AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

G Ü N D E M
DSİ böyle soyulmuş!

DSİ ihalelerinin partizan işadamları grubuna peşkeş çekilerek devleti trilyonlarca kayba uğratan uygulamalar rapor haline getirildi. Raporda keşif artışlarına dair çarpıcı örnekler var.

EKSİK ve yeterli inceleme yapılmamış olan projeler çeşitli ülkelerarası işbirliği formülleri ile bir gecede dağıtıldı ve hiç yapılmayacak projeler Hazine'ye trilyonlarca yük getirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı DSİ'de önceki hükümetler döneminde uygulanan ihale sistemi ve verilen ihalelerle ilgili iddialar, Bakanlık'ta görev yapan bazı bürokratlar tarafından rapor haline getirilerek ilgili makamlara gönderildi. AK Parti'nin iktidara geldiği günlerde hazırlanan raporda, ihalelerin nasıl alındığı, nasıl bir süreç işletildiği, nasıl fazla masraf gösterilerek devletin kaynaklarının partizan işadamları grubuna peşkeş çekildiği tüyler ürperten örneklerle detaylı bir şekilde anlatılıyor.

İşte tüyler ürperten rapor

DSİ Genel Müdürlüğü, şimdiye kadar, yapmış olduğu uygulamaları ile Türkiye bütçesinden direkt ya da dolaylı olarak en büyük payı alan kurumların hemen hemen en önünde gelenlerden biridir. Ayrıca en kapalı kalmayı başarmış kurumların da başında gelmektedir. Kurum, kendi bünyesinde bilinçli olarak yaratılmış olan birimler arasında koordinasyonsuzluk sayesinde ciddi ve ülke ekonomisini sarsacak uygulamalara imza attırılmış ve şu anda uygulanan projelerin maliyetleri abartılı düzeylere taşınmıştır. Bilindiği gibi DSİ ülkemiz su kaynaklarının değerlendirilmesi amacı ile kurulmuş olan önemli bir örgüttür. Peki bu kurum son dönemlerde nasıl çalışmaktadır? Bu soruyu bir projenin çekirdekten ele alınışından başlayıp tatbikat ve ekonomiye kazandırılışına veya kazandırılmayışına kadarki geçen süreç içerisinde ele almakta fayda var.

İhale süreci nasıl işliyor?

1. Havza Genel Değerlendirmesi 2. Mevcut Su Kaynaklarının Tespiti 3. Hidrolik Araştırmalar ve Tesisler 4. Su Kaynağı Ön İnceleme 5. Planlama6. Uygulanabilirlik Tesbiti 7. Kurumsal Onaylar 8. Bütçesel Faktörler 9. Yatırım Programı 10. Boşa Geçen Yıllar 11. Nihayet İhale 12. Tatbikat

Yukarıdaki süreç geyet normal ve standart bir uygulama görünümündedir. Ancak bu sadece bir görünümdür ve her adım ayrı bir gariplik ve tuhaflıklar manzumesidir. Havzalarla ilgili değerlendirme ve tespit sistemleri eldeki imkanlar ölçüsünde zaman içinde yapılabilmiştir. Fakat dinamik analizler gerektiren bu sistem tespitleri ve kaynak incelemesi raflardaki tozlu yerlerine bırakılarak senelerce dokunmadan kalabilmektedir. Bu durum aşağıdaki gibi sorunları ve kopukluklarını beraberinde getirmekte ve sonradan yapılacak diğer işlemlerin eksik başlamasına ve verilecek kararın yetersiz kalmasına neden olmaktadır.

  • Havza tespiti ve o havzaya ait dokular yeterli düzeyde olmadığı gibi zamana uygun ve güncelleştirilen bir çalışmadan tamamı ile yoksundur.

  • Planlama belkide en az yapım süresi kadar zaman ayırılması gereken bir bölüm belkide en önemli bölüm iken şu anda kurumun en zayıf kalmış dairelerinden biridir. Kurumun planlama dairesi geçmişte yapılmış olan ve o günün projeksiyonlarını içeren çalışmaları günümüze güncellememekte ve sanki herşey tamamlanmış gibi kati proje aşamasına getirmekte ve maalesef proje ihaleye çıkaracağı zaman anlamının en az yarısından yoksun olarak ekonomiye katkıdan çok yeni bir yük olarak bilinmektedir.

  • Güncellenmeyen bu eski planlamalar o günkü perspektiflerde uygulanabilir iken gerek yeni bilgiler ışığında gerekse yeni ihtiyaçlardan kaynaklanan zorunluluklar ve ilaveler nedeni ile kimi zaman uygulanırlığını kaybetmekte veya daha önemli hale gelebilmektedir. Bunlar şu anlama gelmektedir. Planlama dinamik bir analizdir. Bir proje ihale safhasında artık ideal bir planlama raporuna sahip anlamı taşımaktadır. Ama kurum uygulamaları bunların hiçbirisi ile alakalı değildir. Kurumda daireler birbirleri ile iç içe ve koordinasyonlu çalışmadığından planlamacıların maliyet analizlerine esas aldıkları veriler, gerçekle yakından bile ilgili değildir. Yani ekonomik gözüken bir proje tatbikat sonrası "Keşke yapılmasaydı" gibi asla rasyonel bilimin kabul edemeyeceği serzenişler ile doludur.

  • Sonuçta, birçok badireden sonra ihale olan proje hangi ellere ve nasıl verildiğine bakılmaksızın başlatılmakta ve tatbikatında çıkan ilave maliyetler ile ülke ekonomisinin kamburlarından biri haline getirilmektedir.

  • Tabii bu eksik ve yeterli inceleme yapılmamış olan projeler çeşitli ülkeler arası iş birliği formülleri ile bir gecede dağıtılmakta ve hiç yapılmayacak projeler bile Hazine'ye milyar dolar mertebesinde yükleri getirmektedir.

  • Kurum içinde AR-GE bitirilmiştir.

    Yukarıda sıralanan sorunlar somut örneklerle doludur. Konuyu uygulamalar açısından ele alırsak maalesef X PARTİSİ eksenli bürokrasinin hiçbir yerde görünmeyecek istismarlarıyla dolu dosyaları ile karşı karşıya kalmaktayız. Çünkü projelerdeki bu bilinçli ve yok edici uygulamalar bu dönemde had safhaya ulaşmıştır. Kurumun işleyişi son derece kapalı haldedir. Alt birimlerin birinin diğerinin uygulamasından bilgili olmayışı, yıllanmış çalışmaların hiçbirinin güncellenmemesi ve projeksiyonunu çoktan aşmış olan projelerin ehil olmayan ellere sunularak çeşitli işbirliği protokolleri adı altında pazarlanması ve kuruma ve kurumun icraatlarına verilebilecek genel örneklerdir.

    Kurum için vurgulanabilecek ana özelliklerden birkaçı

    1. Hazırlanan projeler son derece yetersiz bile olsa çıkarlar ekseninde uygun kabul edilebilmektedir.Yeni İhale Yasası, bu duruma en ufak vurgu bile yapmamıştır. Çünkü yasa hazırlayan ekibin içinde ne Enerji Bakanlığı bürokratı vardır, ne de bu uygulamalar hakkında fikir sahibi bürokratlardan görüş almıştır. En önemli husus DSİ, ne projeleri olarak ne kurum altyapısı olarak bu yasaya hazır değildir!...

    2. Özellikle ülkelerarası protokollerin kapsamı bile tartışılmadan, hangi koşullarda ekonomiktir hesabı yapılmadan projeler hemen X Partisi eksenli müteahhitler grubuna içlerine tabii birkaç uzman şirketi de dahil ederek çevrelerince paylaştırılmış ve gerek mevzuat gerek teknik hususlar hep gözardı edilmişti.

    3. DSİ'nin bu girift ve karmaşık yapısı yapılacak atamaların kritikliği bakımından oldukça önemlidir. Şu anda bu alt gruplar kendilerini kamufle aşamalarına girmiş durumdadırlar. Kurumun ekip ve bürokrat organizasyonu acildir.

    4. Kurumun kendi organizasyon şeması zaten başlı başına reform isteyen ve özelleştirilmeyi zorunlu kılan bir yapı olduğu halde yapıya neşter vuramayacak atamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

    5. Kurum, yürüttüğü projelerin herbirinin istikşaf (ön inceleme) aşamasında başlayıp ve planlamasının yapılması ile devam edip bitimine kadar gençen sürede yapılmış boşluk ve yanlışları ile doludur. Daha da önemlisi sözleşme, şartname ve birim fiyatlarda mevcut olan veya tespit edilmiş olan boşluklar, eksiklikler avantaj gibi görülerek düzeltilmek yerine pazarlanmak sureti ile daha zararlı uygulamalara girilmiştir. Bütün bu uygulamaların daha açılması ve detaylandırılması da mümkündür.

    6. Bu yanlışlar daha bazı örneklerle nelerdir? Kısaca ve sabit örneklerle aşağıda izah edelim.

    MALİYETLER NASIL ŞİŞİRİLİYOR?

    1. XX İHALESİ hala bitirilmemiştir. Denize dökülen taşlar gizli odalarda basılan binlerce kantar fişi ile onlarca katına çıkarılmıştır. Yani projede olabileceğin onlarca kat hakedişe konmuş ve devlete ödetilmiştir.

    2. Bütün sahil boyunca alınan iskandillerin orijinali ile en ufak ilgisi yoktur. Peki TCK Teşkilatı ne yapmaktadır!!!

    3. XXX PROJESİ için de aynı şeyler geçerlidir. Müşaviri kimin tayin ettiği ve ne şekilde çalıştığı gibi... X İNŞAAT'ın yapmış olduğu duble yol bölümlerindeki keşif artışlarına bakılırsa yukarıda anlatılanlar çarpıcı bir şekilde doğrulanacaktır. Çünkü yolun ihaleye çıkışı ile oluşan keşif artışları arasında şimdiden 5 katına yakın farklar oluşmuş durumdadır. Halbuki bir projenin fizibilitesini ortadan kaldıracak oranda projede keşif artışı oluşacak olur ise o proje zaten yapılırlık niteliğini kaybetmiş olacaktır. Ancak inşaatın yapım usulleri çoktan insaf sınırını aşmış ve şu anda yolun birim maliyeti emsal kabul etmez duruma gelmiştir. Yani kapalı kapılar ardında kantar fişi basıp devlete fatura eden bir zihniyet hala Türkiye'de "Önemli kapıları" aşındırmakta ve bu da üzülerek gözlenmektedir. Yukarıda bilgiler istendiğinde daha da açılarak detaylandırılabilir.!

  •  
    'Hayatımızla oynamayın'
    Yeni Şafak'ın sorunlarını dinlediği, teknik liseden, endüstri meslek ve ticaret lisesi öğrencisine, binlerce meslek liselinin ortak feryadı: "Hayatımızla oynayarak, Türkiye'nin geleceğini karartmayın."
    Ankara'nın göbeğinde saltanat
    YÖK Başkanı Gürüz Çukurca'da Başbakanlık lojmanlarından birinde 95 milyon lira kirayla oturuyor.
    ÖNDER, Ankara'da hak aramaya çıktı
    Çörtük'e evrakta 'sahtecilik' davası
    Aralarında Kamuran Çörtük'ün de bulunduğu 39 işadamı hakkında "resmi evrakta sahtecilik" suçundan dava açıldı. İşadamlarının çeşitli gümrük kapılarında memurlarla işbirliği yaptığı belirtildi.
    Akın akın KKTC'ye
    Kıbrıs'ta başlatılan karşılıklı serbest geçişler devam ederken bugüne kadar 50 bini aşkın Rum Türk tarafına geçti. Ziyaret kurallarına uymayanlara bu geceden itibaren para cezası uygulanmaya başlanacak.
    Yardım konvoyu Kuzey Irak'a ulaştı
    Türkiye, Irak'a gıda ve sağlık ürünleri ağırlıklı insani yardım malzemesi göndermek için kapsamlı bir yardım paketinin hazırlıklarını sürdürüyor.
    Hillary, Lopez'i geçti
    Hillary Clinton pop yıldızı Jennifer Lopez başta olmak üzere birçok ünlü ismi geride bırakarak New York'un en güçlü kadını seçildi. Bayan Clinton'un 2008 secimlerinde ABD'nin ilk kadın başkanı olması bekleniyor.
    Etiler sosyetesine Haluk Levent taşı
    Haluk Levent, adları 'Etiler sosyetesi'ne çıkan kesimi, "Onlar, burjuva bile değil. Burjuva dediğin, kendini sanat etkinliklerinde, sergilerde gösterir"diye eleştirdi.
    Sertab Erener interaktif oylamada ikinci sırada
    Tahsilata gittiler faciayı gördüler
    7 kişilik ailenin ölümüne yol açan soba faciasının, bakkalın, borçlu olan aileden tahsil için çocuklarını eve gönderdiği sırada ortaya çıktığı belirlendi.
    Haklarında dava açılan yöneticiler
    Haklarında dava açılan şirket yöneticilerinin adları şöyle: Hasan Tahsin Nuhoğlu, Sefer Nuhoğlu, Ferhat Nuhoğlu, Mahir Tufanoğlu, Cemil Turan, Burhan Bayçelebi, Berfu Ece Bayçelebi, Handegül Bayçelebi, Orhan Bayçelebi, Beko Doğan, Hüseyin Taş, Vehbi Tayyar, Abdullah Tayyar, Kamuran Çörtük, Abdullah Çoban, Selim Suat Orsan, Kemal Yavuz Batum, Sadık Can, Süleyman Pekbüyük, Osman Pekbüyük, Cemil Pekbüyük, Selahattin Bulut, Hanım Bulut, Bülent Türker, İsmail Aksoy, Bülent Aksoy, İbrahim Doğan Akat, Burhan Genç, Raif Akar, Ali Yazıcı, Oktay Aliyazıcıoğlu, Turgay Bıyık, Aytül Açıkalın, Mustafa Açıkalın, Necdet Güvenli, İsmet Ender, Hüseyin Özdemir, Celal Öğe, Süleyman Kavaklı.
    Mısır Çarşısı davasına yeniden müzekkere istendi
    Eminönü'ndeki Mısır Çarşısı'nda 7 kişinin ölümü, 127 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan patlamayla ilgili 15 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 4 No'lu DGM'deki duruşmaya, tutuklu sanıklar İsa Kaya, Heval Öztürk, Abdülmecit Öztürk, Maşallah Yağan ve Alaattin Öget ile tutuksuz sanık Pınar Selek katıldı. Kadriye Sevgi Kübra ise 5 gün önce doğum yaptığı için duruşmaya getirilemedi. Tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına, dava dosyasının geri gönderilmesi için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na yeniden müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.
    Eski Bakan Durmuş'un kalp damarına stend takıldı
    Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un kalbe giden damarında tespit edilen tıkanıklık, Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan müdahaleyle giderildi. Kontrol amacıyla 25 Nisan Cuma günü hastaneye gelen Durmuş, gerekli tetkikler için yatırıldı. Durmuş'a yapılan anjiyo sonucu, kalbine giden bir damarında tıkanıklık olduğu belirlendi. Başhekim Doç. Dr. Sertaç Çiçek'in başkanlığındaki ekip, tıkalı damarının açılması için müdahale yaptı. Müdahalede, damarın açılması amacıyla önce balonlu uygulama yapıldı ve içine "stend" denilen çelik bir kafes takıldı.
    Kartal Emniyet Müdürü'ne soruşturma
    İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın kararı ve İstanbul Valiliği'nin de onayıyla açığa alınan Kartal İlçe Emniyet Müdürü Ufuk Tanju Güven hakkında, idari soruşturma açılacağı bildirildi. Güven, "ilçe sınırları dışına çıkmak" ve "görev başında alkol kullanmak" suçlarından idari soruşturmaya tabi tutulacak.
    29 Nisan 2003
    Salı
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED