AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Merkez için karar vakti...

Bu ülkede siyasi partiler, aktörler, kişiler "esas"tan önce "usûl"ü önemsemeyi öğrenirlerse, "söz ve eylemlerin doğruluğunu-yanlışlığını" tartışmadan önce, "hukuki meşruiyetini" tartışmaya girişirlerse, hükümetler yetkisini aşanlar karşısında "sinmek" yerine onları "görevden alma cesareti" gösterebilirlerse, bilin ki o gün Türkiye AB'ye girmekten daha büyük bir iş becermiş olacaktır...

Aslında demokratik rejimler, demokrat zihinler için son derece sıradan işlemler, kendiliğinden tavırlardır, bunlar. Ama bizde ne yazık ki hala beklenti, temenni düzeyinde kalıyorlar.

Ama bu doğaldır...

Çünkü bu ülke, "devlet"in hukuk, "çıkar"ın "kural", "esas"ın "usûl" üzerine tahakküm kurduğu; ilkelerin milli, dini, etnik, siyasi, cemaati faydalara göre durmaksızın yenilendiği; dolayısıyla kaba güç ilişkilerinin at koşturduğu bir siyasi kültür tarafından kuşatılmıştır.

Böyle oldukça temel tercihlerde siyasi yönlendirmeyi toplum ve siyaset değil, devlet yapar, açıkçacısı devletin içindeki askeri bürokrasi yapar. Kah gündem belirler, kah gündemi kontrol eder, kah krizleri takip eder, kah yükseltir.

Org. Kılınç'ın girişimleri, 23 Nisan krizi, 30 Nisan MGK toplantısı öncesinde yaşanan tedirginlik de tam olarak böyle bir duruma işaret ediyor.

Denebilir ki bu kez askerin arkasında esaslı toplumsal ve siyasal aktör, sınırlı da olsa meşruiyet ve destek yok gibi görünüyor ve sorun daha kolay aşılabilir gibi duruyor. Üstelik bunu biz de söylüyor ve umudumuzu bu nedenle koruyoruz. Ancak yine de temkinli olmak gerektiğini biliyoruz.

Askerin 23 Nisan çıkışına mesafeli duran bazı basın gruplarının dün itibariyle "atamalar ve kadrolaşma"ya dayanan manşetlere yönelmeleri hayra alamet değildir. Nitekim bu tür gelişmeler genellikle bir sürecin başını oluştururlar, ardından çeşitli vesilelerle derinleştirirler.

Endişe ortada...

Asker-sivil geriliminin artması, yeni bir askeri vesayet uygulaması ya da görüntüsünün doğması, Türkiye'nin AB ile 2004 randevusunu tümüyle boşa çıkartacaktır. MGK Genel Sekreteri'nin yaptığı konuşma ve açıklamalar, yaşanan sürecin işlevi açısından böyle ihtimali ya da sonucu ciddi olarak akla getirmektedir.

Üstelik 2004 tarihi yaklaştıkça AB tarafı ülkedeki kronik sorunun özüne yaklaşıyor; MGK'daki sivil üyelerin artırılması gibi göstermelik reformların dışında devlet kurul ve işleyiş açısından sivilleşmesini bir talep olarak dile getiriyor.

Bu koşullarda AB ile ülke arasına mesafe koymak isteyen kesim ve kurumlar için "askeri vesayet oyunu"nun tekrar sahneye konması ciddi bir koz haline gelmekte, muhtemelen AKP bu niyetlere vesile edilmektedir.

Bu kez, rotasını askerin gücüne göre ayarlayan RP, AKP gibi toplumsal çevre temsilcileriyle kültürel ve ekonomik nitelikli husumeti hep canlı tutan medyadan sermayeye merkez kesimler için, ipler kopma noktasına gelecektir.

Ya Türkiye bu kesimlerin açık ya da gizli olarak destekleyecekleri, en azından boyun eğecekleri askeri vesayet üzerinden AB'den kopacaktır. Ya da bu kesimler AB üyeliği için askeri vesayete ve harekete geçirdiği süreçlere karşı duracaklardır. Bunu yaptıkları oranda toplumla, siyasi iktidarlarla ilkesel bir işbirliğine gideceklerdir.

Bu kez kararı toplum ve toplumun etkin kesimleri verecektir...

Merkezin kendisini kandırma imkanları artık sona eriyor.

Toplumsuz, siyasetsiz değişim umutları, devlet eliyle değişim beklentileri tuzla buz olmaya aday.

Şu iyice kanıtlandı ve şimdi tekrar kanıtlanmak üzere:

Milli güvenlik ideolojisi etrafında örgütlenmiş devlet kurumları ve mevzuat, siyasi partilerden gelse bile asayiş mantığı dışındaki her tür politika ve tartışmayı hedef alır. Ve bu çerçevede, bugünkü gibi ciddi değişim dönemlerinde, değişimi siyaset değil devlet taşır, değişim devlet tarafından taşındığı oranda, değişimden çok milli güvenlik ideolojisini tehdit eden değişim girdilerinin bertaraf edilmesi çabası ve çatışmaları öne çıkar.

Evet, merkez sermayenin, merkez medyanın, merkezi kültür çevrelerinin ikili oyunları bırakıp ellerini taşın altına sokma ve gözlerini topluma çevirme vakti geldi.

Aksi takdirde paralarıyla, güçleriyle, siyasi ütoplarıyla önce onlar eriyeceklerdir...


29 Nisan 2003
Salı
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED