AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
"Kökler" ve mehter!

Vadi Yayınları, yelpazesine Tezkire'den sonra Kökler'i de kattı. Osman Özbahçe'nin yönetiminde yayımlanacak olan üç aylık edebiyat dergisi Kökler'in hayırlı ve bereketli bir ömrü olmasını diliyorum.

Kökler'den söz eden bir arkadaşım, "Osman Özbahçe damgası"nı vurgulamak gereğini duydu. Gerçekten de, 127 sayfalık dergide, ikisi şiir beş metinde Özbahçe'nin imzası var. İkisi şiir, dört metinde de Ali K. Metin'in adını görüyoruz. Bu durumu bir zaaf saymanın da, bir üstünlük gibi görmenin de doğru olmadığını düşünüyorum. Önemli olan; kimin, neyi, nerede, niçin, nasıl söylediğidir.

Kökler, öyle anlaşılıyor ki, genel olarak edebiyatımız, özel olarak şiirimiz hakkında hem eleştiri, hem ürün düzleminde anlamlı sözler söyleyecek. Örneğin, Osman Özbahçe'nin Turgut Uyar şiirini değerlendirdiği kırk sayfalık çalışma, büyük bir emeğin ürünü. (s.56-97)

Kökler'deki en kısa metin Mehmet Harmancı'nın imzasını taşıyor. Kısacık bir öykü olarak okuyabileceğimiz bu metnin başlığı: "İntihar eden veli". (s.46)

İlk bakışta ürpertici, inanılması güç, hattâ saçma görünen bir başlık. Ancak metni okuduğunuz zaman, bu başlığın bir bakıma tırnak içine alınması gereken bir ibâre olduğunu fark ediyorsunuz. Bu kısacık öyküyü okuyalım:

"Ölümüyle ortaya çıkan veda mektupları intihar ettiği şüphesi uyandırmıştı.

Yapılan otopside intihar izine rastlanmadı.

İntihar etmediği, ölümünü önceden haber almış bir velî olduğu, ölümüyle fâş olan kerametinden anlaşıldı."

Bu üç cümlelik öyküyü, ironik bir metin gibi mi okumak istersiniz, yoksa hikmetli bir kıssa mı sayarsınız, bilmem. Yoksa, yazarın, genellikle geçmişte kalmış ve günümüzde yaşanabilmesi pek de akledilemeyen "velî-kerâmet" menkıbelerini bu "intihar çağı"na taşımak istediğini mi düşünmeliyiz? Daha çok şiire has bildiğimiz "çok anlamlılık", "değişik yorumlara açık olma" gibi niteliklerin Mehmet Harmancı öyküsünde karşımıza çıkması, hoş bir durum!

Kökler'de Alişan Demirci'nin "Ulan" başlıklı şiirini (s. 39) görünce Ahmet Arif'in "Vurun ulan vurun, ben kolay ölmem!" sözünü hatırladım. Fakat Alişan, "Vurun ulan" demiyor da "Vuracağım ulan!" diyor sanki. Şiirini şöyle bitirmiş:

"Sormayın artık yani bu savaş nedir
Savaşmak insanın imanını güçlendirir
Mehter bu!
Çalıyor!
Dünya bizimdir!"

Doğrusu, özellikle okuryazarların "barış güvercini" uçurmakta yarıştığı bir dönemde böyle ünlemli ünlemeler, hayli şaşırtıcı. Siz isterseniz, "şaşırtıcı" yerine, "umut verici" de diyebilirsiniz!

Bu son cümleyi yazışımın, şaşırtıcılıktan umut vericiliğe dümen kırışımın çok önemli bir gerekçesi var. 23 Nisan 2003 tarihli Radikal'in birinci sayfasında "23 Nisan kutlu olsun" başlığının altında renkli ve büyükçe bir fotoğraf: Soğuktan tir tir titreyen dekolte giyimli (evet, çağdaşlık bu!) üç kız çocuğu –dördüncüsü pek üşümüşe benzemiyordu- ellerinde kâğıt bayraklar... Aynı gazetenin ikinci sayfasının yarısını kaplayan müthiş bir haber: "Eyüplü cumaları çocuklar gibi şen"! Timur Soykan bu hârika haberini renkli fotoğraflarla da süslemiş. Büyük fotoğrafta Eyüp Camii önünde Eyüp Mehter Takımını konser verirken görüyoruz. Şu açıklamayı okuyoruz: "Eyüp Mehter Takımı yedi yıldan beri her Cuma erken saatlerde buluşup Eyüp Meydanı'nda mini bir konser veriyor. Dinleyicilere göre repertuar gün geçtikçe zenginleşiyor." Öteki fotoğraflarda berber Nazmi Yiğit ile palabıyıklı karpuzcu Turgay Kara'yı görüyoruz. Ama burada yer alışlarının sebebi, berberlik ya da karpuzculuk değil; Mehter Takımının elemanı oluşları. Habere göre, "Eyüp Belediyesi Başkan Yardımcısı Osman Sak, Evliya Çelebi'nin 'Seyahatname'sini okurken İstanbul'un fethinin ardından kentteki 12 büyük mehter takımından birinin Eyüp Sultan'da olduğunu öğrendi, ertesi gün işe koyuldu. Tek tek esnafları gezdi, mehter takımına katılacak gönüllülerin belediyeye başvurmasını istedi." ... "1 Haziran 1997 günü Alibeyköy'deki Eyüp Belediyesi'nin garajında daha önce hayatlarında ellerine hiç enstrüman almamış 90 kişi ve üç eğitmen bir araya geldi...." Bugün her sazdan dokuz tanenin bulunduğu dokuz katlı bir takıma ulaşılmış. Kadrolu beş eğitmen dışında herkes gönüllü –evet, gönüllü!- çalışıyormuş. Eyüp Mehter Takımı, gerek yurt içinden, gerek yurt dışından konser için davetler alıyormuş.

Timur Soykan'ın bu haberini herkesin, özellikle de ülkeyi yönetme konumundaki politikacı ve bürokratların, bütün üniversite mensuplarının, Türk toplumu hakkında kalem oynatan bütün yazarların iyi okumaları gerekir. Meselâ, Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer ya da öğretim üyesi yazar Sayın Türker Alkan bu haberi, bir kelimesini bile atlamadan, sonuna kadar okuma dayanıklılığını gösterseler, zihinlerindeki bazı barikatlar sarsılır, sanıyorum. (Çok mu iyimserim?)

Bu yazıyı bitirirken, Kökler'in iletişim araçlarını da vereyim: Telefonlar 0312-435 98 65 ve 435 64 89. Faks: 0312 405 79 03. E-posta: osmanozbahce@ttnet.net.tr


29 Nisan 2003
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED