|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Milli Güvenlik Kurulu, ülkenin gündemine bir kez daha asli fonksiyonuyla bağdaşmayan bir suretle gelmiş bulunuyor. Bu kurula atfedilen anlam ve önem, yarınki toplantıyı siyasi iktidarın üzerinde bir güç, bir onay oturumu pozisyonuna oturtmaktadır. Toplantının gündemi bilinmemektedir ama son haftanın "irtica" gündeminin masaya yatırılacağı tahmin edilmektedir. Yani, hükümet merkezli olduğu iddia edilen icraatların sahipleriyle bu icraatlardan rahatsız olduğunu ihsas ettiren askeri kanat karşı karşıya oturacaktır. Eğer, bu söylentiler MGK'nın gündemine yansıyacak olursa, ortaya garip bir durum da çıkacaktır. Zira, anayasal yetkisi hükümete tavsiyede bulunmakla sınırlı olan bir kurul, hükümete hareket alanını tavsiye etmiş olacaktır. Bir söylenti de, MGK'nın asker üyelerinin sonuç bildirisine "irtica ile mücadele kararlığı"nı ifade eden cümleler koymak niyetinde oldukları ve bu niyetleri kabul görmezse buradan bir gerilim çıkma ihtimali bulunduğudur. Neresinden bakılırsa bakılsın garip ve dramatik bir tablodur bu... Tarihinin en ağır ekonomik buhranının etkilerini hâlâ yaşayan, hâlâ fakir, hâlâ borçlu, hâlâ işsiz ve hâlâ krizde bulunan bir ülkeye inatla ve ısrarla irtica ile karın doyurma tavsiyesinde bulunanlar var. Yani, asıl sorun başkaymış gibi gerçek hedefi saptıran bir çekirdek mekanizma çalışıyor. Bir zamanlar bütün bunlar, tek sorun olarak gösterilen başörtüsü üzerinden yapılıyordu. Şimdi ise aynı şeyler, "sorun başörtüsü değil ama..." şerhi düşülerek yapılmaya çalışılıyor. Peki sorun ne? Gerçekte başı sonu belli, tanımlanabilir bir sorun bulunmuyor. Yani, laikliğin tehlikede olduğu, rejimin niteliğinin zarar görebileceği veyahut da devlette ideolojik kadrolaşmanın yapıldığına dair somut hiçbir veri sözkonusu değildir. Sadece niyetler sorgulanıyor ve bazıları sürekli olarak endişe içinde yaşıyor. Ama, Türkiye'nin artık sorgulanan niyetler ve paranoyak endişeleri finanse edecek kaynağı bulunmuyor. Son kaynağı da zaten 28 Şubat har vurup harman savurdu. Ama neyse ki bu en iyimser tahminle 100 milyar dolarlık tecrübe, biraz aklı ve izanı olanlara büyük bir gerçeği de gösterdi: Türkiye'de irtica tehlikesi yoktur ve yıllardır sıtmaya tutulmuş gibi bu tehlikeyi işaret edenlerin elinde delil bulunmamaktadır. Tamamen, irtica tehdidini ortadan kaldırmak, laikliği güvence altına almak ve rejimi korumak için yapılan; ardından da bu işlerin sevk ve idaresi için 55, 56 ve 57. hükümetleri kurduran malum süreç, geçen 5 yıllık arama tarama ve ardı arkası kesilmeyen dedektiflik faaliyeti sonucunda ortaya ikna edici tek bir delil koyamamıştır. Devlet, hem askerler hem de onların direktifleriyle hareket eden sivil siyasetçi ve sivil bürokratlar tarafından didik didik araştırılmış; bürokrasi, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri hallaç pamuğu gibi atılmıştır ama Türkiye'de irticaya ya da irtica tehdidinin varlığına dair ciddi bir bulguya rastlanamamıştır. Anti-irtica, anti-hukuk ve anti-demokrasi timleri dört bir koldan hamle etmiştir ama ortaya, bir tehdidin varlığını ispatlayabilecek ne sosyolojik bir kanaat ne de hukuki bir kanıt çıkarılmıştır. Ne başörtüsünün siyasal bir örgütlenme simgesi olduğu ne de din eğitiminden geçen insanların devleti dinamitleme amacı taşıdığı belgelenememiştir. Çünkü böyle bir şey hiçbir zaman olmamıştır. Sadece, bu varsayım üzerinden siyaset inşa edilmiş, darbe yapılmış, hukuk çiğnenmiş, demokrasi geriletilmiştir. Hiçbir surette varit olmayan bir tehlikeye atfen üretilen korku perdesinin arkasında ülkenin kıt kaynakları hortumlanmış, insanlarının geleceğe dair umutları harcanmıştır. Tekrarlayayım... Türkiye için fevkalade pahalı bir tecrübe olan malum süreç, yani 28 Şubat hiç olmazsa ülkede bir irtica tehlikesi bulunmadığını ve endişeye mahal olmadığını apaçık göstermiştir. Zaten, eğer bir tehlike olsaydı devletin ve milletin bütün hücrelerine nüfuz eden 28 Şubat'ın kudretli asker ve sivil kadroları bunun delillerini ve izlerini mutlaka bulacaklardı. Yarın yine bir MGK toplantısı var.... Bu önemli ve pahalı tecrübe, yarınki toplantıya ışık tutmayacaksa neye yarayacak!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |