AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
O'nu özlüyoruz

Özal, Türkmenlere, Kürtlere ağabeylik yapmamız lazım derdi. Türkmen meselesini de ilk o getirdi. Talabani ve Barzani le ilişkiler onun döneminde başladı. 1994'ten sonra ABD bizi devreden çıkardı. Şimdi hasım olarak çıkarılıyor bu adamlar karşımıza.

  • ENGİN GÜNER:
    Merhum Cumhurbaşkan Turgut Özal'ın Özel Kalem Müdürü
    Özal'ı çok özlüyoruz. Çok geniş vizyon sahibi, 20-30 yıl ilerisini görebilen bir insandı. Risk almasını seven yapıda bir devlet adamıydı. Ölçülü bir risk taraftarıydı. Özellikle dış politikada bunun yapılabileceğini biliyordu. Atatürk ve Menderes dönemlerini dışarda tutarsak bu politikayı uygulayan ender insanlardan biridir. Türkiyenin bulunduğu yer itibariyle stratejik yerde olduğunu söyler, bunun kullanılmaması halinde bir işe yaramayacağını düşünürdü. "Bunun da bir takım riskleri var" der, akıllı politika yapılmasını isterdi. Daha o yıllarda pek çok şeyi görmüştü. Bugün olsaydı ABD ile ilişkileri bozmazdı, bir şekilde koalisyonun içinde yer alırdı. Aktif politika izlerdi. Masada yer almak için çalışırdı. Çok iyi bir patrondu. İnsan seçmezdi, bürokrasiye hiç dokunmadı, mevcutları kendine uydurdu. Ama yakın çevresinde bilhassa kafasına güvendiklerini seçerdi. Seçtiklerine tam bir güven duyardı, yaptı mı etti mi diye bakmazdı,

    Statükocuları sevmezdi

    Yapmacık değildi, içtendi. Bir çocuğu kucağına aldığı zaman kendi çocuğu gibi severdi. Olumlu, pozitif bir insandı. Kimsenin kalbini kırmazdı. En çok kızdığı insan tipi statükoculardı. Onlara örümcek kafalı, Saddam'ın cumhuriyet muhafızları derdi. Statükoyu aşamamaktan yakınırdı. Basından şikayet eder, ama aldırmazdı. Düzeltme bile yapmazdı. 'Ne düzelteceksin, aldırmayın, işimize bakalım' derdi. Özellikle dış politikaya ve ekonomiye öncelik verirdi. Türkiyenin bir değişim sürecine girdiğini, ancak bunun yarım kaldığını düşünürdü. Bu nedenle 2. Değişim Programını hazırladı. Bu proje devletin yeniden yapılandırılmasını içeriyordu. Asıl iş bu diyordu. Partiye olan hakimiyetini kaybetmişti, ANAP'ı kendisinden sonra içine düştüğü durumdan üzülüyordu. Son zamanlarda çok üzgündü, ama sebebinini tam olarak bilemiyorum .

    Kürtler kardeşlerimiz

    Özal olaylara değişik açılardan bakardı. Kıbrıs'ı çözmek istiyordu, ama ver kurtul mantığıyla değil. Türkiyenin en avantajlı olduğu bir dönemde çözmek isterdi. ABD ile ilişkilerinin çok iyi olduğu bir dönemde Kıbrıs meselesini, dörtlü konferans yoluyla, yani Rum-Yunan, Türk-KKTC arasında, ABD'nin gözetimi altında çözmek istedi, olmadı. Kuzey Irak konusunda da farklı bir yaklaşım sergiledi. Kürtlere bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız derdi. Türkmenleri Kürtlere sahip çıkmamız, ağabeylik yapmamız lazım derdi. Türkmen meselesini de ilk o getirdi. Muzaffer Arslan'ı ben tanıştırdım Özal'la. Türkmenler adeta unutulmuştu. Saddam'ın gitmesini, bölgeye barışın gelmesini istiyordu. Talabani ve Barzani le ilişkiler onun döneminde başladı. Bunları bırakmayalım derdi. 1994'ten sonra ABD bizi devreden çıkardı. Şimdi hasım olarak çıkarılıyor bu adamlar karşımıza. Özal onları yönlendirmek istiyordu. Milli çıkarlarımıza uygun hale getirmeliyiz derdi. Ben zenginleri severim lafı, pek çok lafı gibi çarpıtıldı. İzmirde bir gün cuma namazı kıldık, biraz içerde oturduk, orada anlattı, "Ben zenginleri severim" cümlesi miskinleri sevmem çalışanları severim anlamında söylediğini ifade etti, ben de "neden düzeltmiyorsunuz" dedim "Ya bırak isteyen istediğini söylesin biz işimize bakalım" dedi.

    1. Bölüm: Sivil, dindar ve demokrat
    2. Bölüm: Son ana kadar çalıştı

  • 19 Nisan 2003
    Cumartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu

    Abdullah Muradoğlu


    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED