeye, anlamaya çağırdığını söylemiştim.

O halde önce Prof. Dr. Kemal Beydilli'nin çalışmalarından söz etmem gerekiyor.

"Osmanlı Döneminde İmamlar ve Bir İmamın Günlüğü" (İstanbul, 2001) adlı eser, bilhassa I. bölümü itibariyle tarihimizin üzerinde pek durulmamış meselelerinden birine ışık tutuyor. II. Meşrutiyet sonrasıyle ilgili olarak son yıllarda biraz kıpırdanmalar göze çarpıyor, daha doğrusu meselenin ideolojik arkaplanının etkileyiciliği nedeniyle yapılan çalışmalar imam-hatiblerin, vâizlerin hiç değilse bu son asır içerisinde ne gibi rolleri olduğunu, olabileceğini anlamak bakımından birtakım genel kanaatler edinmeye fırsat tanıyorsa da bu tasavvurların geriye doğru izinin sürülmesini kolaylaştıracak ciddi adımlar atıldığını söylemek zor. Sayın Beydilli'nin çalışması işte bu sahada ilgililer için fevkalâde önemli bir kaynak değeri taşıyor. Zengin bir malzeme ile bu malzemeye ilişkin gayet makul ve isabetli yorumlarla toplumsal hayatın en önemli kurumlarından imamet'in nicedir ihmal edilmiş tarihi böylelikle gözler önüne seriliyor.

İlahiyatçılarımızın ve Diyanet camiasının hem kendi yerlerini tayin etmek, hem de tarihle daha sıkı irtibatlar kurmak ve mevcut irtibatlarının ufkunu genişletmek bakımından bu eserden ziyadesiyle istifade edeceklerini sanıyorum. Ancak "Osmanlı Döneminde İmamlar ve Bir İmamın Günlüğü" sadece İlahiyâtçıların ve Diyanet mensuplarının değil, Osmanlı ilim ve siyaset anlayışına alâka duyan herkesin kendisinden çok şey öğreneceği bir kitap... Nereden nereye? Galiba alınacak en büyük ders işbu 'Nereden nereye?" sorusunun cevabında....

Sayın Beydilli'nin bir değerli çalışması da şu başlığı taşıyor: "Bir Yeniçeri'nin Hatıratı" (İstanbul, 2003)... Bu kitabı kendi tarihimizi başkalarından, yeniçeri olmuş ve sonra kaçmış birinin gözlem ve müşahedeleri aracılığıyla öğrenmek amacıyla okumalı... Okuduğunuzda göreceksiniz ki Osmanlı'nın fazilet ve başarılarına dair menkâbe suretinde anlatılan, hikaye veya efsane zannedilen birçok hâdise aslında hakikatin birer ifadesinden ibaretmiş...

Postmodern tarihçiliğin "merkezi/bütünü" ikinci plana iten ve bu nedenle "ayrıntıları/parçaları" önemseyen bakışının daha çok değer kazanmalarına yol açtığı "hâtırat", "günlük" gibi metinlerin okurun dikkatini iyiden iyiye kendilerine celbettiği günümüzde bir imamın günlüğünü veya bir yeniçerinin hatırâtını okumamak hiç olur mu? Kendi payıma hatıraların kendisi kadar, hâtırat sahibinin niteliklerini de önemserim. Nitekim bu tür yolculuklardan hiç de elim boş dönmedim. (Mesela birkaç yıl önce okuduğum Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde görev yapmış bir polisin hatıralarını hâlâ unutamam; zira ilgilendiğim konularla hiçbir münasebeti yokmuş gibi görünen o hatırâtın yazarı, merhum Akif'in eserlerinin bir kısmını Türkçe'ye tercüme ettiği mesai arkadaşlarından Şeyh (müfessir) Abdülaziz'in Çaviş'i —İngilizlerin baskısı doğrultusunda— Mısır'a iade etmekle görevli bir polis memuru çıkmış ve böylelikle kenarda köşede kalmış birçok detayı o polisin hâtıratından öğrenmiştim. Anlayacağınız "Bir Köy İmamı'nın (Kutuz Hoca'nın) Hatıraları"nı okuyanların nasıl "Bir İmamın Günlüğü'nü de okumaları gerekiyorsa, Paşaların hâtıralarını okuyanlar da bu Yeniçeri'nin günlüğünü okumalılar...

Tarih ve Tabiat Vakfı Yayınları'ndan çıkan onca kitap içinde muhakkak temas etmem gereken bir kitap daha var: "İstanbul'un Fetih Günlüğü" (İstanbul, 2003)

Bu kıymetli eseri Mahmut Ak ile Fahameddin Başar'a borçluyuz. Ellerine sağlık, gayet kolay ve zevkle okunulan ilmî bir eser hazırlamışlar. Fethin 550. yılında böylesi bir günlüğe gerçekten de büyük bir ihtiyaç vardı.

Toplumlar tarihlerine o tarihin içinde yaşadıkları zaman değil, o tarihten yoksun kaldıklarında ihtiyaç duyarlar. Ahlak kitaplarının sayısındaki artışın toplumdaki ahlaksızlığın artışıyla orantılı olması gibi, tarih kitaplarının sayısındaki artışın da hiç kuşkusuz tarihsizliğin artışıyla orantılı olması gayet tabii.

Ahlak kitapları nasıl ki bir insanı ahlaklı yapmaz ise, tarih kitapları da bir toplumu tarih sahibi yapmaz. Tarih kitapları tarih sahibi olmak için değil, şayet ortada sahibi olunabilecek bir tarih varsa o tarihi öğrenmek için okunur; tıpkı ahlak kitaplarının ahlak sahibi olmak için değil, sahibi olunan ahlakın gerek(çe)lerini öğrenmek için okunduğu gibi.

Tarih ve Tabiat Vakfı Yayınları'na işte bunun için müteşekkiriz.


29 Haziran 2003
Pazar
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED