|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başörtüsüne özgürlük istediği için ablalarıyla birlikte cezaevine konan Nurcihan Saatçioğlu, önceki akşam tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın ve Tutukevi'nden çıktı. Genç kızı annesi, nişanlısı, arkadaşları ve sivil örgüt temsilcileri karşıladı.
Okullarında uygulanan başörtüsü yasağını protesto ettiği için küçük yaşına rağmen önce DGM'de yargılanan daha sonra 'gösteri ve yürüyüş kanunu'na muhalefet suçundan dolayı ablalarıyla birlikte Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'ne konulan Nurcihan Saatçioğlu, önceki gün iftar saatinde cezasını tamamlayarak tahliye edildi. Saatçioğlu'nu kapıda ellerinde çiçeklerle annesi Hüda Kaya, nişanlısı Fikri Rençber, Mazlum-Der üyeleri ve arkadaşları karşıladı. Mektuplu destek yağmuru Cezasını tamamladığı son günün bir türlü geçmediğini söyleyen Saatçioğlu, "Cezaevi yetkilileri saat 16.00 gibi bırakılacağımı söylemişti. Bende eşyalarımı toplayıp elbiselerimi giyip çıkacağım saati beklemeye başladım. Dakikalar bir türlü geçmiyordu. Cezaevinde geçirdiğim en uzun gün bu son gündü" diyor. Saatçioğlu'nu içeride iken en çok mutlu eden şey yapılan ziyaretler ve ülkenin dört bir yanından gelen destek ve moral mektupları olmuş. Başörtüsüne özgürlük istedikleri için tutuklanarak cezaevine konulduklarını öğrenen pekçok kişinin kendilerine mektup gönderdiğini söyleyen Saatçioğlu, "Hiç tanımadığımız kişilerden çok güzel duygularla kaleme alınmış mektuplar geliyordu ve bunları okumaktan çok mutlu oluyorduk. Öyle ki mektupsuz bir gün bize göre geçmiyordu" diye konuşuyor. Cezaevindeyken kendisine en büyük süprizi ise nişanlısı yapmış. O günü şöyle anlatıyor: "Soyisimlerimiz tutmadığı için nişanlım gelemiyordu. Ama o savcılıktan izin çıkarmış ve bana sürpriz yapmış, görüşe gittiğimde karşımda onu görünce hem çok şaşırdım hem de sevindim. O ise cezaevinde demir parmaklıkların arasında beni görünce duygulandı." Ablalarımı sevk ettiler Üç kardeş olarak aynı koğuşta sadece 10 gün kadar kaldıklarını söyleyen Saatçioğlu, ablalarının ceza sürelerinin uzun olmasından dolayı Konya ve Bandırma'ya gönderildiklerini anlatıyor. İki ayrı şehre yapılacak ziyaretin maddi ve manevi anlamda zorlukları olduğunu belirten Saatçioğlu, ablalarının aynı cezaevine konulması için annesinin Adalet Bakanlığı'na başvurduğunu ve sonuç beklediğini anlatıyor. İftar sofrasında gelen ablamdan ayrılamadım Büyük ablasıyla aynı gün teslim olduğu için birlikte cezaevine girmişler. Diğer ablası İntisar ise daha sonra teslim olmuş. İntisar'ın cezaevine geldiği günün sürpriz olduğunu söyleyen Saatçioğlu, "Ablamın kesinleşmiş cezası vardı ama teslim olacağı günü kesin bilmiyorduk. Bir gün iftar sofrası hazırlarken baktım gardiyan başörtülü birini getirdi, döndüğümde ablamı gördüm ve birbirimize sarılıp uzun süre ayrılamadık. Koğuştaki diğer kadınlar da biz üç kardeşi aynı koğuşta görmekten çok etkilendiler" diyor. On sekiz kişilik koğuşta diğer tutuklulularla olan ilişkilerini ise Saatçioğlu şöyle anlatıyor: "Koğuşta bazı kadınlar iftiraya uğramıştı ve onlar bizim de kendileri gibi haksızlığa uğradığımızı düşünüyorlar ve çok üzülüyorlardı. Bazı tutuklular ise böyle bir olaydan dolayı cezaevine konulmamıza anlam veremiyorlardı." AYŞE OLGUN / İSTANBUL
|
|
|
|
|
|
|