|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kötüyle iyinin, zenginle yoksulun, zeki ile olmayanın ve güçlü ile zayıfın saflarını ayırdeden görünmez bir 'davranış belirleme kuralları' vardır insanlığın, o hiç de soylu olmayan ilişkiler arenasında. Eğlenmek mefhumunun değişmez tek faktör sayıldığı devasa oyun bahçesindeki çocuklar gibidir herkes, incelikli taktikler geliştirir karşı 'taraf'ın acemiliklerine birer birer, daha da olmadı başka başka şeyler, öyle ya herkes oyunun kazananını sever. Durumu eğlenceye elverişli olanlarla olmayanların insanlıkla yaşıt kalıplarla ayırd edilerek, ötesinden berisinden tutunacak bir yer bulamayanları çizginin dışına fırlatan bir çemberin önüne geçilemez düzeneği gibidir bu arena. Öyle ki, ağzının payını almış kural tanımazlar, and içerek bundan böyle komik olmaya ve oyuna kabul edilme isteğini eğlenceyi kutsayarak yineleyene dek. Yedek olmaması gerekir insanın çünkü, yedek nihayetinde tek...
Konuşanı değil, susanı tutmak
Birer birer hayatın küçük aksi sedaları sayılabilecek show programları da, işte insanların en çok kendi olan hallerini sunar izleyenlere. Ve 'her şey zıddıyla kaimdir' ilkesi gereğince, bir skandalın kahramanı olabilme başarısını gösterebilmiş, adı ortalığa dağılmış, konuşulacak bir orijinallik gösterisine imza atmışlarla, işte sadece ve sadece bu eksikliklerinden ötürü 'hiçkimse' durumunda kalakalmışların, o kadim farklılığını söyler herkese. Biri 'anlatılamamış bir gerçek' gibi durur koltuğun kenarında saatlerce, diğeri bangır bangır gözünüze sokulur yani işin pratiğinde... "Show Programları Genel İdare Merkezi Kullanma Kılavuzu" böyle söyler işte, sözü olmayan konuşmalı genellikle, diğeri yetim bir vesikalık gibi durmalı ekranın bir köşesinde. Yine de, "formatı icabı" olmaktan öteye geçen bir şeyler vardır 'showcunun', 'acaba daha enteresan ne bulabilirim?'lerle fıldır fıldır dolaşan sözlerinde. 'Daha çok gülünebilir mi?'nin peşinden giden kelimelerinde. Daha fazla bir şeyler, 'önemsiz' ilan etmeler.
Sen bir şarkı söyle bakalım
Sevgilisiyle Esra Ceyhan'ın sunduğu gözüyaşlı kuşak programında nişanlanarak 'gündeme bomba gibi düşen(!)' Safiye Soyman'la, hafif şen şakrak komiklikler yapılırken diğer konuklara şarkı söyleme görevi düştü önceki hafta yayınlanan Zaga'da. Neşeli şarkıcı Safiye Soyman'ın anlamazlığa vurduğu hafif yollu aşağılamalarla, bol bol gülme ve 'acayip derecede eğlenme' durumları vardı yine Okan Bayülgen'in programında da, türdeşlerinde olduğu gibi. Neşeli olmak lazımdı çünkü, ağırlığı kaldıramayacağı için hayat. Programın 'yedek' konukları Cem Karaca ve Kıraç'a gelince, komiklik seanslarından sıra geldikçe 'sen bir şarkı söyle bakalım'larla söz verildi 'başarılı konuk' olmak için, başarılı bir sanatçı olmanın yetmeyeceğini bilmiyor gibi duran misafirlere. Hakikaten ne dersiniz? Show seyredilmez miydi Safiye Soyman gelmese?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |