|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçtiğimiz Salı günü Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), onayladığı bir raporda Kıbrıs'ın demografik yapısını bozmakla suçladığı Türkiye'yi 'sömürgeci' ülke olarak ilan etti. Daha önceleri Türkiye'yi 'işgalci' olarak niteleyen AKPM, Ankara'yı Kıbrıs'a sürekli göçmen gönderek oradaki dengeyi bozmakla suçladı.. Oysa ne AKPM ne de Avrupa Parlementosu ne de AB, örnekler farklı olmasına karşın, aynı suçlamaları hiçbir zaman İsrail için yapmamıştı.. Oysa Müslümanlar ilk kız 648 yılında Kıbrıs adasını fethetmişti. Bu tarihten tam 543 yıl sonra Haçlılar adayı ele geçirdi. 1424 yılında Müslüman orduları bir kez daha adaya yerleşti. 1475 yılında Haçlılar, Osmanlılar'ın gelişine kadar adayı bir kez kontrol ettiler. 1879 yılında İngilizler Osmanlı devletinin başı Ruslar'la beladayken Kıbrıs'ı ele geçirdiler. O sırada adada 60 bin Türk ve 20 bin Rum vardı. İngilizler daha adaya çıktıkları ilk günden itibaren Türk nüfusunun azaltılmasına yönelik çalışmalara başladılar. Kıbrıs 1960 yılında bağımsızlığına kavuştuğunda adada yaklaşık 80 bin Türk'e karşın 350 bin Rum vardı. 1974 yılında faşist Sampson darbesine karşı Türk ordusu adaya çıktığında Türkler'in sayısı 120, Rumlar'ın da 450 bin civarında olduğu hesaplanıyordu. Buna karşın 7-8 bin yıllık tarihi olan Filistin'de Yahudiler çok kısa bir süre için ve sınırlı bir toprakta devlet kurmuşlardır. Yahudiler'i, Filistin'den kovanlar ise Müslümanlar değil Romalılar'dır, Haçlılar'dır.. Yani Avrupalılar.. Filistin ülkesi neredeyse 1400 yıldır Müslüman toprağıdır. Yahudiler ise İngilizler'in yardımı ile 1917'den itibren Filistin'e yerleşmeye başladılar. O tarihte Yahudi nüfusu 50 bin civarındadır. Müslümanlar ise 750 bin .. 1948 yılnda Amerika'nın desteği ile Filistin'de bir İsrail devleti kurulduğunda dünyanın dört bir yanından gelenlerle Yahudi sayısı 600 bini bulmuştu. Yani Amerika ve Avrupa destekli Yahudiler Filistin'deki demografik yapıyı bozmuşlardı.. Oysa ne o zaman ne de başka bir zaman ne Avrupalılar ne de Amerikalılar İsrail'i bundan dolayı suçlamadılar. Üstelik İsrailliler demografik yapıyı yalnız dünyadaki Yahudiler'i Filistin'e getirerek değil, aynı zamanda Filistin halkını topyekün öldürerek yapıyordu. Ama yine de insan halklarını savunduğunu söyleyen o Batı, her nedense Filistin için sesini çıkarmıyordu.. Nasıl olsa yapan İsrailli, kurban da Müslüman Filistinli.. Yani bildiğimiz ve aşina olduğumuz o klasik çifte standart.. Oysa Kıbrıs bir Türk adasıdır.. Önce Haçlılar daha sonra da İngilizler adadaki Türkler'i sürekli olarak azaltmayı hedef edinmişlerdir. Ama ne Arap Müslümanlar ne de Türk Osmanlılar hiçbir zaman Hıristiyanlar'a ve Rumlar'a benzer bir muamelede bulunmadılar. 1974 sonrasında da adaya giden veya götürülen Türkiyeli Türkler de Kıbrıs'ın demografik yapısını değil, Kuzey Kıbrıs'taki Kıbrıslı Türkler'e destek olmak için oradalar.. Yani Kıbrıslı Rumlar'la, Kıbrıslı Türkler arasındaki herhangi bir dengeyi bozmak için değil.. Kaldı ki Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik ortaya atılan Annan Planı da adada iki bölgeli bir federasyondan söz etmektedir. Bu durumda Kuzey'deki Türkler, AKPM'yi ilgilendirmemeliydi. Yani Türkiye'den giden Türkler ile Kıbrıslı Türkler arasında bir denge bozukluğu veya herhangi bir sorun sözkonusu ise bu da AKPM'yi değil de yalnız ve yalnız şu anda KKTC vatandaşı olan insanları ilgilendirmektedir. Ayrıca unutulmamalıdır ki bugün Kıbrıs'ta var olan durumun sorumlusu yine Avrupalılar'dır.. Avrupalılar, 1960 sonrasında Rumlar'ın terör politikalarına destek çıkmasaydı ve Kuzey Kıbrıs'a ambargo uygulamasaydı, Kıbrıslı Türkler sıkıntı çekmeyecekti ve yurt dışına göç etmek zorunda kalmayacaklardı . Bugün başta İngiltere olmak üzere Avrupa'da, Avustralaya'da ve tabiî Türkiye'de yaklaşık olarak 200 bin Kıbrıslı yaşamaktadır.. Yoksa Avrupalılar, tüm Kıbrıslılar'ın adadan göçmesini mi bekliyordu da Türkiyeli Türkler'in adaya gelmesinden rahatsız oldular !! ………. Yine geçtiğimiz Salı günü Cumhuriyet'te değerli meslektaşımız Mustafa Balbay kendi köşesinde 'ABD-Irak-İsrail!' başlıklı ilginç bir yazı yazmıştı .. Yazıyı, AKPM'nin sözünü ettiği 'demografik dengenin bozulması' ile ilgisi olduğu için hatırladım.. Balbay, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğini ve koşullarını değerlendirdikten sonra konuyu Amerikan-Irak-Türkiye üçgenine getiriyor ve bakın ne diyor : 'İsrail-Irak hattına ilişkin haberler, önümüzdeki dönemde bu hattın yoğunluktan fenalık geçirebileceğini gösteriyor. Kesin olmayan ama, perde gerisinde tartışılmakta olan bilgileri sıralayalım : 1-Irak'ın kuzeyinde yaşayan Yahudi kökenli Kürtler 1991'den sonra (1948'de İsrail devleti kurulduğunda da binlerce Iraklı Yahudi siyonist propagandanın etkisi ile Filistin topraklarına göçmüştü. HM) İsrail'e göç etmenin yollarını aramış, çoğu da göçmüştü. Bunların 150 bininin yeniden aynı bölgeye taşınması planlanıyor. 2-İsrail bu göçün alt yapısını hazırlamak üzere Irak'tan büyük ölçüde toprak almayı kararlaştırdı. Harekete geçtiği bile söyleniyor. 3-Bu adımlar doğal olarak ABD'nin bilgisi altında atılıyor. ABD ile İsrail arasında belli çerçevesi olan bir uzlaşma sağlandı. 4-İsrail genel yapının yanında salt Yahudi kökenlilerin yaşadığı, sınırları belli bir bölge oluşturmayı hedeflliyor. Bu bölge zaman-zemin içinde Irak'ta ayrı bir devlete dönüşebilir. 5-Türkiye'yi karşısına almamaya özen gösteren İsrail, atacağı adımların bu yanına özel bir önem veriyor, ayrıca politika üretmeye çalışıyor. 6-Irak petrolünün İsrail üzerinden Batı'ya ulaştırılması için yıllar önce yapılmış olan hattı canlandırmak için zemin yokluyor. İster misiniz, yakında Irak grupları ile İsrail üzerinden haberleşelim!'' Merak ediyorum da bu Kıbrıs'ta kıyameti koparan bu Avrupalılar hem Filistin'de hem de Irak'ta demografik dengeyi bozan Yahudiler'e ve İsrail'e acaba neden bir şey söylemiyorlar!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |