AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
İstanbul'un rengine boyanmak

İstanbul ile Van arasında iletişim kurmak, İstanbul ile New York arasında haberleşmekten daha güç ve daha pahalı oldu. Bütün dünyada bir iletişim devrimi yaşanıyor. İletişim alanındaki gelişmelerle, medeniyetler arasındaki savaşta devletlerden daha çok şehirler önem kazandı. Yüzyılların içinden bugünlere gelen şehirler, zamanın derinliklerinden seslenen tarihi eserleriyle, medeniyetlerin açık üniversitelerine dönüştü.

Şehirleri ekonomik, siyasal ve kültürel bütün zenginlikleriyle okumadan, onların rengine boyandıkları medeniyetin derinliklerine inilemez. Bu bağlamda, İstanbul'un Avrasya ekseninde vazgeçilmez bir yeri ve önemi vardır. İstanbul Doğu ile Batı'nın hem savaştığı, hem de barıştığı, iki kıta ve iki denizin odak noktasıdır. O sanıldığı gibi, Asya ile Avrupa arasında bir köprü olmaktan daha çok iki kıtayı rengine boyayan bir merkezdir.

İstanbul Avrasya ekseninde aşkın kültürle bezenmiş şehirlerin başında gelir. İstanbul'a yapılan bir yolculuk, kutsal geleneğin kaynaklarına yapılmış bir ziyarettir. İstanbul Boğazı'nın bir yanı Asya, bir yanı da Avrupa'dır. Batı'sında Atina, Roma, Sofya, Belgrad, Budapeşte, Viyana ve Paris vardır. Doğu'sunda ise, Tahran, Bakü, Şam, Bağdat, Mekke, Kudüs, Buhara, Pekin ve Tokyo yer alır. İstanbul, Asya ve Avrupa'nın dört bir yanına giden yolların kavşak noktasıdır.

İstanbul'da Asya ve Avrupa yan yana birlikte yaşar. İstanbul olmasaydı, Asya ve Avrupa, onun hayat veren renginden mahrum kalırdı. Onun rengiyle boyanan şehirler savaşın değil, barışın şehri olur. Yirmibirinci yüzyılda İstanbul Avrasya ekseninde, geçmişte olduğu gibi, yeniden barışın öncüsü olacaktır. Avrasya'nın geleceği, bütün şehirlerin İstanbul'un rengine boyanmasına bağlıdır.

Dünyanın bütün şehirleri, İstanbul'da kendini bulur. Onun bir yanında Atina ve Roma varsa, bir yanında da Mekke ve Medine vardır. O geçmişte Atina ve Roma'yı kutsal geleneğin ışığında içselleştirmesini bildi. Günümüzde de İstanbul, Brüksel ve New York'u da Kudüs'ün aydınlığında özümseyerek kendi rengini verecektir. Geçmişte nasıl Atina ve Roma İstanbul'da yeniden hayat bulmuşlarsa, bugün de Brüksel ve New York da, onda işlerinin bilincine varacaktır.

İstanbul'un yeni işlerinin bilincinde olan, İstanbul Vakfı, onun Anadolu'nun ışığı olmasının 550'nci yıllının anısına, 550 şair ve yazarın, onunla ilgili, kendi elyazılarıyla bir sayfalık, duygu, görüş ve düşüncelerini içeren bir "İstanbul" kitabı hazırlıyor. İstanbul'u anlatan 550 sayfa ve 550 görüş, İstanbul'un fethinin 550'nci yılında açılan, yeni fetih kapılarını yorumlayacak.

Yeni yüzyılda medeniyetler arasındaki savaşta, devletlerin yerine şehirler geçecek. Şehirlerin savaşı da, cephelerde silahlarla yapılan bir savaş değildir. Şehirler silahlarıyla değil, renkleriyle savaşır.

Her şehrin kendine özgü ana bir rengi vardır.

New York'un rengi Brüksel, Atina ve Roma gibi siyahtır, kan ve gözyaşlarıyla yoğrulur, savaşı simgeler.

İstanbul'un rengi ise, Mekke, Medine ve Kudüs gibi beyazdır. Ümit ve erdemle yoğrulur, barışı simgeler.


29 Haziran 2003
Pazar
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED