|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Beş gün arayla, aynı anda, iki ayrı yerde patlama. 50'nin üstünde insanın ölümü: Fail-i aslî hazır: İslamî terör! Behey ebleh ve zırtapozlar gürûhu... Bilmezler mi, Hz.Ebu Bekr (r.a.),Usame kumandası altındaki İslam ordusunu sefere gönderirken, Ürdün ve Filistin bölgesinde, dikkat etmeleri gereken dört ana usnuru dikte ettirmişti: l) Yolda karşılarına çıkan kadın ve çocuklara dokunmayacaklardı. 2) Yaşlı ve bir köşeye çekilmiş, ibadetle meşgul ruhanilere saygı göstereceklerdi. 3) Dînî yapılara dokunmayacaklardı. 4) Asla ağaç kesmeyecek, odun yapıp yakmayacaklardı. Şimdi sormak gerekir: Böyle bir örf ve dînî terbiyeden gelen Müslümanlar'ın "torunları" acaba terörist olabilir mi? Değil insanı öldürmek, ağaca bile dokunmayı yasaklayan bir dinde, masum insanlara saldırmayı, kadın ve çocukları telef etmeyi, ibadethaneleri kundaklamayı ve eman dileyen başka bir ülkenin "elçileri"ni, imhaya yönelik girişimlerin, hele mübarek ayda vuku bulması tasvib edilir bir yanı olamazdı. Bir avuç sergerdenin, İslam'a olan kin ve düşmanlıkları eseri "el-Kaide" adlı bir "Arap kökenli örgüt"ten tevahhuş ederek İslam'a saldırması ve Müslümanlar'ı "insan katili" gibi gösterme çabası, affedilir bir tavır olamazdı. Hem de, bunun ana dayanağını teşkil edenlerin çoğunluğunun "içimizdeki beyinsizler"den olması da manidardır. Velev ki, bunlar iddia edildiği gibi, Vehhabî kökenli veya Arapçılık militanları iseler, ne diye kendi ülkelerinde veya, tasvip etmedikleri "Suudî-Amerikancı yönetimler" karşısında aynı tavrı almazlar? Veya sormazlar mı, Mısır'daki yönetim, çok mu İslamî? ABD'den milyarlarca dolarlık hibe alıp İsrail'le paylaşan şu "mübarek yönetim" çok mu İslamî ki, onlara karşı bir tek suikast girişi olmuyor ve Kıpti azınlık ve gayr-ı müslim unsurlar Kızıldniz'den ta Fas'a kadar bütün Kuzey Afrika'yı istila etmişken, ne diye, tabansız ve kaidesiz bir örgüt olarak beş gün ara ile, İstanbul'da terör eylemine girişmiş olsun? Bırakın, Cezayir, Fas veya Libya'yı, Tunus ne güne duruyor? Orada, kadınların 60 yaşın altındakilerin sokakta baş açık ve kuaför çıkışlı görüntülerle, gezme özgürlüğü (?) var... Saldırılar Arap kökenli olduğuna göre, ilk önce Araplar'ı Batılı ve Amerikancı sermayeden kurtarması ve Petro-Dolar'ların fakir Arap halklarının refah ve geçimi için harcanması çabalarına öncülük etmesi gerekmez miydi? Yoksa, bu işte bir acayiplik olduğunu farketmeyen yerli kalemşorlar ile iktidara muhalif, sandık mağduru siyasiler ülkenin içinde bulunduğu bu elim vaziyet karşısında, hâlâ AK Parti iktidarının başarısını kıskanmaya varacak bir müzmin hastalıkları mı depreşti? Bu patlamalar sonucu, içten içe, "Oh olsun!... 59. Hükümet başarılı olmasın, ülke yeni kaoslara sürüklensin, ayrılıkçı güçler çesaret bulsun, üniter yapı üzerinde tartışmalar yoğunluk kazansın" yollu hesap ve beklentileri mi var ki, bu ülkenin kahir ekseriyeti Müslüman olduğu halde İslam'ı bir terör ve baskıcı inanç sistemi olarak göstermede, sokaklarda akan kanı da bir "seçim ve geçim sermayesi" olarak kürsülerde ve sütunlarında ilan ediyorlar.? Bir Başbakan ki, terörün her türlüsünü lanetler ve ayaklar altına aldığını ifade ederek hertürlü kararlılık ve devlet adamlığı celadetini gösterirken bile, birtakım zıpır ve sıfır değerde siyaset ve kalem erbabının insanı zıvanadan çıkartan beyan ve yorumları dışardan destekli terörist eylemciler kadar, kin ve nefret uyandrırmaktadır... Yoksa bu ülke, çok büyük badireler atlatarak bu günlere geldi. Vahhabi ayaklanması ile, Mekke ve Medine ile, Hicaz bölgesindeki isyancıların Beytullah'ı yerle bir etme girişimlerinde kutsal toprakları "güruh"tan temizleyen bizim atalarımızdı. Yemen isyanları ile Ortadoğu Arap-İngiliz işbirliğinde çekirge ve ot yiyerek Beytullah'ı ve kutsal emanetleri koruyan kimlerdi? Şimdi de, "Büyük Şeytan" karşısında mücadele verdiği iddia eden örgütler, eğer "Arap kökenli" ise, önce içlerindeki "küçük küçük şeytanlar"dan işe başlamalıdırlar. Yoksa Türkiye'deki yönetim ve siyasal iktidar, bin yıldrır bu topraklarda hüküm süren "fatih ve fetih" ruhunu ihya etmenin cehd ve gayretini göstermektedir. Ekonomisi düzelmeye doğru gitmiş, enflasyon giderek düşmeye başlamış, iç barış sağlanmış, yasalar çağa uydurulup, Batı ile yarışacak bir konuma gelmenin cesur adımlarını atmış bir iktidarın, milletin önündeki engelleri aşmaya başladığı bir zamanda, bu terör olayı, çok iyi düşünülüp, kimden geldiği ve kimin ihaneti ile kapımıza kadar gelip kanımızı akıttığını hesap ederek yol almalıyız. Aksine, ne "Layd Marksist"lerin yorumları ve ne de dinsiz ve densiz kalemlerin borazancılığı ile bir yere varabiliriz. Türkiye büyük bir devlettir. Sorunları da büyüktür. Haliyle düşmanları da büyük olacaktır. İleriyi görenler büyük düşündükçe, düşmanları çatlatırcasına, Türkiye için büyük işler yapacaklardır. Bundan emin olunuz!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |