|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkler İslam'la Emeviler döneminde tanışarak, yeni bir misyon ve vizyonla bütün dünyaya yol açıldı. İslam Karahanlıların Orta Asya'da çok sevilen sultanı Satuk Buğra Han'la devletin dini haline geldi ve bütün Türklerin ekonomik, siyasal ve kültürel hayatlarının ana ve değişmez kaynağı oldu. Türklere Anadolu'nun kapıları Malazgirt savaşıyla açıldı. Türklerin Anadolu'da Roma İmparatorluğu'yla hesaplaşması yüzyıllarca sürdü. Karadeniz bölgesi Osmanlı topraklarına 1461 yılında Fatih'in Trabzon seferiyle katıldı. Dünyada ordulardan daha çok örgütlerin savaştığı bir dönemde, Anadolu'nun balıkçılık, arıcılık ve fındıkçılık merkezi Karadeniz Bölgesi yeni fatihler bekliyor. Artık ülkeler Fatih Sultan Mehmet'in döneminde olduğu gibi, ordularla fethedilmiyor. Türkler, daha doğrusu Türk boyları, Asya'nın ortalarından Avrupa'nın ortalarına kadar ordularıyla yürümüşlerdi. Yirmibirinci yüzyılda orduların yerini örgütler aldı. Kusursuz ürün, hizmet ve bilgi üretmesini bilen kurum ve kuruluşlara bütün dünyanın kapıları sonuna kadar açıktır. Hiçbir ülke, ürün ve hizmet üretiminde mükemmeli arayan kuruluşlara ambargo koyamaz, koyarsa önce kendisi zarar görür. Geçen hafta Prof. Dr. Mehmet Alptan'la birlikte programamız, Ordu Belediyesi'nin düzenlediği panelden sonra Ünye'de TGTV'nin toplantısında "Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye'nin Geleceğini" tartışmaktı. Altan Cumartesi günü geri dönmek zorunda kaldığı için, Ünyelilere tekrar gelme sözü vererek, programa katılmadı. Toplantı öncesi ve sonrasında Abdülaziz Keskin, M. Yaşar Sezgül, Nurullah Keskin, H. İbrahim Özkan, İsak Sözen ve Taner Ulusal'la dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye'nin sorunlarını uzun uzun tartıştık. Milleyet'ten Şaziye Kırıklı ve Eylem Türk gazetenin pazar günü yayınlanan ekinde Prof. Dr. Sabahattin Zaim, Dr. Mustafa Özel ve benimle görüşerek, Türkiye'de İslam'ın değerlerine bağlı girişimcilerin sorunlarını ve çözüm yollarını ele aldı. Din ve ekonomi bütün ülkelerde her bilim dalının ilgi duyduğu iki ana alan olmuştur. Marx, ekonomi belirleyicidir, derken, Weber din belirleyecidir, demiştir. Son yıllardaki gelişmeler dinsiz, daha yerinde bir deyişle değersiz ekonomi, ekonomisiz de din ya da değer olmayacağını gösterdi. Marx değil, Weber haklı çıtı. Soğuk Savaş döneminin kavramları gibi, ekonomi teorileri de bugünün sorunlarını çözmek de yetmiyor. Dayatmacılıkla noktalanan Kominizm gibi, Emperyalizm de doruk noktasına ulaşan Kapitalizm de öldü. Eskiden Ekonomi biliminin ahlaktan bağımsız, ahlak dışı bir biçim olduğuna inanılırdı. Soğuk Savaş sonrasında hiçbir alanın dinden, ahlaktan ve değerden bağımsız olmadığı bir daha görüldü. Giderek şefkatlaşan dünyada, faaliyet alanı ne olursa olsun, bütün kurum ve kuruluşların en büyük sermayesi iş ahlaklarıyla birlikte dürüstlükleridir. Müşterilerini aldatan kuruluşların uzun ömürlü olmaları mümkün değildir. Karadeniz gibi, Türkiye'nin bütün bölümleri yeni Fatihler bekliyor. Yeni Fatihlerin girişim ve başarılarının kaynağı dürüstlükleridir. Dünyanın hiçbir yerinde ahlaksız ve yalancı kurum ve kuruluşlara yer yoktur. Her dönemde şirketlerin zarar etmesi onları yenilikçi olmaya zorlar. Bir şirketi zarar etmesi değil, sahtekarlık yapması yıkar. Dünyada insanlar ister üretici, isterse tüketici olsun, zarardan önce aldatılmaya isyan eder. Kuruluşlarda ortaklar zarara katlanır, ancak yalancılığa katlanamaz. Türkiye'yi her alanda dünyaya, şeffaf, dürüst, ilkeli kurum ve kuruluşlar açacaktır. Yeni Fatihlerin en büyük güç kaynağı hilesizliktir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |