|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumhuriyet gazetesinden Server Tanilli, her yıl bu zamanlar bir yazısını mutlaka Fransa'daki "bakalorya" sınavlarında öğrencilerin karşısına çıkarılan felsefe sorularına ayırır. Tanilli'nin yıllardır bıkmadan yaptığı ve birçok okuru olan bir iş bu. Çok da yararlı bir iş tabii ki.... Fransa'daki "bakalorya" sınavının tarihi bizim ÖSS ile de yakın düştüğünden, okurlar sınav sistemini ve soruları karşılaştırma imkanı bulur ve belki de içlerinden bazıları "Vay beee... Analar ne sorular doğuruyormuş!" diyerek benzer günlerin ülkemize gelmesi için hayale de dalarlar... Bilindiği gibi Fransa'da liseyi bitirme bu "bakalorya" sınavlarıyla olur. Tanilli'nin de hatırlattığ gibi, bu uygulamanın bir benzeri bizde de yıllar önce "olgunluk" sınavları olarak yürürlükteydi. Söylediğim gibi Tanilli her yıl bu sınavlardaki felsefe sorularını aktarır sadece. Çünkü (kendi sözleriyle), "Bilginin, kültürün kraliçesi" felsefedir. Birçok okur gibi Tanilli'nin her yıl aktardığı "bakalorya" felsefe sorularını ben de merak ederim. Sorular çıkıp geldiğinde de, birçokları gibi beni de hüzün kaplar... ÖSS'yi düşünür, lise öğretiminin içine itildiği çıkmazı düşünür, kültürün ve sınavın "çoktan seçmeli" bir yönteme indirgenmesini düşünür, ve tabii canım sıkılır ve hüzünlenirim... Bu yılki felsefe sorularına gelince. Burada Tanilli'nin aktardığı bilgileri biz de aynen aktaralım: "Fransa çapında üç bölüme ayrılan öğrencilere farklı sorular yöneltildi. 'Ekonomik ve sosyal bölüm' öğrencilerine, seçmeli olarak sorulanlar şunlar: 1- Diyalog, gerçeğe varmanın yolu mudur? 2- Güzelliğe niçin duyarlıyız? 3- Alman filozofu Schopenhauer'in 'İrade ve Tasarım Olarak Dünya' adlı esirinden alınmış bir metnin açıklanması. 'Edebiyat bölümü' öğrencilerine de, yine seçmeli şu sorular yöneltildi: 1- Mutluluk, kişiye bağlı özel bir olgu mudur? 2- Tam (total) bir özgürlük fikrinin bir anlamı var mıdır? 3- İngiliz filozofu Thomas Hobbes'un 'Leviathan' adlı eserinden alınmış bir metnin açıklanması. Son olarak, 'fen bölümü' öğrencilerinden de, şu sorulardan birisini yanıtlamaları istendi: 1- Gerçek, bize mi bağlıdır? 2- İnsan kendi bilincine varmakla, kendine yabancılaşır mı? 3- Alman filozofu Kant'ın, 'Örflerin Metafiziği' adlı eserinden alınmış bir metnin açıklanması." Ve tabii bu arada, öğrenciler tarafından kaleme alınan binlerce sayfa metnin hocalar tarafından tet tek değerlendirildiğini de unutmayın... Görüyorsunuz, insan nasıl hüzünlenmez... Şanslı öğrenciler "diyalog", "güzellik", "mutluluk", "özgürlük", "gerçek", "bilinç" gibi bu dünyada herkese lazim olan kavramlar hakkında birer yazı döşenecekler... Ya bizim çocuklarımız? Onlar bu kavramlar dünyasından uzak tutulmuş; onlar önlerindeki birtakım kutucukları karalamaya mahkum edilmiş; onlar akılsız bir "optik okuyucu"nun esiri kılınmış.... Peki onların da bu genç yaşlarında böyle "soylu" konular üzerine kafa yormaya, metinler kaleme almaya hakları yok mu? Bir ülke, bir toplum işte ancak böyle yoldan çıkar ya da çıkarılır... Kendilerinden "özgürlüğün", "mutluluğun", "bilincin" anlamı ve sınırları hakkında kavramsal bilgiye ulaşması esirgenen bir gençlik ne yapsın istiyorsunuz ki? Yok yok, geriye sağlam bir yol kalmıyor değil: Genç Parti'nin militanı, şakşakcısı, hiç değilse seçmeni olmak! Neyse, çok karamsar da olmayalım: Belki bir gün bu alanda da sabah olur....
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |