|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Haber nasıl yazılır? Böylesine 'ilgisiz' bir sorunun aklıma nasıl takıldığını sormayın; Kulis'i okuyup bitirdiğinizde yazdıklarımın ne kadar 'ilgili' olduğunu anlayacaksınız nasıl olsa. Son zamanlarda tartışma gündemine tırmanan neredeyse her konu gazetecilerin 'haber yazma biçimi' ile ilgili çünkü... Ustalar çıraklarına, hocalar öğrencilerine haberin nasıl yazılması gerektiğini kabaca şöyle anlatırlar: "Eline geçen bir belge, teftiş raporu, mahkeme kararı hareket noktan olur; ya da güvenilir bir kaynak... Ancak, 'yalanlama' yemek istemiyorsan, üzerinde 'çok gizli' damgası bile bulunsa belgeni, seni hiç aldatmamış bile olsa kaynağını bir başkasına doğrulatmaya çalış..." İyi muhabir bir zamanlar böyle davranırdı; devran değişti, haberler şimdilerde başka türlü yazılıyor. Sadece bizde değil, itibarına en düşkün gazetecilerin yaşadığını sandığımız ABD'de, bütün haberlerin ince elenip sık dokunduğunu sandığımız New York Times (NYT) gibi bir gazetede bile... NYT bir aydır skandal odağı... Jason Blair adlı genç bir muhabir görüşerek yazdığı hissini verdiği bir haberini evinden hiç çıkmadan kaleme almış. Haberde kullandığı görüşmeleri ise, kimsenin nasılsa okumadığını sandığı küçük bir yerel gazeteden yürütmüş... Yerel muhabir "Eserim çalındı" diye itiraz edince çıktı ortaya skandal... Meğer, Blair, NYT'da çalıştığı süre içerisinde imzasını attığı 70 kadar haberin yarısında aynı yöntemi uygulamış: Kaynaklarını ya uydurmuş, ya da başkalarının çabalarının üstüne yatmış... Haber Jason Blair yöntemiyle de yazılabilir... "Basılabilecek her haber" sloganını kullanarak basında üstünlük iddia eden NYT, tam Jason Blair'in açtığı yarayı iyileştirmekle meşgulken, bu defa Pulitzer ödüllü bir başka habercisinden darbe yedi. Ödüllü Rick Bragg da, haberlerini başkalarının emeğini çalarak kotarırmış meğer... Hiç değilse bir haberinde öyle davrandığı anlaşılınca, gazete yönetimi, Bragg'ı iki hafta zorunlu izne gönderdi... Haber, Bragg'ın "Bunu herkes yapıyor" dediği ödünç el katkısıyla da yazılabilir... Bazen 'güvenilir' olması beklenen bir kaynaktan alınan ve doğrulatma ihtiyacı duyulmadan yayına konulan haberler de yazılabiliyor. Tıpkı, Genelkurmay başkanı Org. Hilmi Özkök'ü basın toplantısı yapmaya zorlayan "Genç subaylar tedirgin" haberi gibi... Haber, Org. Özkök'ün aktaracağım ifadelerinden anlaşılacağı gibi, Blair tarzı masa başında uydurulmamış... Ya da Rick Bragg usulüyle bir başkasının emeğine de dayanmıyor... Basın toplantısında şöyle demiş Genelkurmay başkanı: "Bunun bir haber kaynağına istinat ettiği âşikâr. Kerâmeti kendinden menkul bir kaynak. İki kişi arasında başbaşa yapılmış bir konuşmayı her nasılsa sanki dinlemiş gibi haberi almış ve değerli gazetecimize ulaştırmış. Bunu yazan yazarımızın önem ve konumunu da dikkate aldığımız zaman bu kaynağın önemli bir kaynak olduğunu da değerlendiriyorum. Ancak hemen vurgulamalıyım ki, yanlış olmaktan öteye yalan ve maksatlı bir haber." Tanışmadığımız için kişisel bir tespitim olamaz; ancak başına geleni böylesine dolaylı ve kibar ifadelerle anlatan kişinin 'nâzik biri' olduğuna hiç kuşkum yok. Sonuçta kendisinin 'görevini iyi yapmadığı' anlamı çıkan bir tartışmayı başlatan 'haberi' böylesine ifadelerle yalanlıyor... Biraz sonra "Lânetliyorum" diyeceği kişiler için kullandığı övücü sıfatlara dikkat çekerim... Haber, hatırlayalım, Genelkurmay başkanı Org. Özkök'ün Başbakan Tayyip Erdoğan'ı ziyareti sonrası çıkmıştı. "İki kişi arasında başbaşa yapılmış bir konuşma" olduğunu vurguluyor Org. Özkök... Böyle bir konuşmanın 'iki' kaynağı olabilir: Ya başbakan, ya da kendisi... Kaynağın kendisi olmadığını biliyor, başbakanın olamayacağını da akıl yürüterek çıkartıyor... Org. Özkök, haberin Jason Blair yöntemiyle yazılmadığının da farkında... En ilginç yönü şu: "Yanlış olmaktan öte yalan ve maksatlı" dediği haberin, evet sanıyorum sizler de aynı düşüncedesiniz, kaynağını da biliyor Org. Özkök... Ya, 'yalan ve maksatlı haber' hükümet lehine sonuç verecek tarzda bir haber olsaydı? Sizler unutmuş olsanız bile, geçen MGK toplantısı sonrası, ilkin bir gazetede çıkıp sonra bazı yorumcularca büyütülmek istenen "Ama siz de kendi kadronuzla çalışıyorsunuz; Edip Başer yerine Aytaç Yalman'la çalışmayı yeğlediniz?" cümlesinin içinde yer aldığı 'tehlikeli haberi' ben unutmadım... Birkaç yazar, Başbakan Tayyip Erdoğan'a atfen yayımlanan o cümlenin MGK'da söylenmediğini öğrenince, "Bu haberi hükümet çevreleri sızdırdı" yorumunu yapmıştı. Daha dün, bir gazetede, "Ama hükümet de asılsız haberler yayıyor" cümleli bir yazı okudum... Oysa, daha önce burada yazdım, "Devletin iki kurumu, iki önemli yetkilisinin arasını açmayı amaçlayan bu haberin kaynağını öğrenmek için soruşturma açılmalı" diye ısrar da ettim. Şimdi bir başka iddiam var: Tayyip Erdoğan'ın ağzına yakıştırılan cümleyle ilgili haberi de, Org. Hilmi Özkök'ü basın toplantısı yapmaya zorlayan "Genç subaylar tedirgin" haberini de aynı kaynağın pazarladığını düşünüyorum... Tahminler doğruysa ve Org. Özkök 'lânetli' asılsız haberi kimin yaydığını biliyorsa, 'kaynak' ile ilgili olarak ne yapmayı düşünüyor acaba? Bir şey yapması gerekmiyor mu?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |