|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
“Fazla merak zararlıdır” derler, ama huyum kurusun, kafama bir şey takıldı mı arkasını bırakamıyorum. MGK genel sekreteri Org. Tuncer Kılınç’ın Brüksel konuşması üzerinde dururken, “Avrupa’da dinî örgütlenme” konusu kendiliğinden karşıma çıktı. Dün burada okudunuz: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın dinî örgütlenmeleri, 1980’lerden itibaren, Org. Kılınç’ın genel sekreteri olduğu MGK tarafından yapılmış... Dışişleri bakanı Abdullah Gül’ün, büyükelçilere gönderdiği, “Yurtdışındaki vatandaşlarımızın örgütleriyle ilgilenin” genelgesi, içerisine Milli Görüş ve Fethullah Gülen ile ilgili derneklerin de girdiği anlaşılınca, eleştiri konusu yapıldı. Sonra ne öğrendik? Meğer, Org. Kılınç’ın Almanya, Belçika ve Avusturya’da düzenlediği toplantılara katılanlar arasında Milli Görüşçüler ile Fethullah Hoca’yı sevenler de varmış... Dışişleri bakanlığının, başında şimdi AK Partili biri bulunduğu için, ‘yurtdışı dinî örgütlenmeler’ ile ilgilendiğini sananlar çıkabilir. Hayır. Dışişleri bakanlığı en başından beri bu işin içinde tutuluyor. Gül’ün imzasını taşıyan genelgeye benzer yazışmalar eskiden beri yapılıyor. ‘Tanksız Topsuz Harekât’ adlı kitabından (Tekin Yayınevi) söz ettiğim gazeteci Fatih Güllapoğlu, MGK’ya bağlı Toplumla İşbirliği Başkanlığı’nı (TİB) araştırmak üzere geldiği Ankara’da başka görüşmeler de yapmış. Konuştuğu kişilerden biri, kendisinin ‘gerçek devlet adamı kişiliği ile tanınan bir politikacı’ diye andığı biri. Politikacı şunları anlatmış Fatih Güllapoğlu’na: “Yurtdışı gezilerine çıktığım zaman, âdetimdir, o ülkelerdeki büyükelçilerimizi de ziyaret ederim. Bir Avrupa gezim sırasında Hollanda’daydım. Oradaki büyükelçimiz, bana, din konusundaki bir örgütlenmeden bahsetmişti. O kadar dikkatimi çekmemişti. Ama Hollanda’dan bir diğer Avrupa ülkesine geçtiğim zaman, o ülkedeki büyükelçimiz de aynı şeyi söyledi ve ben o zaman bunun Ankara’dan, yani dışişleri bakanlığından büyükelçilikler ve konsolosluklarımıza ‘tâlimat’ olarak verildiğini anladım.” O politikacıdan aldığı bilgiyi tanıdığı bir diplomata doğrulatmış yazar (s. 107). “Avrupa’daki tüm büyükelçilikler ve konsolosluklarımıza tâlimat verilmişti. Tâlimat gereğince bunların kuruluşu ve örgütlenmesi için yardım gösterilecekti. Nitekim yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor.” Şunu da eklemiş diplomat: “Cami ve dernek örgütlenmeleri için Türkiye’den subayların geldiği doğrudur.” Ne öğrendik şimdiye kadar? Yurtdışındaki dinî örgütlenmelerin, bazı subayları Avrupa’ya gönderen MGK eliyle ve diplomatik temsilcilerin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini... Konunun bugünle ve Ak Parti ile bir ilgisi yok yani. Abdullah Gül de, “İşbirliği yapın” genelgesi gönderen ilk dışişleri bakanı değil... İşçilerin dinî örgtlenmeleriyle çok yakından ilgilenmiş bir politikacı var; ama sandığınız gibi Ak Partili veya SP’li biri değil bu politikacı. Adını yazdığımda, eminim, şaşıracaksınız: Mesut Yılmaz... ANAP’ın eski liderinin hayatını ‘Hanedanın Son Prensi’ adıyla kitaplaştıran (Ümit Yayıncılık) gazeteci Faruk Bildirici, Yılmaz’ın henüz devlet bakanı sıfatını taşıdığı dönemde “Avrupa’daki dinî örgütlenme” konusuyla ilgilendiğini yazıyor. Mesut Yılmaz yakın arkadaşı Necdet Basa’yı konuyla ilgilendirmiş. Basa, TİB’den bir albay ile birlikte bir rapor hazırlamış. 230 sayfalık rapor MGK TİB Başkanı Tuğg. Doğan Bayazıt’ın onayından da geçmiş... Bildirici, ‘gizli’ olduğunu söylediği planın adını da veriyor: ‘Huzur Planı’... Devamını ‘Hanedanın Son Prensi’nden okuyalım (s. 112): “Gizli planın uygulanması için Almanya pilot bölge seçildi. Bakanlığın bünyesinden, Almanya’da eğitim görmüş, oraları bilen 10 kişi bulundu. Onlar Almanya’nın çeşitli bölgelerine çalışma ataşeleri olarak atandı. Öncelik, Almanya’daki vatandaşların problemlerine verildi.” Yurtdışında yaşayan insanlarımızı ‘dindarlaştırmak’ amacıyla başlattığı bu çalışma sırasında, Mesut Yılmaz, farklı ilişkiler kurma fırsatı da bulmuş. “Huzur Planı” diyor Faruk Bildirici, “Yılmaz’ın askerler ve MİT ile ilişkisini geliştirmesini de sağladı. Sonradan MİT Müsteşarlığı’na atanacak olan MGK Toplumla İlişkiler’in yeni başkanı Tuğg. Teoman Koman sık uğrardı bakanlığa.” ‘Huzur Planı’ raporu yazarı albay ise çat kapı girermiş Yılmaz’ın odasına: “Çoğu kez üniformasız gelir, ‘Mesut Bey içerde mi?’ der, özel kalemin yanıtını beklemeden içeri dalardı. O kadar yakındı Yılmaz’a...” Huzur Planı’nın ikinci aşamasında televizyon da varmış; TRT-INT o planın gereği kurulmuş. Bbağımsız bir tv projesinden de söz ediyor Faruk Bildirici: “Sivil işadamları aracılığıyla kurulacak olan bu televizyon, bir enstitü ile birlikte faaliyet gösterecekti. Televizyonun kuruluş biçimi yıllar sonra Ahmet Özal’ın sahibi olacağı İnterStar’ınkine epeyce benziyordu.” İnterStar, ‘Magic Box’ adıyla kurulduğunda, epey bir süre, Almanya’dan yayın yapmıştı... Merak bu ya: MGK kendi planına şimdi neden karşı çıkıyor? NOT: “Büyükelçilikte yobaz kavgası” başlıklı haber (24 Nisan 2003) Hürriyet internet sitesinin birinci sayfasında yok; ama site sorumlusu Arzu Çakır’ın uyarısı üzerine ‘Dünya’ sayfasında yerli yerinde durduğunu gördüm. İlgilenenlere duyururum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |