|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dünkü yazıda gözden geçirmeye çalışıyorduk: Türkiye'den Avrupa'ya göçen Müslümanlarla kim ilgilensin? Okuyanlar hatırlayacaktır; konuyu açmamızın asıl nedeni son günlerde "Milli Görüş" etrafında gelişen tartışmayı anlamaya çalışmaktı.... Bu arada, Hürriyet gazetesinde yer alan "Ankara" çıkışlı bir haberden de söz etmiştik. Söz konusu haberden, bu ayın ortalarında Fransa'da yapılan "İslam Konseyi" seçimlerinde "Milli Görüş"ün "Diyanet"in değil de "Müslüman Kardeşler"in etkisindeki UOIFye destek verdiğini, ama herşeye rağmen seçimin yine de "Diyanet"in zaferiyle noktalandığını öğreniyorduk! Ancak bu bilgi bana pek inandırıcı gelmemiş ve şu tabloya bir bakalım da demiştim... İşte tam da burada kalmıştık. Araya "Diyanet"in yurtdışındaki faaliyetlerinden söz etmek de girince, işte tam burada kalmıştık. Belki yine hatırlayanlar vardır; hani Romanya'nın Köstence şehrinde "Kemal Atatürk İlahiyat Lisesi" açan ve çalıştıran o "Diyanet"! Hürriyet'in Fransa'daki "İslam Konseyi" seçimlerini yorumlayan "Ankara" çıkışlı haberi tabii ki doğru bilgi vermiyordu. Çünkü herşeyden önce, Almanya'nın tersine Fransa'daki Müslümanlar "Türkiyeli" ağırlıklı olmadığı için, bu ülkedeki "İslam Konseyi" seçimleri bambaşka bir hava içinde geçmişti. Müslüman Türklerin içinde yer aldığı Komite, bu seçimlerde merkezi Konsey'in (CFCM) 40 üyelik yönetim kuruluna ancak 2 üye sokabilmişti. Buna karşılık Fas'a yakın olduğu söylenen bir başka kuruluş (FNMF) 16, Hürriyet'in "Müslüman Kardeşler"e yakın diye takdim ettiği kuruluş ise (UOIF) 13 üye sokmuştu. Geri kalan 2 üye ise, "Paris Camii" olarak bilinen ve Cezayir'e yakın olup cumhuriyetçi ve modern bir İslam'ı temsil ettiği söylenen örgütten geliyordu. "Paris Camii" adı verilen bu grubun üzerinde biraz duralım: Fransa'nın bugünkü İçişleri Bakanı Nicolas Sarkosy, ülkesinde Müslümanları temsil eden bir muhatap bulabilmek için düzenlediği bu "İslam Konseyi" seçiminde (unutmadan söyleyelim; biraz önce sözünü ettiğimiz merkezi Konsey'in yanı 25 bölgesel Konsey için de seçim yapıldı), birçok Fransız'ın da eleştirdiği bir kural koymuş ve Konsey'in başkanlığını daha işin başından "Paris Camii"ne havale etmişti. Başkan yardımcılıklarını da diğer iki büyük kuruluşun temsilcileri üstlenecekti. Yani açıkçası, Fransız hükümeti, İçişleri Bakanı Sarkosy'nin peşinen getirdiği bu kuralla, seçim sonuçlarını hiç hesaba katmadan Konsey Başkanlığı'nı kendilerine daha yakın buldukları "Paris Camii"ne peşinen teslim etmişti.... Unutmayalım, bu seçim daha ilk seçim... Bakalım işler bundan sonra nasıl gelişecek. Sarkosy'nin koyduğu kuralı demokratik bulmayarak seçimleri boykot eden Müslüman kuruluşları da eksik değil. Belki de, Fransa'daki Müslümanların diğer dinler ve kamu otoritesi karşısında "sözcüsü" olacak olan bu Konsey örgütlenmesi önümüzdeki seçimlerde başka türlü bir yapı kazanacak. Bu arada gözden geçirdiğimiz mesele, geçen gün Radikal'den Mine G. Kırıkkanat'ın (kendisi aynı zamanda Milliyet'in Paris muhabiri) "İşte kafa" başlıklı yazısına da konu oldu. Tahmin ettiğiniz gibi Kırıkkanat'ın yazısı da, Hürriyet'in haberini hatırlatır bir biçimde "Milli Görüş"ün Fransa'daki seçimlerde ne işler çevirdiğiyle ilgiliydi! Kırıkkanat da benzer bir tespit yapıyor: "Ancak Fransa'daki Milli Görüş teşkilatları, söz konusu seçimlere Türk Müslümanları'nın listesinden katılmayı reddettiler ve... 'Müslüman Kardeşler'i temsil eden UOIF'in listesinden girdiler, sekiz üyelik kazandılar konseyde. Fransız İçişleri, seçimler öncesinde Milli Görüş teşkilatları temsilcisini bakanlığa çağırıp, 'demokratik' bir öğüt verdi kendisine: 'Bakın siz Türksünüz, yeriniz Türklerin yanında olmalıdır, seçimlere Türk Müslümanları Koordinasyon Komitesi listesinden giriniz!' Milli Görüş öneriyi reddetti ve Fransa'da devletin kolluk güçlerinin mercek altına aldığı, her birinin ardına birer polis taktığı Arap kökenli 'Müslüman Kardeşler'in yanında aldı yerini."(!) Bilmem yoruma gerek var mı? Anlaşılan o ki, Fransız İçişleri'nin araya girmesi bile "Milli Görüş"çülerin "Araplar"dan uzaklaşıp "Türkler"e yaklaşmasını sağlayamamış! "Demokratik öğüt"ü dinlemek kim, "Milli Görüş" kim? Dikkat ederseniz, Fransızların basbayağı tanıyıp seçimlere soktukları UOIF'den nedense bizim gazeteciler birer "rejim düşmanı" olarak söz ediyorlar... Sanırsınız ki Fransa'da akıl tükendi de, (hem de Sarkosy gibi bir İçişleri Bakanı'nda!), imdatlarına yetişmek Türk gazetecilere kaldı.... İşte böyle; sonuç olarak, dünkü yazıda da belirtmeye çalıştığım gibi, "Diyanet via Devlet" ve "Türk gazeteciler", herkes gibi Türkiye'den yurtdışına göç eden Müslümanların da din meselesinde kendi bildikleri gibi davranmalarını, bu işin tamamen "sivil" bir iş olduğunu kabul etmeye bir türlü yanaşmıyor... İstiyorlar ki, madem ki yurtdışına göçmüş, hatta gittikleri ülkenin birer vatandaşı olmuş Türkiyeli Müslümanların "dış dünyaları" ile artık yakından ilgilenemiyorlar, o halde hiç değilse "iç dünyaları"nın denetimini ellerinden kaçırmasın! Siz söyleyin: Bu zamanda bu mümkün mü?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |